<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473</id><updated>2011-07-30T17:46:57.187-07:00</updated><category term='çizgi roman'/><category term='guitar hero'/><category term='dredg'/><category term='kadın kısmı...'/><category term='masal'/><category term='animasyon'/><category term='supernatural'/><category term='inceleme'/><category term='adrianne curry'/><category term='Robert Downey Jr. Iron Man 2'/><category term='Led Zeppelin'/><category term='sit-com'/><category term='Candace  Kucsulain'/><category term='Haftanın Şarkısı'/><category term='korku - gerilim'/><category term='Hayatımda iz bırakan şeyler'/><category term='Playstation 3'/><category term='Rock'/><category term='cizgi film'/><category term='dana fuchs'/><category term='hairy otter'/><category term='post apocalyptic era'/><category term='Heavy Rain'/><category term='Kompleks'/><category term='dinci safsataları'/><category term='psikoloji'/><category term='kabuslar dedektifi'/><category term='yüzüklerin efendisi'/><category term='etkinlik'/><category term='futbol'/><category term='fantastik kurgu'/><category term='stephen king'/><category term='kitap'/><category term='konsol'/><category term='level'/><category term='bilgisayar'/><category term='sinema'/><category term='transformers'/><category term='dergi'/><category term='progressive rock'/><category term='terminator'/><category term='geek'/><category term='mizah'/><category term='bilimkurgu'/><category term='gelenek görenek'/><category term='yeşilçam'/><category term='aydilge'/><category term='Efsun'/><category term='çizim'/><category term='teknoloji'/><category term='rammstein'/><category term='country'/><category term='walls of jericho'/><category term='müzik'/><category term='metal'/><category term='kültür'/><category term='dizi'/><category term='day one'/><category term='the it crowd'/><category term='Folk-rock'/><category term='İnteraktif Film'/><category term='blog kardeşliği'/><category term='prison break'/><category term='oyun'/><category term='komik'/><category term='resim'/><category term='en karizmatik kötüler'/><title type='text'>Nükleer Serpinti</title><subtitle type='html'>red flash clouds choking out the morning sky. They said it'd never come, we knew it was a lie. All forms of life die now,    the humans all succumb time to kiss your ass goodbye, the end has just begun...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>68</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3714578678537462108</id><published>2010-04-17T09:56:00.000-07:00</published><updated>2010-04-17T10:05:57.916-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adrianne curry'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın kısmı...'/><title type='text'>Hayallerimin Gadını Episode 2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://slashgossip.com/wp-content/uploads/2009/12/adrianne_curry_wow_naked.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 580px; height: 326px;" src="http://slashgossip.com/wp-content/uploads/2009/12/adrianne_curry_wow_naked.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceleri Kore'nin en iyi bayan Starcraft oyuncusu olan koreli kızdan bahsetmiştim hatırlarsınız. (Gerçi nereden hatırlayacaksınız 2 sene geçmiş üzerinden.) Neyse kendisinin kırmızı converse'ini dama atacak bir bayan buldum. Adrianne Curry isimli model kişi, America's Next Top Model isimli, hala nasıl türk kopyasının yapılmadığını anlamadığım bir programla tanınmış. Güzelliğinin yanında çıplak World of Warcraft oynaması ve Star Wars hastası olması nedeniyle  "Godness of Geeks" sıfatıyla Olimpos'a taşınması gerekiyor bence. (Kratos abimin 4. oyundaki düşmanı olabilir misal :)) Arkadaşlık, sosyalleşme vs. sitelerine koyduğu seksi pozlar nedeniyle kendisini bol bol Hürriyet, Milliyet'in "Seksi Resimleri İçin Tıklayınız." haberciliği yapan sitelerinde görebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte arzulanacak kadın bu!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3714578678537462108?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3714578678537462108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3714578678537462108' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3714578678537462108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3714578678537462108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2010/04/hayallerimin-gadn-episode-2.html' title='Hayallerimin Gadını Episode 2'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-1619427758336465958</id><published>2010-04-17T08:51:00.000-07:00</published><updated>2010-04-17T09:54:37.309-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnteraktif Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Heavy Rain'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Playstation 3'/><title type='text'>Heavy Rain, Oyun Dünyasında Bir Devrim</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.blogdergisi.com/wp-content/uploads/2010/03/heavy-rain.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 425px; height: 415px;" src="http://www.blogdergisi.com/wp-content/uploads/2010/03/heavy-rain.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Midem bulanıyor, ellerim titriyor. Karanlık ve daha karanlık... Pişmanlık iki eliyle boğazıma yapıştı adeta. Gözlerim kararıyor, nefes almakta zorlanıyorum. Polis ortağım, ben ve yerde kanlar içinde yatan adam... Hepimiz sessizlik içindeyiz. Dışarıda camı döven yağmur hariç hiç ses duyulmuyor.  "Niye elini cebine attı?" diye düşünmekten kendimi alamıyorum. 1Dakikalarca yaptığım telkinlerin ardından niye beni kendisini vurmaya zorladı? Cebinde değil tabanca tırnak makası bile yoktu oysa ki... Neden?"&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yukarıda yazdıklarım bir hikaye başlangıcı değil, Heavy Rain'in bir sahnesinden sonra hissettiklerim. Hayatımda ilk kez bir oyun oynarken karakterlerle aynı duyguları paylaştım. Korktum, endişelendim, gerildim, heyecanlandım, duygulandım. Başka bir oyunda "Amaan noolacak, alt tarafı bir oyun" diye düşünüp rahatlıkla uygulayabileceğiniz kararları bu sefer zorlanarak aldım. Çünkü Heavy Rain sıradan bir oyun değil, kararları kendiniz vererek şekillendirdiğiniz bir interaktif film, karakterlerle birleştiğiniz sanal bir tecrübe. Bir şaheser...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://blogs.elcomercio.pe/geekgames/Jacqui-Ainsley-17-Heavy-Rain-Madison-Paige.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 1024px; height: 576px;" src="http://blogs.elcomercio.pe/geekgames/Jacqui-Ainsley-17-Heavy-Rain-Madison-Paige.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunun çok özgün bir konusu yok. Origami Killer isimli bir seri katilin kaçırdığı son kurbanı kurtarmaya çalışan 4 karakterin çevresinde dönüyor hikaye... Origami Killer'ın en büyük özelliği kurbanlarını yağmur sularında boğarak öldürmesi. Hikaye de kurbanın boğacak yağmur suyunun 6 inç yüksekliğe ulaştığı 4 gün içinde geçiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten oyunun en büyük özelliği hikayesi değil, 3 sene önce bir teknoloji videosundan ibaretken hakkında bu kadar konuşulmasına neden olan karakterleri adeta gerçekmiş izlenimini veren mimikleri yansıtma başarısı. Playstation 3'ün sınırlarını zorlayan grafiklerinde bu konuda büyük katkısı var. Diğer bir artı, ki bence oyunun devrimsel özelliğidir, en başta da anlattığım gibi karakterlerin hislerini oyuncuya hissettirmekte ki başarısı... Nasıl normal hayatta heyacanlandığınızda düşünmekte zorlanır, kalp atışlarınız hızlanırsa, Heavy Rain'de olabildiğince aynısını size yaşatıyor. Konuşma seçenekleri titriyor, bulanıklaşıyor, ekranda beliren tuş resimleri birbirine girmeye başlıyor, gamepad elinizin altında geriliyor, nabız gibi atmaya başlıyor. Bir anda elindeki gamepad ile ekrandaki karakteri yöneten değil, bizzat karakterler oluyorsunuz. Ethan'ın çaresizliğini hissediyorsunuz, Norman'ın bağımlılığını yaşıyorsunuz, Scott Shelby'in karizmasını alıyorsunuz veya Madison'un cesaretini taşıyorsunuz. Heavy Rain bu hisleri oyuncuya vermeye başaran ilk oyun oluyor bu sayede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.play-mag.co.uk/wp-content/uploads/2009/12/heavy_rain_07.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 640px; height: 360px;" src="http://www.play-mag.co.uk/wp-content/uploads/2009/12/heavy_rain_07.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heavy Rain yetersiz müzikleri ve fazla yan yol içermemesinden dolayı 3-4 defadan fazla oynamanın manasız kalması hariç mükemmel bir eser. Bence Playstation 3 alacaksanız veya elinizde varsa, ilk oynamanız gereken oyun budur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-1619427758336465958?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/1619427758336465958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=1619427758336465958' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/1619427758336465958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/1619427758336465958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2010/04/heavy-rain-oyun-dunyasnda-bir-devrim.html' title='Heavy Rain, Oyun Dünyasında Bir Devrim'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-4266263778111789223</id><published>2009-08-23T04:51:00.001-07:00</published><updated>2009-08-23T04:53:19.995-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilimkurgu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='transformers'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Transformers 2 - Revenge of the Fallen</title><content type='html'>Bir film kritiği yazmak amacıyla oturdum bilgisayarın başına ama http://thatguywiththeglasses.com/ da izlediğim Transformers kritiğine o kadar güldüm, o kadar güldüm ki yazacak birşey kalmadı. O yüzden direkt videonun linkini gönderiyorum. İyi seyirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://blip.tv/play/gbk7gYzhIAI" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="392"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-4266263778111789223?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/4266263778111789223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=4266263778111789223' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4266263778111789223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4266263778111789223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2009/08/transformers-2-revenge-of-fallen.html' title='Transformers 2 - Revenge of the Fallen'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-1679245630907360782</id><published>2009-08-22T15:55:00.000-07:00</published><updated>2009-08-22T16:32:49.253-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dergi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='level'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayatımda iz bırakan şeyler'/><title type='text'>Hayatımda İz Bırakan Şeyler Volume - 1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/7/77/LEVEL_Temmuz_2008_Kapak.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 356px; height: 492px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/7/77/LEVEL_Temmuz_2008_Kapak.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;Yıllar evvel orta sona giderken almaya başlamıştım Level'i. (Ağustos 98'di sanırım kapağında Wargames vardı.) "Vay be ne güzelmiş lan" diyerek aldım okudum, hastası oldum. Ondan sonraki sayısında "Dreams" isimli oyunu vermişlerdi. (Aldığım 2. bilgisayar oyunudur kendileri) Okuyucusuna böyle bir kıyak yapınca iyice hastası oldum her sayısını kaçırmadan takip ettim. O zamanlar bu dergi alışkanlığıma gıcık olan iki kişi vardı birincisi Level'i boşa para ve zaman harcama olarak gören babam (ki almamı yasaklamıştı, ben gizli gizli alırdım.) ikincisi de o zamanlar Level'in en büyük rakibi Gameshow dergisinin hastası Taylan isimli arkadaşım. Ben kimseyi dinlemeden 10. yıl sayısına kadar takip etmeyi sürdürdüm. (Haziran 2007 idi yine yanlış hatırlamıyorsam.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Level'in benim hayatımda önemli bir yer tutmasının nedeni, internetin süründüğü o dönemlerde bilgisayar oyun piyasasını takip etmenin imkansızlığıydı. Öyle ya her ay 600 megabayt oyunu indirmek o zamanlar o derginin fiyatının birkaç katına denk bir meblağydı. Bilgisayar oyunu hastası birisi olarak da oyunlar hakkında bilgi sahibi olmak benim için bir tutkuydu. Verdikleri poster ve orjinal oyunlarda cabası tabi &lt;img src="http://www.spturkiye.com/forum/images/smiles/icon_smile.gif" alt="Smile" border="0" /&gt; Ancak zamanla farkettim ki Level'in esas özelliği yazarlarının kalitesiydi. Derginin Feldkamp'ı sayılabilecek Sinan Akkol, Mad Dog, Berker Güngör (o zamanlar Mad Dog'u başka birisi sanırdık.) sonradan katılan Fırat Akyıldız, Jesuskane (ki benim favori yazarım), Tubek Ölek, Serpil Ulutürk'ün yazıları sayesinde Level'i, bilgisayarım hurdaya dönmesine, yeni çıkan hiçbir oyunu oynayamama rağmen her yeni sayısını almaktaydım. Benim için büyük bir tutku, adeta hayaller alemine açılmamı sağlayan bir gemiydi bu parlak kapaklı, bol resimli dergi... Yazarları da, kesinlikle dünyanın en güzel işini yapan insanlarıydı benim gözümde. Öyle ki, ne yapıp edip üniversite sınavında İstanbul'da bir okulu kazanmayı ve dergiye, gerekirse Sinan Akkol'un ayaklarına kapanarak, yazar olmayı hayal ederdim hey gidi günler hey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra nooldu? Önce ADSL Türkiye'ye geldi. Bir zamanların pahalı ve yavaş icadı internet artık gayet makul (1999-2000 yıllarına göre rüya gibi) hızlara çıktı, aylık masrafları azaldı ve herkesin rahatlıkla sahip olabileceği bir hizmet haline geldi. Bir anda Level'in cdlerinde verdiği demolar, yaptığı kritikler anlamını yitirdi, çünkü artık her oyuna kolaylıkla ulaşıyor, bir oyunun incelemesini farklı kalemlerden bedava okuyabiliyorduk. O nedenle Level'a 5-6 milyon vermek büyük bir yük olarak gelmeye başlamıştı. Level'e ikinci büyük darbe, kaliteli, zevkle okuduğum yazarların bir bir uzaklaşması oldu. Önce dergiye yıllarca yazarlık ve babalık etmiş Berker Güngör ayrıldı. (biraz araştırdım ki Chip dergisine dönmüş, Temmuz'dan beri yazılarını orada yayınlamakta Berker baba) ardından Level'in çekirdek kadrosu önce geri plana çekildi, sonra da Doğan Holding'in Vogelburda'yı, dolayısıyla Level'i, alması ile ayrılıp kendi dergilerini yayınlamaya başladılar. Level yöneticileri ise yeni bir kadro ile yola devam etse de maalesef eski tadından çok uzak bir dergi hazırladılar. Benim Ağustos 1998'de başlayan Level maceram da Temmuz 2009'da sona erdi. Arkada onlarca yıpranmış, yırtılmış, cdleri Türkiye'nin dörtbir yanına saçılmış dergi arşivimi bıraktı ki, en son Anneannemin evinde olan dergilerim muhtemelen çaydanlık altlığı, yaşı 2-6 arası olan kuzenlerimin yırtma-parçalama oyuncağı oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte öyle... (Final olmadı lan!)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-1679245630907360782?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/1679245630907360782/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=1679245630907360782' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/1679245630907360782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/1679245630907360782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2009/08/hayatmda-iz-brakan-seyler-volume-1.html' title='Hayatımda İz Bırakan Şeyler Volume - 1'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-2002343978243615694</id><published>2009-08-22T15:51:00.000-07:00</published><updated>2009-08-22T15:54:52.767-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='day one'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post apocalyptic era'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dizi'/><title type='text'>Day One (Yada Lost x Heroes x Jericho)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.dizidizi.net/wp-content/uploads/2009/05/day-one-nbc.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 240px;" src="http://www.dizidizi.net/wp-content/uploads/2009/05/day-one-nbc.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;2009/2010 yayın döneminde bilim kurgu-post apokaliptik dizilere doyacağız gibi görünüyor. Nbc'nin kış dönemi için hazırlattığı Day One bu diziler içinde en öne çıkanlar arasında yer alıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dizide büyük bir doğal afetten sonra aynı muhitte oturan bir grup insanın hayatta kalma mücadelesi ve diğer insanlara ulaşmaya çalışması konu alınacak. Dizide felaketin nasıl gerçekleştiğinden, bütün kent yok olurken komşuların nasıl hayatta kaldığı gibi gizemler anlatılacakmış. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;a href="http://youtube.com/watch?v=2vdaBMaIvvo" title="Day One Trailer"&gt;Fragmanından anlaşıldığı kadarıyla&lt;/a&gt; Lost ve Jericho karışımı bir dizi olacak gibi duruyor. Bakalım Lost gibi herkesin "hacı gizem, sayılar, canavar, ada vs. koparıyor yaaa! Kate de taş. Süper bişi" dediği bir dizi mi olacak yoksa ilk birkaç bölümünden heyecanlandrıp sonra tırt çıkan Heroes gibi bir dizi mi izleyeceğiz.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-2002343978243615694?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/2002343978243615694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=2002343978243615694' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/2002343978243615694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/2002343978243615694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2009/08/day-one-yada-lost-x-heroes-x-jericho.html' title='Day One (Yada Lost x Heroes x Jericho)'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-5676949718005362920</id><published>2009-08-22T15:27:00.000-07:00</published><updated>2009-08-22T15:50:02.770-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Folk-rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efsun'/><title type='text'>Efsun - Duy Sesimi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/f/f8/Efsun_cover.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 353px; height: 504px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/f/f8/Efsun_cover.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ben bir metalseverim. ("Metalsever ne lan?" diyenler için açıklama: Headbanger lafını sevmem, metalci kelimesini ise iğrenç bulurum, ne öyle kapıcı gibi. O yüzden metal müzik fanlarını böyle tanımlıyorum.) Ağırlıklı olarak Speed, Thrash ve Death Metal dinliyorum. Genel olarak Türkiye'de dinlenmeye değer metal grubu olduğunu düşünmediğimden türkçe metal ve rock'a uzaktım ancak Vega'nın Hafif Müzik albümünden bu yana farklı birşeyler yapmaya çalışan tüm Türk şarkıcıları/grupları takip etmeye çalışıyorum. Efsun ise, baya geç de olsa, en son keşfim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsun Gülay Boyalar (vokal-gitar) ve Özer Dönerkaya'nın 2004'de kurdukları bir grup. İlk zamanlarında yaptıkları cover çalışmalarıyla tanındıktan sonra 2006'da ilk albümleri olan "Duy Sesimi"'ni müzikseverlerle buluşturdular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsun'un ilgimi çekmesinin en büyük nedeni, bestelerinin içerdiği yoğun etnik yapı. Deja-vu grubunun bağlamayla harmanladığı şarkılarından sonra, Efsun'da ezgilerine kanun, darbuka, klarnet gibi Türk Sanat Müziği enstrümanlarını ekleyerek farklı bir yorum elde etmeye çalışmış. Çeşitli sitelerden okuduğum kadarıyla Efsun yapabileceklerinin pek azını albüme yansıtabilmiş. Ancak bu haliyle bile oldukça farklı ve güzel bir folk-rock albümü çıkarmışlar. Genel olarak her şarkı güzel, bir Aydilge bir Deniz (Özbey) Akyüz olmasa da Gülay'ın sesi şarkılara güzel gitmiş, fazla sırıtmamış. Albümde özellikle Makus Talih ve, klip de çekilen, Ruya şarkıları hoşuma gitti. Ancak albümün içinde "şu şarkı hiç gitmemiş." diyebileceğim bir örnek de yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsun'dan Duy Sesimi farklı türkçe albümler arayanların mutlaka dinlemesi gereken bir albüm. Bir ilk albümden beklenilebilecek seviyede başarılı. Dilerim Efsun ileride kendilerini de geliştirerek daha iyi albümler yayınlar ve biz sevenlerini müziklerinden mahrum bırakmaz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C3%96zer_D%C3%B6nerkaya&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1" class="new" title="Özer Dönerkaya (sayfa mevcut değil)"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-5676949718005362920?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/5676949718005362920/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=5676949718005362920' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5676949718005362920'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5676949718005362920'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2009/08/efsun-duy-sesimi.html' title='Efsun - Duy Sesimi'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-8790290781687240271</id><published>2009-08-18T14:54:00.001-07:00</published><updated>2009-08-18T14:56:18.404-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dana fuchs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın kısmı...'/><title type='text'>Hükümet Gibi Kadın</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://userserve-ak.last.fm/serve/_/3745365/Dana+Fuchs+42.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 371px; height: 502px;" src="http://userserve-ak.last.fm/serve/_/3745365/Dana+Fuchs+42.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sesin bir yana, fiziğin ve karizmanla da çarptın. Güzel, seksi, çarpıcı falan diyemiyeceğim ama sanırım senin için en uygun tanım "Hükümet gibi kadın"dır Dana Fuchs.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-8790290781687240271?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/8790290781687240271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=8790290781687240271' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8790290781687240271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8790290781687240271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2009/08/hukumet-gibi-kadn.html' title='Hükümet Gibi Kadın'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-4959827167997037447</id><published>2009-08-18T14:47:00.000-07:00</published><updated>2009-08-18T14:52:52.573-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haftanın Şarkısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='progressive rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dredg'/><title type='text'>Haftanın Şarkısı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://ec1.images-amazon.com/images/I/4197XV0E0RL._SS500_.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 298px; height: 298px;" src="http://ec1.images-amazon.com/images/I/4197XV0E0RL._SS500_.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;object align="middle" width="150" height="50"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="sameDomain"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://muzicons.com/musicon_v_srv_new.swf" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="&amp;amp;nomuz=muzicon%20unavailable&amp;amp;site=http://muzicons.com/&amp;amp;icon_pic=25.png&amp;amp;music_file=http://firewaves3d.com/music/dredg/upload/01-dredg-ode_to_the_sun.mp3&amp;amp;bg_color=603813&amp;amp;type_of_clip=whith_bar&amp;amp;text_color=FFFFFF&amp;amp;text_message=da+detka&amp;amp;buy_link=http%3A%2F%2Fwww.amazon.com%2Fgp%2Fsearch%3Fie%3DUTF8%26tag%3Dmuzicocommusi-20%26index%3Ddigital-music%26linkCode%3Dur2%26camp%3D1789%26creative%3D9325" wmode="transparent" menu="false" quality="high" align="middle" width="150" height="50"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dredg'in ismini ilk olarak 2005'de duymuştum sanırım. Yiğit isimli bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine dinlediğim Penguins in the Desert, ne yalan söyleyeyim, o zamanlar Megadeth, Metallica, Cranberries vs. dinleyen benim için çok... eee.... tuhaf ve zevkime çok uzaktı. Aradan yıllar geçti, kulağım Progressive tür rock ve metal ezgilerine alıştı. Arşivimden Penguins of the Desert'i bulup tekrar dinledim ve şarkıya aşık oldum! Günde 2-3 defa dinliyordum. Dredg'in en iyi şarkısı olduğuna inanıyordum. Taa ki, Ode to the Sun'ı dinleyene kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek kelimeyle MÜ-KEM-MEL! Herkes dinlemeli, herkes sevmeli...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-4959827167997037447?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/4959827167997037447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=4959827167997037447' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4959827167997037447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4959827167997037447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2009/08/haftann-sarks.html' title='Haftanın Şarkısı'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-338052124240688694</id><published>2009-08-17T12:24:00.000-07:00</published><updated>2009-08-18T14:44:42.721-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the it crowd'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sit-com'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geek'/><title type='text'>The IT Crowd</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.coolmarketingthoughts.com/images/itcrowd2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 450px; height: 287px;" src="http://www.coolmarketingthoughts.com/images/itcrowd2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gününüzün kaç saatini bilgisayar başında geçiriyorsunuz? Eğlenmek isteyenlerin Amiga, Commodore 64 gibi oyun konsolları, televizyon veya sinema ile zaman geçirdiği zamanlar çok geride kaldı artık. Bir zamanların sadece muhasebeci veya mühendislerin kullandığı sıkıcı ve karmaşık hesap makineleri, İnternetin yaygınlaşması, Doom ile başlayan oyun konsolu olma adımları, pc'lerin gittikçe hızlanması, küçülmesi ve ucuzlaması sayesinde gerek evlerimize, gerek her köşebaşında biten internet kafelerle mahallelerimize doğal olarak da hayatımıza yerleşmesi ile en teknoloji özürlüsü kişi bile günde en az bir saatini bilgisayar başında geçirir oldu.  Ancak ilginçtir ki, hayatımızda bu kadar yer eden bilgisayar popüler kültürümüzde malzeme olarak oldukça az yer kaplamakta. The IT Crowd'da, bilgisayarı ve onun bağımlılarını konu alan ender yapımlar arasında bence en öne çıkanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Britanya'da yayınlanan dizi, Reynholm Endustries isimli şirketin bodrum katına sıkışıp kalmış, donanım uzmanı, şekil saçlı, asosyal Moss ile yazılım uzmanı, kadın delisi, İrlandalı Roy'un ve onlara müdür olarak atanan, bilgisayarla alakası Msn'de chat yapmak ve forward mail iletmekten öteye geçmeyen Jen'in maceralarını konu olan bir sit-com. Dizide genel sit-com muhabbetleri de bulunsa da, Roy ve Moss'un sosyal hayata uyum sağlama çabaları, bilgisayardan zerre kadar anlamayan Jen'le alay etmeleri, ofislerindeki tonla geek oyuncağı, afişi, sticker'ı vs. the IT Crowd'ı, the IT Crowd yapan noktalar. Ayrıca Reynholm Endustries'in müdürü Denholm, server odasında yaşayan gotik Richmond gibi mükemmel yan karakterler de cabası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıssadan hisse, farklı bir sit-com izlemek isteyenlerin takip etmesi gereken bir yapım. Belki bir Coupling değil (hiçbir sit-com'un Coupling UK seviyesine çıkabileceğine inanmıyorum zaten.) ancak Cnbc-e'de yayınlandığından epey ünlenen Amerikan Geek dizisi the Big Bang Theory'den fersah fersah üstün the IT Crowd. Bilgisayarla şöyle yada böyle alakalı herkes mutlaka izlemeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diziden ufak bir video koyayım istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Yönetim Kurulu Üyesi- Bunun doğru olduğunu sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Jen- Saygısızlık etmek istemem John, Ben Bilgi İşlem'in başındayım ve bu konuda iyi bir birikime sahibim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eğer Google'da "google" diye aratırsanız bütün interneti çökertebilirsiniz.&lt;/span&gt; O yüzden lütfen kimse denemesin. Şaka amaçlı için bile olsa...&lt;br /&gt;Yönetim kurulu kopar, Jen aynı ciddiyetle-Lütfen bu gülüp geçinilecek birşey değil, interneti çökertebilirsiniz!!!!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="432" height="351"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.megavideo.com/v/CSO9P9807b96930f96633da9a149e4e17a37bf9a.4187669473.0"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.megavideo.com/v/CSO9P9807b96930f96633da9a149e4e17a37bf9a.4187669473.0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="432" height="351"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div style="width: 425px; height: 14px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://en.fooooo.com/w/d5c785265145303102227aad64812b4a"&gt;IT Crowd - Google into Google on Fooooo&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-338052124240688694?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/338052124240688694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=338052124240688694' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/338052124240688694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/338052124240688694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2009/08/it-crowd.html' title='The IT Crowd'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-1717140596534569407</id><published>2009-08-16T13:18:00.000-07:00</published><updated>2009-08-16T13:22:46.783-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='walls of jericho'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Candace  Kucsulain'/><title type='text'>Candace Kucsulain</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm4.static.flickr.com/3174/2656799964_b815f7bac2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 500px; height: 467px;" src="http://farm4.static.flickr.com/3174/2656799964_b815f7bac2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Eski postlarıma bakarken farketmişim. Walls of Jericho konserine gidişimden, hayatımda tanıştığım en karizmatik, en cool kadın olan Candace Kucsulain'le birkaç dakikada olsa konuşmamın üzerinden bir yıl geçmiş. Candace seni çok özledim, hani Türkiye'ye gelecektiniz? (Evlenme vaadiyle kandırılıp kirletilmiş genç kızlar gibi hissediyorum biliyor musun Candace?)&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-1717140596534569407?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/1717140596534569407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=1717140596534569407' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/1717140596534569407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/1717140596534569407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2009/08/candace-kucsulain.html' title='Candace Kucsulain'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm4.static.flickr.com/3174/2656799964_b815f7bac2_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-8111046585807288837</id><published>2009-08-16T11:14:00.000-07:00</published><updated>2009-08-16T13:17:04.239-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='terminator'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post apocalyptic era'/><title type='text'>Terminator Salvation - Demirdöküm'ün insanlıktan intikamı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://movies.popcrunch.com/wp-content/uploads/2009/03/terminator-salvation-3-movie-poster.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 363px; height: 538px;" src="http://movies.popcrunch.com/wp-content/uploads/2009/03/terminator-salvation-3-movie-poster.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu filmden çok umutluydum. Her ne kadar iş yapsa da önce ki filmlerdeki , Sarah Connor/John Connor kaçar, kötü terminator kovalar, iyi terminator/Reese korumaya çalışır döngüsü bıkkınlık vermeye başlamıştı. Öyle ki 4. filmde 60 yaşına yaklaşmış Arnold abi gelip aynı ifadesiz yüzle "John Connor?.. Benimle gelmelisin, Skynet peşimizde." dese kusardım sanırım. 3 filmde o kadar bahsedilip, ucundan kıyısından gösterildikten sonra artık Judgement day sonrasını görme zamanımız gelmişti ama gördüğüm şeyin bu kadar tırt olmasını da beklemiyordum açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film şudur, termo budur falan diye hikayeyi anlatmayacağım. Üç aşağı beş yukarı herkes izledi Terminator serisini. Kısaca Skynet isimli bir bilgisayarın bad sector yapıp insanlığın cücüğünü dürmesi, hayatta kalan insanların ise bok varmış gibi yerle bir olmuş dünyada robotlara karşı savaşını anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.filmofilia.com/wp-content/uploads/2008/12/terminator_salvation_bale.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 535px; height: 355px;" src="http://www.filmofilia.com/wp-content/uploads/2008/12/terminator_salvation_bale.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Filme şöyle bir baktığımızda ilk olarak yönetmen koltuğunda McG rumuzlu bir arkadaşın oturduğunu görüyoruz. Supernatural'ın yapımcısı ve en kayda değer yapımı Charlie's Angels olan bu arkadaş hangi akla hizmet James Cameron'un efsane serisinin son filmini yönetmek için seçilmiş anlamak çok zor. Aslında anlamak zor falan değil. Sinemada son 10 yılda en çok gişe geliri toplayan filmlerin bol efektli, bol aksiyonlu filmler olması, yapımcıların özde tırt ama aksiyonu iyi kıvıran yönetmenlere yönelmesi arasında bariz bir bağ var. The Dark Knight gibi derin filmler yerine bol patlamalı filmler isteyenler oldukça fazla... Arz ve talep meselesi tabi... Bu sebeple normalde porno film yönetmeni, hadi bilemedin Flaş tivide dizi yönetebilecek kapasitedeki Michale Bay, McG gibi adamlar milyon dolarlık yapımların başına geçebiliyor, Terminator gibi bir kuşağın fanatiği olduğu seriyi çoluk çocuk filmine çevirildiğini görüyoruz ve üzlüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yönden film pro-prodüksiyon aşamasında John Connor için Christian Bale ile anlaşılması fanatikleri umutlandıran bir haberdi. Oynadığı her filmde vasatı aşan bir oyuncu olarak Bale her yapımcı için iyi bir jokerdir. Ancak filmde görüyoruz ki; John Connor filmde yarı termo-yarı insan abinin gölgesinde kalmış, adeta bir yan karakter olmuş. Oysa Terminator serisi sırasıyla Sarah Connor/Arnold the Termo/John Connor'dur. Judgement Day sonrası insan-skynet savaşını anlatan bir filmde John Connor'ı geri plana itmek, hele elde Christian Bale gibi bir oyuncu varken, biraz denyoluk olmuş. Sam Worthingon abi de kötü oyunculuk çıkarmamış gerçi ama haddinden fazla rol çalmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye olarak Terminator Salvation beklenenin çok çok çok altında. Filmde goygoy gırla, patlamalar, dev robotlar, hareketli, araç içi-karakter gözü kameralarla vs. sağlanan aksiyon seyirciyi filme çekiyor ama niye senaryoda zeka seviyesi bu kadar düşük tutulmuş anlamak mümkün değil. Şöyle oldu böyle oldu diye spoiler vermiyeyim, izleyen görsün ama en andaval seyircinin bile farkedebileceği absürtlükler var filmde.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.reelcomix.com/albums/Terminator4/terminator-salvation_192.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 407px; height: 252px;" src="http://www.reelcomix.com/albums/Terminator4/terminator-salvation_192.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kıssadan hisse beklentinize göre değişen karakterde bir film var. Transformers'ı da izledikten sonra ki fikrim şudur ki, eğer bir aksiyonu tavan yapan, bol bütçeli bol goygoylu bir film istiyorsanız Terminator Salvation kesinlikle 2009'da izleyebileceğiniz en iyi film. Terminator serisi fanatiğiyseniz, yanına bile yaklaşmamanız gereken dandik ötesi bir film. Artık karar sizin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-8111046585807288837?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/8111046585807288837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=8111046585807288837' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8111046585807288837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8111046585807288837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2009/08/terminator-salvation-demirdokumun.html' title='Terminator Salvation - Demirdöküm&apos;ün insanlıktan intikamı'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3338767219253223193</id><published>2009-04-08T15:38:00.000-07:00</published><updated>2009-04-08T15:48:33.001-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kompleks'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Robert Downey Jr. Iron Man 2'/><title type='text'>Ne Güzel Bir İnsandın Robert Jr. Abi...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/Sd0pk43EYmI/AAAAAAAAAIE/dfLyZaNV3Go/s1600-h/a778e7310344e82e9905cedf0e3724a5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 163px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/Sd0pk43EYmI/AAAAAAAAAIE/dfLyZaNV3Go/s320/a778e7310344e82e9905cedf0e3724a5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322456048337183330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Iron Man öncesi varlığından haberim bile yoktu. Filmde karizman karşısında saygı duydum, yerlere eğildim ama bu nedir allasen? 1.73 cm boyun kompleksine girerek karizmanı çizmene ne gerek vardı? Bende 1.70'im, kompleksiliyim, benden uzun boyluları sevmem ama yine de olmamış o topuklar birader...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık Iron Man 2'de kıçınla dağları da yıksa, tırları havaya fırlatıp tutsa bile benim gözümde Robert Downey Jr. bitmiştir. Bir daha da gelmem...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3338767219253223193?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3338767219253223193/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3338767219253223193' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3338767219253223193'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3338767219253223193'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2009/04/ne-guzel-bir-insandn-robert-jr-abi.html' title='Ne Güzel Bir İnsandın Robert Jr. Abi...'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/Sd0pk43EYmI/AAAAAAAAAIE/dfLyZaNV3Go/s72-c/a778e7310344e82e9905cedf0e3724a5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-607788191759938877</id><published>2009-02-22T06:26:00.000-08:00</published><updated>2009-02-22T06:34:06.790-08:00</updated><title type='text'>Bitmeyen Çalışma</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.springdot.org/baustelle/06/06.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 336px; CURSOR: hand; HEIGHT: 295px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.springdot.org/baustelle/06/06.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim blog iyiden iyiye Ankara Kızılay Merkezi'yle aynı akıbeti paylaşmaya başladı maalesef. Askerliğimi yaptığım Diyarbakır'da misafirhanelerde, tugayda vs. hiç internet olmaması, internete bağlanmak için aldığım Turkcell Connect kartın rezalet birşey olması, benim üşengeçliğimde eklenince askere gittiğimden bu yana tek satır yazı yazamadım. Sanıyorum ki durumu bir süre düzelteceğim ve yazılarıma devam edeceğim. Yoksa "kepenkleri kapatıyoruz dostlar" demektir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beklemede kalın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-607788191759938877?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/607788191759938877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=607788191759938877' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/607788191759938877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/607788191759938877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2009/02/bi.html' title='Bitmeyen Çalışma'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-7834541740277677769</id><published>2008-11-20T01:08:00.001-08:00</published><updated>2008-11-20T01:08:49.766-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='country'/><title type='text'>The Devil Went Down to Georgia</title><content type='html'>Last.fm'in radyosunda keşfettiğim bir şarkı The Devil Went Down to Georgia. Aslında Charlie Daniels Band'ın enfes country şarkılarından birisi olsa da Primus isimli grubun bu şarkıya çektiği klip efsanedir. Biraz Tim Burton havası almadım değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca şarkının bir de metal coverı var ki o apayrı olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkının konusu Tanrıyla ruh çalma yarışı içindeki Şeytan öne geçmek için dünyaya iner ve benim de şu an içinde bulunduğum Georgia eyaletine yolu düşer. Burada kendi halinde keman çalmakta olan redneck Johny ile karşılaşır ve ona bir yarışma teklif eder: Eğer şeytan Johny'den iyi keman çalarsa ruhu onun olacaktır. Sanılanın akisne Johny, Şeytan'ın eline verir :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyrun klip:&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="420" height="307"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x9gbv&amp;amp;related=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x9gbv&amp;amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="420" height="307"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x9gbv_primus-the-devil-went-down-to-georg_events"&gt;Primus - The Devil Went Down To Georgia&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Uploaded by &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Dan_of_the_Land"&gt;Dan_of_the_Land&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-7834541740277677769?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/7834541740277677769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=7834541740277677769' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/7834541740277677769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/7834541740277677769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/11/devil-went-down-to-georgia.html' title='The Devil Went Down to Georgia'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-4579553181010107059</id><published>2008-11-20T01:01:00.000-08:00</published><updated>2008-11-20T01:02:22.265-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='korku - gerilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>[REC]</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SSUm6-ZeBjI/AAAAAAAAAHM/44cm9cF0uPM/s1600-h/rec.jpg"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SSUm6-ZeBjI/AAAAAAAAAHM/44cm9cF0uPM/s320/rec.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270661733531125298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;Öncelikle buradan bu filmi çeken yönetmenlere ve yazan senaristlere bir çift lafım olacak: "İnsan insana bunu yapar mı?" Korku filmlerini seven bir insanım, genelde izlerken üçbuçuk attığım, ışıkları açtığım falan çok oldu ama REC'deki gibi ellerim titreyerek bilgisayarı kapattığım 10-15 dakika hava alıp kaldığım yerden devam ettiğim bir film hiç olmadı. (Cannibal Holocaust'u ayrı tutuyorum.) REC, her ne kadar "Bööh! Canavar!" gibi bilindik Hollywood klişelerini kullansa da, beni korkudan elimi ayağımı dolaştırmayı başaran ilk film olduğu için tebrik ediyorum. Bu yüzden film gözümde 1-0 önde başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SSUnCTSLgkI/AAAAAAAAAHU/2oOSLWPaUu8/s320/rec1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270661859396780610" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Filmin konusu en zayıf noktası diyebiliriz. Yerel bir kanal için reality show yapan Angela (spiker) ve Pablo (kameraman) Barcelona İtfaiye Dairesinde bir geceyi çekerken gelen bir ihbara itfaiye görevlileri ile intikal ederler. Olay bir apartman dairesinde yaşlı bir kadının cinneti gibi görünmektedir ancak, tabi ki, hiçbirşey göründüğü gibi değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REC kimisi yılların klişeleri, kimisi yeni olan korku-gerilim filmlerindeki popüler teknikleri  çok güzel harmanlamış. Filmde son zamanlarda çok popüler olan aksiyon kamera kullanmanın verdiği gerçekçilik hissini ve omuz üzerinden bakış açısının seyircinin görüş açısını kapamasını başarılı kullanıyor, gayet klişe olan "Böö canavar!" korkutma tekniği de gayet başarılı olmuş (filmin sonlarında kamera lambasının yakıldığı ve finalde aynı lambanın kırıldığı sahnelerde yerimden sıçradım diyebilirim.) Fakat bunun yanında bence filmin en büyük avantajı klostofobiyi tür filmlerinin hemen hepsinden çok daha  etkin kullanmış yönetmen. Onlarca zombi filminde kullanılan kapalı alana sıkışmışlık hissini en iyi veren film buydu bence. Ayrıca yine Cloverfield ve Romero Usta'nın Diary of Dead filmlerinin en zayıf noktaları oyunculukları bu filmde artı hanesinde. Bütün oyuncular çok başarılı... Ancak ciddi senaryo zayıflıkları filmin en zayıf noktası diyebiliriz. Özellikle finaldeki Teras katı ve  olayı dine vs. bağlama çabası bence çok gereksizdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[REC] bence çok başarılı bir korku filmi.  İspanyol yapımcılar Japonlara kafa tutacak bir esere imza atmışlar. Seyretmeyenlere tavsiye ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SSUnPbz7R_I/AAAAAAAAAHc/5kWzok32Q2w/s320/rec2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270662085024106482" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-4579553181010107059?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/4579553181010107059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=4579553181010107059' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4579553181010107059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4579553181010107059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/11/rec.html' title='[REC]'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SSUm6-ZeBjI/AAAAAAAAAHM/44cm9cF0uPM/s72-c/rec.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3193743677177258520</id><published>2008-11-14T05:06:00.000-08:00</published><updated>2008-11-14T05:29:22.511-08:00</updated><title type='text'>Bizim Evin Halleri</title><content type='html'>&lt;span class="postbody"&gt;Bu diziyi bilen bilir, ben okulu bitirip işsiz işsiz evde takıldığım dönemde izlemeye baslamistim. Aslinda TRT'nin ogle kusaginda ev hanimlarina yonelik yaptigi Ferhunde Hanımlar'ın devamı bir dizidir kendileri. Ankara'da yetenekli ve saygın bir tiyatrocu kadrosuyla her ailenin yasayacagi konulari isler her bolumunde. Oyle kotu karakterler, yikimlar, aksiyonlar falan olmadigi icin hicbir tansiyonun yasanmadigi oyle bir diziydi iste. 100 bolum izlemeyin maksimum 3 bolumde durumu toparlayabiliyordunuz cunku neredeyse hic gelisme yasanmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nooldu ne bitti bilmem ama TRT yonetimi yeni sözleşme yapmadı yapımcılarla dizi de neredeyse tam kadro olarak Kanal1'e geçti. Ancak kanal 1 yonetimine cok bayik gelmis olmali ki senaryo resmen brezilya dizisine cevrildi. Bitmeyen firtinali asklar, ailedeki herkesin psikopata bagladigi bir yapimhaline geldi. Ayrica bir suru iyi oyuncusu ayrildi, onlarin yerine dandik dandik oyuncu musvetteleri toplandi vs. Kisaca sacma sapan bir dizi oldu Bizim Evin Halleri. Su an bolumlerin yarisi flashbackler (lost gibin) ve ic seslerle geciyor. Kalaninda da millet sayko sayko birbirine bagiriyor falan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi bu kadar laf ettim ama ABD'ye gittiğimde farkettim ki çok bağlanmışım ben bu diziye. "Ya Ruzgar cocugun kendinden oldugunu ogrendi mi?" "Neva ve Sefa baristi mi?" "Manyak Seyda oldu mu?" gibi sorular aklima takiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="postbody"&gt;Simdi aradaki farki anlatmak icin karakterlerin TRT ve Kanal 1'de ki hallerinden bahsedeyim de anlayin demek istedigimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sefa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TRT'de ki bolumlerde tertemiz yuzlu issiz gucsuz, acaip komik ve capkin bir karakterdi. Neva'ya bin turlu numara ceker aklini almaya calisirdi. Su garip slart'in hayallerindeki imaja sahipti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanal1'de pala biyikli, psikopat, her birseye bagiran, karisini ilkokul arkadasindan bile kiskanan bir deliye dondu. Paso icip, paso kavga ediyor. Neydin ne oldun be abi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruzgar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TRT'de romantik, eglenceli, Misket'in askindan haberi bile olmayan bir karakterdi. Bir yerde bu ask dizinin temeliydi, merkeziydi. Oynayan elemanda iyi oyuncuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanal1'de bu adami portlek gozlu bir salak canlandiriyor. Bu portlek gozlerini portletip portletip triplere giriyor falan. Hele bir de tartismalarda her kelimeyi bastira bastira agir agir, gerizekaliya laf anlatir gibi konusmasi yok mu... Uyuzum uyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misket&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turuncu sacli, super bir ablamizdir. TRT'de sehirli cocuga sirilsiklam asik bir koylu guzeliyken, Kanal1'de upgrade edilmis super istanbul agzi ile konusan siradan bir ankara hatunu olmustur. Yasadigi sikintidan sonra "Anarsii!!!! Anarsi!!!!!!!!" diye bagirip pazar filelerini kollarina falan gecirerek gotik olmasini bekliyorum. Ayrica portlekten bir cocuk peydahlama noktasindadir. Portlege soyleyemez niyeyse. (Unuttum nedenini)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neva&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahh ahhh TRT'de hafif dombili ama cok tatli bir hatundu. Inanilmaz bir rol yetenegi vardi. Acaip kaprisleri vardi falan. Icten ice Sefa'ya yanikti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanal1'de ask ucgenine dahil oldu, oynayan abla cocuk yapacagi icin diziden ayrildi. Yerine bilkentli super guzel ama odundan kotu rol yapan bir hatun koydular. Dizideki gorevi bunalim takilmak, surekli aglamak. Bu da gotik olma yolunda hizla ilerliyor. (Siyah kiyafet, siyah makyaj yani) Aglamaktan gozleri akacak kizcagizin. Benim izledigim 6 aylik periyodda bir gun mutlu oldugunu gormedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rikat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portlegin annesi. TRT'de modern avrupali gibi gorunmeye calisip kokleri nedeniyle arada kalmis bir karakterdi. (Acaip teyzeme benzetirim bu huyunu) Boyle sergilere, fuarlara katilir. Isine gelmedikce yemek memek yapmazdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanal1'de oglunun basina Seyda diye bir bela sardi ki oyle bir hatunu benim annem basima saracak evlatliktan ayrilirdim kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peyami&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portlegin babasi... TRT'de hafif saskaloz, kendi halinde marangozdu. Kanal1'de Gandalf gibi mubarek herkese nasihat veriyor. Super sesi var yalniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ismet (kadin bu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TRT'de ki haliyle bu hali arasinda cok fark yok. TRT'de cocuk yapamiyor diye bunalimdaydi. Burada da evlatlik aldigi cocugun gercek annesi cikar diye bunalimda. Severim ama en tutarli karakter dizideki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ismet'in yaratik kizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyle biyikli, esmer, rol yetenegi sifir otesi, cirkin birsey dusunun. O kadar, baska birsey dusunmeyin. Gorundugu yerde kanali degistiriyorum. Isin kotusu TRT'de de vardi bu kiz. Daha iyisini bulamamis mi koskoca trt. Ya gozu acik uyuyor numarasi yapan kac oyuncu vardir acaba? Sevmem yolda gorsem doverim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="postbody"&gt;Bu arada aileden hic bahsetmemisziz. Cok karisik bir aile bagi var. Ben cozene kadar 3 ay gecti hemen ozetleyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi bir Nebiha Hanim Teyze var. Anneanne iste, bunun kocasinin (r.i.p.) Fincan diye bir kardesi var. Fincan'inda Sadik Ali diye bir esi var. (ilkokul cocugu gibi cumle kuruyorum. Olmuyor.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet simdi Nebiha Hanim Teyze'nin Rikat, Ismet ve oooo Sazuman yada onun gibi bir ismi olan 3 cocugu var. Bu uc cocuktan Ismet, Fincan Teyze'nin oglu ile evli iste. (Neydi ismi unuttum.) Rikat nereden geldigini bilmedigim Peyami ile evli, Sanziman'da ismini unuttugum bir abla ile evli. Bu ablanin da Sakiz diye bir annesi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ucuncu kusaga gelirsek: Ismet ile Fincan'in oglunun Yaratik isminde (ehehe) bir kizlari var. Kiz evlatlik. Kizin esas annesi sinsi Keriman (yada yaratikin deyimiyle Kemiran) bunlarin surekli cevresinde falan. Ismet'in is arkadasi deli Sally (yabanci mi bilemem) var. Geveze bir kadin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rikat ile Peyami'nin Ruzgar ve ismini unuttugum 2 cocugu daha var. Ruzgar anneannesinin yaninda kalan Misket isimli turuncu kafayla iliski icinde. (Turuncu kafa Fincan'in koylusu.) Ruzgar'in ariza otesi Seyda diye bir karisi var. (Off cok karisti.) Peyami'nin de Safa mi Sefa mi neyse oyle bir kardesi var. Bunlarla oturuyordu TRT'de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sazuman abinin 2 kizi bir oglu var sanirim. Ruya isimli ortanca dizinin en guzel karakteriydi. Ingiltere'ye gitti. Babasi giderken bunun resmen agzina ettigi icin geri donecegini pek sanmiyorum diziye. Neva'dan bahsettik. Sefa ile takiliyor. Birde Neva'ya asik gazinocular krali (hehe) Cetin abimiz var ki karizmadir kendisi saygi duyarim. Cetin abinin isi elinde viski bardagi ile nevayi hayal etmek, kalan bos vakitlerinde de Sefa'dan dayak yemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlarin yaninda birkac karakter daha varda unuttum. Bilenler hatirlatsin, yazsin.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3193743677177258520?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3193743677177258520/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3193743677177258520' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3193743677177258520'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3193743677177258520'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/11/bizim-evin-halleri.html' title='Bizim Evin Halleri'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-6720305312951189301</id><published>2008-11-13T10:58:00.000-08:00</published><updated>2008-11-13T11:00:28.492-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blog kardeşliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>İzlerkenkiler</title><content type='html'>Herşeyde bir kusur bulan, bardağa baktığında bile "bu bardağın niye yarısı boş lan!?" diyebilen Yiğit sinema blogu açmış, öfkesini filmler üzerinden kusmakta. Beğenmediği filmleri izlediğiniz sürece faydalı bir blog olacağını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://izlerkenkiler.blogspot.com/"&gt;Bloga buradan ulaşabilirsiniz.&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-6720305312951189301?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/6720305312951189301/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=6720305312951189301' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6720305312951189301'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6720305312951189301'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/11/izlerkenkiler.html' title='İzlerkenkiler'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-5503409207253880395</id><published>2008-10-13T08:02:00.000-07:00</published><updated>2008-10-13T18:58:15.129-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='supernatural'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dizi'/><title type='text'>Supernatural</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://redlightnaps.files.wordpress.com/2007/04/supernatural1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://redlightnaps.files.wordpress.com/2007/04/supernatural1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;John Winchester devlet demiryollarından malulen emekliye ayrılmış, zamanını televizyon başında Seda Sayan, Mehmet Ali Erbil vs. izleyerek geçirmeye başlamış bir aile babasıdır. Eşi ve iki oğluyla birlikte Kansas'da hayatını idame ederken bir gece evde gezinen bir tip görür, peşi sıra eşi odanın tavanına çıkartılıp, meşale gibi yanar (ulan anlatamadık). Bir takım alengirli işler döndüğü ortadadır, John'da olayların üzerine gidince aslında hayal ürünü sanılan türlü türlü ecinnilerin (zombi, hayalet, cin, ajdar falan gibi) gerçek olduğunu ve insanlara zarar verdiğini öğrenir. Karısının ölümü ile gözünü intikam bürüyen aile babamız bu yaratıkların köküne kibrit suyu ekeceğine yemin eder ve Emekli John Beyamca'dan, Avcı John Winchester'a evrim geçirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olaylardan 22 yıl kadar sonrasına gideriz hemen, John amca'nın küçük oğlu Sam üniversitede hukuk okumakta, çılgın partilerde eğlenmekte, sevgilisi (taştır) ile fanteziden fanteziye akmaktadır. Gayet hayırsız bir evlat olan Sam için babası ve abisi zerre umrunda değildir, ancak bir gece abisi Dean damlar ve babalarının kaybolduğunu, bulmak için onun yardımına ihtiyacı olduğunu söyler. Sam istemese de yardım etmeyi kabul eder ve dizi başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Supernatural biraz Angel ve Buffy biraz X-Files epey de Dylan Dog isimli İtalyan çizgi romanından esinlenilmiş bir Amerikan dizisi. Lost veya Heroes'da alıştığımız ana hikaye üzerinde ilerleyen bölümler değil, her biri küçük bir hikaye içeren farklı farklı bölümlerden oluşuyor. Bu da temponun çoğu zaman düşmesine, ana konuyu izlemek isteyen izleyicinin bunalmasına neden olabiliyor. Amerikalıların "Filler" (doldurucu veya dolgu olarak çevirebiliriz.) dediği bu bölümler özellikle ilk 2 sezon birbirinin kopyası gibi birşey. Sürekli önce bir kurban ölüyor, sonra kardeşler olaydan haberdar oluyor, inceleme yapıyorlar, arada bir iki kişi daha ölüyor, sonra olayı çözüp (genelde babalarının günlüğündeki notlardan) yaratığı vs. öldürüp, arkada Dean'a yanık bir kız bırakıp başka bir kasabaya gidiyorlar, baba yadigarı 67 model Chevy Impala eşliğinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bir diğer eksi yanı bu dizinin CW'de yayınlanması. CW hakkında bilginiz var mı bilmiyorum ama tüm olayını pembe dizi ve bizde Show'un ATV'nin falan gösterdiği "Gelinim Olur Musun" "Popstar Alaturka" vs. gibi şovların üzerinden sağlayan bir kanaldır. Bu sebeple, dizi ne kadar güzel olursa olsun, CW istediği retingleri alamadığından genelde en çok bütçe kesintisine uğrattığı programı olma kaderinden kurtulamıyorlar. Bu kesintiler nedeniyle  ana karakterler Winchester kardeşler dışında 3 sezon devamlılık sağlayan bir yan karakter yok maalesef. Bu da konunun akışında kopukluklara neden olabiliyor. Büyük ölçüde referans aldığı X-Files'da bile devamlı görünen 3-4 yan karakter varken Supernatural'da olmaması büyük eksiklik bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.daemonstv.com/wp-content/uploads/2007/11/sn307_147b-8c85b45c-t3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.daemonstv.com/wp-content/uploads/2007/11/sn307_147b-8c85b45c-t3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Artılara gelelim. Bir kere Supernatural oldukça fazla sayıda Classic Rock ve Amerikan Popüler Kültürüne yapılan göndermeler içeriyor. &lt;a href="http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/supernatural-blmlerine-isim-veren.html"&gt;Daha önceden blogumda bu göndermelerden biraz bahsetmiştim.&lt;/a&gt; Eğer rock dinleyen ve seven birisiyseniz diziden alacağınız zevk, normal bir izleyiciye göre, iki-üç kat fazla olacaktır. Ayrıca iki ana karakter olan Jared Padalecki ve Jensen Ackles'in uyumları inanılmaz diyebilirim. Bu ikilinin birbiriyle atışmaları için bile izlenir dizi. Tabi ayrıca korku kültüründen hoşlanıyorsanız hayaletler, iblisler, zombiler vs. ile dolu bölümlerde cabası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artı ve eksilerini tarttıktan sonra elde kalan sonuç bence vasatın üstü, güzel bir seyirlik olduğu yönünde. Lost, Battlestar Galactica veya Prison Break arasında izlenebilecek çerezlik bir dizi. Bir bakın derim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-5503409207253880395?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/5503409207253880395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=5503409207253880395' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5503409207253880395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5503409207253880395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/10/supernatural.html' title='Supernatural'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-4712639957969785475</id><published>2008-10-12T10:23:00.000-07:00</published><updated>2008-11-20T01:05:19.514-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post apocalyptic era'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Blindness</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SSUoAGbIasI/AAAAAAAAAHk/IOyTf8L5S6E/s1600-h/blindness.jpg"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SSUoAGbIasI/AAAAAAAAAHk/IOyTf8L5S6E/s320/blindness.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270662921096555202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div id="tt"&gt;&lt;p&gt;Blindness'i Arabölge'den duyduğum, konusu çok ilgimi çeken bir filmdi. En sonunda cuma günü izleme fırsatı buldum. Salonda benden başka 4 kişi daha vardı. (arkamdaki siyahi çift filmi izlemeye gelmemişti.) Neyse bence bu filmi o salonda izleyen 4 kişi ve Dünya çapında filmi izleyen pek pek az insan (filmin herhangi bir gişe başarısı elde edeceğini düşünmediğimden böyle diyorum.) çok şanslı, çünkü yapılmış en iyi distopia filmlerinden birisini izlediler. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Blindness'a iki noktadan bakmak gerekiyor bence. Birincisi yönetmenin sunumu. Yönetmen Fernando Meirelles seyirciyi de kör etmeye çalışmış sanırım. :) Sahne geçişlerinde ekran bembeyaz oluyor, bir iki saniye böyle kalıyor. Pekçok sahnede ışık çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış. Aynı karakterler gibi seyircide diğer duyularını kullanıyor filmi izlerken.&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SSUoPD8BKnI/AAAAAAAAAHs/exTYCmk55cY/s320/blindness2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270663178127223410" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İkinci nokta filmin anlatmak istediği... Filmde körlük hastalığı üzerine hiçbir bilgi yok. Nereden geldiği, nasıl bulaştığı vs. hiç bahsedilmiyor. Filmde tam bir son bile yok diyebilirim. Anlatılan sadece körlüğün başlangıcından pik noktasına ulaştığı ana kadar yaşananlar. Görme ve utanma arasındaki bağlantı çok başarılı anlatılmış (burada orjinal kitabın artısı büyüktür sanırım.). Utanma duygusunun kaybı ile ahlakın nasıl çöktüğünü dehşet içinde izliyorsunuz. (En azından ben öyle izledim.) Bir de filmin bu noktasında uyarayım. Filmde tecavüz, çıplak, kirli insanlar vs. çok sık gösteriliyor. Bunlardan rahatsız olan birisiyseniz gitmeyin derim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Toparlayayım. Bence Blindness son yıllarda izlediğim en güzel distopia filmi. Equilibrium'la falan karşılaştırılmaz bile. Neyse fırsat bulursanız izleyin.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-4712639957969785475?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/4712639957969785475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=4712639957969785475' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4712639957969785475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4712639957969785475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/10/blindness.html' title='Blindness'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SSUoAGbIasI/AAAAAAAAAHk/IOyTf8L5S6E/s72-c/blindness.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3932582157649099063</id><published>2008-10-11T19:47:00.000-07:00</published><updated>2008-10-11T20:00:57.085-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aydilge'/><title type='text'>Küçük Şarkı Evreni</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://turkpop.com/album/2006/04/kucuk-sarki-evreni-aydilge-sarp_200x200.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 210px; height: 210px;" src="http://turkpop.com/album/2006/04/kucuk-sarki-evreni-aydilge-sarp_200x200.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Belki komik gelecek ama sesi güzel kızlardan nefret ederim. Kendimi bildim bileli sesi çirkin bir insanım, babamın, anamın sesi de güzel değildir ama ben ergenlikten sonra iyice karga sesli birisine döndüm. O yüzden toplum içinde bağıra çağıra şarkı söyleyemiyorum. Bence herkesin canı isteyince bağıra bağıra şarkı söyleme hakkı olmalı bence ama sesi çirkin insanlara genelde bu hak verilmiyor. Başa döneyim, sesi güzel olan kızları sevmiyorum çünkü bu insanlar siz şarkı söylemeye başlayınca kendi berrak sesleriyle sizi bastırmaya çalışmak gibi bir huyları vardır genellikle. Belki başkasında olmuyordur ama ben benden daha güzel sesli birisi şarkıma eşlik ederse refleks olarak susuyorum. Hatta bu yüzden, herkes eşlik etmesin diye, yabancı müzik dinlemeye başladım. Neyse girişi çok uzattık demek istiyorum ki, eğer Aydilge benim lise veya üniversite arkadaşım olsaydı muhtemelen ona çok feci gıcık kapardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük Şarkı Evreni, Şarkıcı-Yazar-Radyo Programı Yapımcısı Aydilge Sarp'ın 2006 yılında piyasaya sürdüğü ilk albümü.  Genel olarak Türk Rock ve Popuna karşı ön yargılı birisi olmama karşın ilk dinlememle birlikte sevdiğim, bütününe baştan sona bayıldığım ender albümlerden birisini yapmış Aydilge. Türk Kahvesi tadında, tiryakilik yaratıcı çok güzel bir sesi var şarkıcının ve hafif oryantal havalar içeren şarkılara çok güzel gitmiş. Albümde öne çıkan bir şarkı bence yok ama Ay Aynamdır, Postmodern Aşk, Yanıyor ve Bu Gece Ben Ay benim özellikle sevdiğim şarkılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güzel albümü müzik dinlemeyi seven herkese tavsiye ediyorum. Aydilge dilerim bu kalitede albümler yapmaya devam eder.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3932582157649099063?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3932582157649099063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3932582157649099063' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3932582157649099063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3932582157649099063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/10/kk-ark-evreni.html' title='Küçük Şarkı Evreni'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3665019837215256745</id><published>2008-09-17T20:55:00.001-07:00</published><updated>2008-09-17T21:22:45.597-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='masal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rammstein'/><title type='text'>Pambıh Pirenzez</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.girlynightout.co.uk/AdminImages/Products/tscrmen_24/3172_big.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 176px; height: 479px;" src="http://www.girlynightout.co.uk/AdminImages/Products/tscrmen_24/3172_big.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gördüğüm, okuduğum en kolpa masal kahramanlarından birisiydi Pamuk Prenses. Şizofren belirtileri gösteren (aynalarla konuşmak, el kadar sabiyi kıskanıp öldürmeye çalışmak vs.) bir cadı, cücelerin yabancı kimseye kapıyı açmaması gerektiğini tembihlemelerine karşın, eve gelen ilk yabancıyı içeri buyur eden, verdiği elmayı sorgusuz sualsiz yiyen en hafif tanımla keriz Pamuk (orjinali Snow White'dır bu arada.) ve gece gündüz madende çalışıp eve ekmek getiren, Pamuk'un bir dediğini iki etmeyen ama bütün bunlara karşın terkedilen cüceler ve kızı öpüp beleşe konan prens...Sanırım Pamuk Prenses Grimm Kardeşlerin çocuklara attığı en büyük kazıktır desem yanlış sayılmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Pamuk Prenses bugünkü sevimli, masum çocuk masalına dönüşene kadar epey yontulmuş bir hikaye. Örneğin; ortaçağ Almanya'sında ortaya çıkan masalın ilk versiyonlarında cadı karakteri yoktur, esas hikayede Snow White'ın güzelliğini kıskanan ve öldürmek isteyen bizzat öz annesidir. Tabi Disney bu hikayeyi sinemaya uyarlamak istediğinde böyle bir aile trajedisi yerine biraz daha toplum tarafından kabul edilebilir olması için tüm kötü yönleri üzerine çeken şizofren cadı karakterini yaratmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka ilginç nokta da, orjinal masal hatta Grimm kardeşlerin versiyonunda Pamuk Prenses'in hikayede sadece 7 yaşında olması, bu yaşta Prens ile evlenmesi. Bugün internette aile içi ensest ilişkiler, 9 yaşında hamile kalan kızların iç karartıcı haberlerini okursanız, mutlaka okuyucu yorumlarında "Dünya nereye gidiyor?" "Kıyamet yaklaşıyor." vs. gibi çığırmalar görürsünüz. Gerçek şu ki ortaçağda 6-7 yaşında veya aile içi evlilikler yaygın bir durumdu. Dolayısıyla o zamanki toplum bu durumu yadırgamıyordu. Ancak Disney yine tepki çekmemek için Pamuk'un yaşını büyütmüş, yasal alkol içme yaşına getirmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masal ve orjinleri bir yana bu yazıda esas bahsetmek istediğim şey dehşet Alman metal grubu Rammstein'in Sonne şarkısına çektiği klipti. Şarkının güzelliği bir yana, klipte gösterilen sarkastik Pamuk Prenses imajı (altın tozunu damardan veren, cüceleri oynayan grup üyelerine her türlü eziyeti, sado mazo tavrı takınan bir prenses) çok hoş olmuş, gıcık olduğum bu masala farklı bir bakış açısı kazandırmış. Ayrıca klipteki Pamuk'u oynayan kimse ilik gibiymiş. (Resimdeki değil.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayenin anafikri: Eğer kısa boylu, tipsiz birisiyseniz, ne yaparsanız yapın, kızı zengin ve yakışıklı olana kaptırırsınız.&lt;br /&gt;&lt;object width="420" height="307"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x6ijy&amp;amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x6ijy&amp;amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="307" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div style="width:425px; height:14px;text-align:center;"&gt;&lt;a href="http://fooooo.com/watch.php?id=820964b89e95c037cf39b73817195549"&gt;Rammstein - Sonne on Fooooo&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3665019837215256745?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3665019837215256745/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3665019837215256745' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3665019837215256745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3665019837215256745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/09/pambh-pirenzez.html' title='Pambıh Pirenzez'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-249684463011736590</id><published>2008-09-14T17:19:00.000-07:00</published><updated>2008-09-14T17:28:44.932-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Kyuss</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/6/6c/OldKyuss.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/6/6c/OldKyuss.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Last.fm'in radyosunda "stoner rock" tag'i ile aratınca çıkan ortalama 3 gruptan birisi olması dışında bir bilgim veya ilgim yoktu Kyuss'a. Stoner Rock'u da Wolfmother ile tanıdım zaten. Daha sonradan bu türü benden daha iyi bilen Sinan'ın tavsiyesi ile dinlemeye başladım.  O zamandan bu yana neredeyse aralıksız hergün dinliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kyuss Amerikalı bir rock grubu. 90'ların başlarında ortaya çıkmış, beş sene içinde birbirinden harika 5 albüm çıkartıp  dağılmışlar. Stoner Rock denilen türün yaratıcısı olarak da biliniyorlar. Özellikle Welcome to the Sky Valley albümleri aşmış'dan aşağı bir tanımı kabul etmiyor bence. Dinlenmeli, dinletilmeli...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-249684463011736590?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/249684463011736590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=249684463011736590' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/249684463011736590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/249684463011736590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/09/kyuss.html' title='Kyuss'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-6396934959846016670</id><published>2008-09-01T21:15:00.000-07:00</published><updated>2008-09-01T21:25:36.629-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konsol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='guitar hero'/><title type='text'>Guitar Rising</title><content type='html'>Guitar Hero'yu konsollarla haşır neşir olup da bilmeyen pek yoktur. Monitörde görünen renkleri, özel gitar şeklindeki joyistiğindeki aynı renk butonlara basarak puan toplamadan ibaret bu oyun özellikle rock müzik sevenleri esir aldı diyebiliriz. Hatta Xbox 360'ın tanıtımında Guitar Hero 2 Dünya şampiyonu bayan ile Guns and Roses grubunun efsane gitaristi Slash ile kapıştırdırmaya kadar gitmişti. Yıllarını gitar çalmaya adamış bir sanatçı ile oyun bağımlısı bir geek'in böylesine bir sidik yarışında karşı karşıya gelmesi beni çok rahatsız etmişti. Tek rahatsız olan ben değilmişim neyse. Game Tank isimli oyun firması Guitar Hero benzeri bir oyun piyasaya sürmek üzere. Bu oyunun Guitar Hero ve türevlerinden en büyük farkı plastik kontrol aleti yerine gerçek gitar üzerinden oynanması. 30 rock şarkısını normal gitarla çalmaya kasmanın yanında amatörlere gitar çalma pratiği yaptırması da cabası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyrun reklam filmi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="420" height="305"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k6T0nVSdBv04PIqHdu&amp;amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k6T0nVSdBv04PIqHdu&amp;amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="305" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-6396934959846016670?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/6396934959846016670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=6396934959846016670' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6396934959846016670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6396934959846016670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/09/guitar-rising.html' title='Guitar Rising'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-5559548590550239332</id><published>2008-08-29T17:45:00.000-07:00</published><updated>2008-08-29T17:52:23.304-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yüzüklerin efendisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fantastik kurgu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Yüzükler Efendisi Özeti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://xandermol.com/blog/media/1/20051019-lotrwow.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://xandermol.com/blog/media/1/20051019-lotrwow.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;Efendim pekçok insan filmiyle tanısada çok büyük bir edebi eser, harika bir romandır. 3 ciltlik bu seride bir yolculuk, bir büyüme veya olgunlaşma hikayesi anlatılır. Filmdeki aksiyon, savaş sahneleri, efektler falan tıraştır. Kitabın vermek istediği bir sürü güzel fikir vardır, filmde bulunmaz bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse konuyu kısaca özetleyelim. Efendim Shire denilen yeşil ülke hobbit ismi verilen kıllı koca ayaklı yer cücesi kılıklı tiplerin yurdudur. Bu arkadaşların çizgili pijamaları giyip çayır çimene koşmak, mangal yapıp, ip atlamak, arada bira içip ot çekmek dışında hiçbir işi yoktur. (Türkçemizde çok güzel bir deyim var bunun için ama burası için biraz küfürlü) Neyse bu hobbitler içinde Bilbo denilen çatlak bir amca var. Bu amca zamanında kankası Hacı Gandalf dayı ile epey maceralara akmış, bir de altın bir yüzük bulmuştur. Artık kuyumcuya mı satacaktır bilmeyiz, ne kitap ne film bahseder ne halt ettiğini onca sene o yüzükle. Sonra zaman geçer, amca bunadığından "Alıp başımı gidecem Gandalf'ım. Emekliliğimi yaşayacağım." diye kafa ütülemektedir. Gandalf abi biraz daha aklı başında olduğundan. "Ulan gidiyorsun ama şu garip yeğenin Frodo'ya bi halt bıraktın mı lan? Çocuk evlenecek ne başını sokacağı kendi evi, ne de nişan yüzüğü alacak parası var. Bari o kıymetli yüzüğünü ver." diye aklını çeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim Bilbo yola düşer, herbişi yüzük falan Frodo'ya kalır. Hacı Gandalf abi "Frodo akıllı ol, ot mot çekme, alemlere fazla akma. Güzel bir kız bul evlen yuvanı kur." diye nasihat vermesine karşın Frodo'nun bi kulağından girer, bi kulağından çıkar. Alemlere vurur kendini. Bu arada bütün seri boyunca hem kitap hem film yaran, karizmanın kralını yapan Hacı Gandalf o zamana kadar nasıl olupta öğrenemediğini anlayamadığımız bir şekilde, yüzüğün aslında kötülük lordu Şaron'un olduğunu öğrenir. "Ananıs... yan bastık şimdi." diyerek Frodo'ya gider. "Olm o yüzük sahteymiş, ayarı düşükmüş, yaramaz sen onu şu tarif ettiğim dağa at. Ben sana alyanslı alırım evlenirken falan." diye aklını çeler. Saf frodom "Gandalf dayı o kadar yolu niye tepiyoruz? Suya falan atalım, eritelim 5'i bir yerde yapalım." diye sormaz. (Salaktır çünkü.) Kankaları Pippin, Sam, Marry falan toplanır yola çıkarlar. Arada sokaklarda sürten, kaldırım mühendisi "Yolgezer" Aragorn'u da alırlar, hatta tinerci kılıklı Gollum bile katılır. Hep beraber Kıyamet Çatlakları denilen cehennemin dibindeki mekana giderler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ın ağacına kadar herşeyin yürüdüğü üç kitap boyunca bir sürü olay olur. Paso yürür bunlar falan. Sonra yaklaştıkça millet birer, ikişer kaçar en sonunda Frodo ve Sam kalır. Burada bu ikisi bir takım eşcinsel yaklaşmalar, elektriklenmeler yaşarlar. Okuyucu "Vay be Frodo'yu delikanlı sanırdık ama öyle böyleymiş." diye düşünür. Orta Dünya'nın en ezik karakteri Gollum falan bunlara takılır. Bir sürü olay olur vs. Zaten filmi izlemişsinizdir, geri kalanını anlatmaya gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle gençler, okuyun okutun bu güzel seriyi diyerek bu yazımı sonlandırıyor. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öpüyorum. Kalın sağlıcakla...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-5559548590550239332?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/5559548590550239332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=5559548590550239332' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5559548590550239332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5559548590550239332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/yzkler-efendisi-zeti.html' title='Yüzükler Efendisi Özeti'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-879547825495247034</id><published>2008-08-25T19:57:00.000-07:00</published><updated>2008-08-25T20:54:57.721-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Lord of War</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.gearcritech.com/images/updates070705_LoW_hq.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.gearcritech.com/images/updates070705_LoW_hq.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;Yerin halı gibi boş kovanlarla dolu olduğu bir arazi, elinde bond çantasıyla Nicholas Cage kameraya döner ve der ki; "Dünya üzerinde 550 milyon silah bulunuyor ve her 12 insandan birisi silah kullanıyor. Burada ki soru şu: Diğer 11 kişiyi nasıl silahlandırırız?" Bu lafın şokunu atlatamadan peşi sıra gelen hayatımda izlediğim en iyi açılış sekansı (bir merminin yolculuğu).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir silah tacirinin hayatını ve son 20 yılın savaş tarihine genel olarak baktığımız, Amerika'ya sonlara doğru iyi giydiren, Nicholas Cage'in coştuğu, aştığı film. Yapılmış en başarılı bağımsız filmlerden. Michael Moore'un Amerikalıların silah çılgınlığı üzerine çektiği belgeseli izleyemediğim için en iyi silahlanma eleştirisi midir yorum yapamayacağım ancak çok beğendiğim, eğer Revenge Of Sith olmasaydı, 2005'in en iyi filmi seçeceğim mükemmel bir başyapıt. Özellikle yönetmenin "Silahların maketlerini yaptırmak, gerçeklerini kullanmaktan daha pahalıydı." sözü çok düşündürücü. Mutlaka izleyin derim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-879547825495247034?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/879547825495247034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=879547825495247034' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/879547825495247034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/879547825495247034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/lord-of-war.html' title='Lord of War'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-975058362277911058</id><published>2008-08-25T19:14:00.000-07:00</published><updated>2008-08-25T21:02:51.345-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>The Sisterhood of theTraveling Pants 2 yada Gezgin Pantolon Kardeşliği 2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://static.squidoo.com/resize/squidoo_images/-1/draft_lens2011185module9786276photo_1212347877hr_Sisterhood_poster.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://static.squidoo.com/resize/squidoo_images/-1/draft_lens2011185module9786276photo_1212347877hr_Sisterhood_poster.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu filmi blogumda paylaşmayacaktım. Tümüyle arkadaş ricasıyla gittiğim, hiç bilgi sahibi olmasam da kadrosuyla bile ne tür bir film olduğunu tahmin edebildiğim bir sinema yapıtıydı bu Dolaşan Pantul Kardeşliği 2 (Chicken Translate için kusuruma bakmayın tutamadım.) Konu, aynı kasabada büyüyen, herbiri ayrı bir koleji kazanarak birbirinden ayrılmak zorunda kalan 4 yakın arkadaşın ve filme de ismini veren sihirli (en azından karakterler öyle düşünüyor) pantolonun hikayesi şeklinde özetleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film benim gözümde iki artısı var. İlki hikayenin bir kısmının Türkiye'de geçmesi. Gossip Girl'den tanıdığımız (yada tanıyacağımız daha doğru) Blake Lively'in karakteri kazı amaçlı yaz kampı için, sanırım, Kapadokya'ya gidiyor. Filmi izlerken Türkiye lafının geçmesi ile ben "Nooluyor lan?" diyerek bir doğruldum. İlk beklentim fesli sarıklı adamlar, burmalı kadınlar görmekti ancak film beni yanılttı. Blake'in, filmde karakterinin ismiyle Bridget, hocası Professor Nasrin Mehani karakteri hem kültürlü ve aydın hemde işinde gücünde Türk kadını profili veriyor. Ancak oynayan İran göçmeni aktrist &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0013037/"&gt;Shohreh Aghdashloo&lt;/a&gt; yerine gerçek bir Türk aktrist bulunsa, filmde bir ara kendi aralarında yaptıkları, Türkçe olması gereken ama kulağa Arapça gibi gelen konuşmalarda Türkçe olsa süper olacaktı ama arka planda çalınan bir takım oryantal şarkılar dışında ben genel olarak Türkiye'nin filmdeki halinden rahatsız olmadım. Ya filmi çeken yada filmin esas alındığı kitabı yazan kişiler Türkiye'de bulunmuş ve yaşamı görmüş insanlar bu çok belli. Tabi bu arada filmin Türkiye sahnelerinin Türkiye'de değil, muhtemelen, Kolombiya'da çekildiğini de belirtmeden geçemeyeceğim. Yunanistan, ki filmin epey bir kısmı burada da geçiyor, ülke tanıtımına böyle Hollywood filmlerinin ne kadar katkı yaptığının farkındalığıyla kapılarını film yapımcılarına açarken, Türkiye'nin yüzlerce bürokratik engel koyarak kendi ülkemizde geçmesi gereken sahnelerin ya Yunanistan'da ya da Güney Amerika'da çekilmesine neden oluyor. Çok ama çok acı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin en beğendiğim, aslında bu sabah ne olduğunu farkettiğim, kısmı verilmek istenen ana fikir; yıllar içinde birbirinden öyle yada böyle kopan, ortak zeminleri hızla kaybolan bu dört genç kıytırık bir pantolon'u birbirine gönderip, bu yolla haberleşerek eski dostluklarını en azından pantolon üzerinden devam ettirmeye çalışmalarıdır. Yani demek istiyorum ki, bence film mezun olduğumuzda o güne kadar çok iyi dost olan insanların, bağlarının kopmaması yıllar boyunca bir iki kezden fazla görüşememesini önlemek için en azından aradaki birkaç bağa sıkı sıkı sarılmak gerektiğini vermek istiyor. En azından ben bunu aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan 4 kıza eşit zaman vermeye çalışan film çok dağınık, senaryosu da klişelerle dolu şekilde gelişiyor. Açıkçası Bridget'in hikayesi hariç bu dört kızın hiçbir ilgi çekici yanı yok. Hepsi başarılı oluyor, hepsi süper erkek arkadaşlar yapıyorlar falan. Hele filmin yıldız oyuncusu olması gereken Alexis Bledel resmen dökülüyor. İyi kıyak yapmış, iki süper erkek diğerlerine göre daha şatafatlı bir hikaye vermişler ama olmamış, resmen batırmış Alexis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak dört kızın nasıl olup da aynı pantolonu rahatlıkla giyip gezebildiğini çözemediğimi (Hele America Ferrera'nın kalça boyutunu gördükten sonra.)  söylerek bu kritiğimi bitiriyorum. Kısaca Amerikalının Chickflick, benim "Hey Girl Dergisi Zihniyeti Filmi" dediğimiz türü seviyorsanız pantul kardeşliğini sevmeniz epey yüksek ihtimal. Diğer türlü yanına bile yaklaşmayın. İyi seyirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-975058362277911058?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/975058362277911058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=975058362277911058' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/975058362277911058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/975058362277911058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/sisterhood-of-thetraveling-pants-2-yada.html' title='The Sisterhood of theTraveling Pants 2 yada Gezgin Pantolon Kardeşliği 2'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3782985827207848744</id><published>2008-08-25T18:47:00.000-07:00</published><updated>2008-08-25T21:03:36.620-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prison break'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dizi'/><title type='text'>Prison Break ve 4. Sezonu...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.fox.com/prisonbreak/features/download/wallpaper/prisonbreak_a_1600x1200.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://www.fox.com/prisonbreak/features/download/wallpaper/prisonbreak_a_1600x1200.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çok kısa bir zaman öncesine kadar televizyon meraklısı bir adam değildim. Olayım internet ve bilgisayar oyunlarıydı. TV'de ER ve X-Files dışında izlenecek bir dizi olmadığını, son izlediğim Yedi Tepe İstanbul'dan (efsanedir.) sonra düşünmeye başlamıştım ki, Prison Break hayatıma bomba gibi girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye çok çok ilginç (bilmeyenler için tekrar edelim.) Lincoln Burrows isimli ayu yavrusu kılıklı abimiz kalas görünümlü ama delikanlı bir aile babasıdır. Zamanında aldığı bir borç nedeniyle zor duruma düşer, borç aldığı adamlar bir şirket yöneticisini öldürmesini ister. Ancak mekana vardığında hedefi çoktan öldürülmüştür. Kısa bir süre sonra bunun çok detaylı bir tuzak olduğunu farkedecektir. Çünkü öldürülen adam Vice President'in (başkan yardımcısı) kardeşidir ve ortadaki tek şüpheli Lincoln'dür.  Lincoln çok hızlı şekilde yargılanır ve idama mahkum edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Lincoln'ün kardeşi inşaat mühendisi Michael Scorfield isimli cin bakışlı, 3 numara asker tıraşlı birader Lincoln'e komplo kurulduğuna kesinlikle inanmaktadır. Abisinin idamını hukuk yoluyla önleyemeyeceğini düşündüğünden deli-dahice bir plan hazılar:Abisini hapisaneden kaçıracaktır. Çalıştığı inşaat firmasının yardımıyla hapisane planlarını alır, kaçışı en ince detayına kadar inceler, bütün bilgileri yaptırdığı dövmelere gizleyip ufak bir suç işleyerek abisiyle aynı hapisaneye düşmeyi başarır. Artık zamana karşı yarış başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prison Break özellikle ilk iki sezonu bakımından Hollywood'un pekçok aksiyonun filmini aşan bir kaliteye ve heyecana sahip. Bütün sezon boyunca Scorfield'in ekibini oluşturması, planı yürürlüğe koyması zaman ve gardiyanlarla yarışması seyirciyi ekrana yapıştırıyor adeta... Cnbc-e'deyken saniyesini kaçırırım diye tuvalete bile gitmiyordum o derece bağımlılık yaratıyor :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan ilk iki sezon ne kadar iyiyse üçüncü sezon o kadar rezalet olduğunu da belirtmek gerekir. İlk iki sezondaki kaçış, olayların perde arkasını çözme uğraşı, herşeyi kontrol eden Lincoln ve biraderini susturmak için herşeyi yapmaya hazır "Company" üçüncü sezonda adeta unutulmuştu. Üstüne dizinin as karakterlerini oynayan oyuncuların diziden ayrılma isteği Prison Break'i adeta öldürdü diyebiliriz. İlk iki sezonu mumla aratan bir şekilde üçüncü sezon sona erdi. Gerçi bu kötülükte senarist grevinin de etkisi yok değildi tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi önlerinde yeni bir sezon, adeta yeni bir sayfa var yapımcıların. Konuyu uzatacaz diye sündürürken batırdıkları onlarca şeyi nasıl toplayacaklar, bir düzene sokacaklar belirsiz ancak özellikle şeffaf tenli, narin, ince, zarif her türlü iltifatı hakeden süper insan &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0915637/"&gt;Sarah Wayne Callies&lt;/a&gt;'ın dönmesi ve konunun yeniden the Company'e ile ilgili olcacak olması dizi açısından umut verici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizinin 4. sezonu hakkında bilgiler vermeden olmaz. Sara Tencredi'nin döneceğini zaten biliyorduk ancak söylenene göre dördüncü sezonda ilk sezon biraderlere kök söktüren ajan Paul un döneceği söyleniyor. Eh, Sara dönebiliyorsa Paul niye dönmesin tabi... Diğer yandan diziye &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1620756/"&gt;James Hiroyuki Liao&lt;/a&gt; isimli japon görünümlü hacker ve pekçok hollywood yapımından hatırlayabileceğiniz kızıl abimiz &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001650/"&gt;Michael Rapaport&lt;/a&gt;'da boy gösterecek yeni bölümlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezon premiere'i 1 Eylül'de yayınlanacak. Merakla bekliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3782985827207848744?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3782985827207848744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3782985827207848744' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3782985827207848744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3782985827207848744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/prison-break-ve-4-sezonu.html' title='Prison Break ve 4. Sezonu...'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-8461415829165365567</id><published>2008-08-17T20:47:00.000-07:00</published><updated>2008-08-17T21:03:15.626-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='metal'/><title type='text'>Metal Rahip</title><content type='html'>Kardeşim "Cesare Bonizzi diye bir adam var, youtube'da videolarını araştırsana" diye paslamasa hayatta haberim olmayacaktı. Gördüğüm ilk videolarda seyirci karşısında konuşan ak sakallı, cübbeli bir adam görünce ilk etapta Cesare Bonizzi'yi bir metal konserine gidip, dinleyicileri din yoluna çekmeye çalışan bir papaz sandım. Papaz kısmında haklı olsam da olay biraz farklı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahip Bonizzi 62 yaşında İtalyan bir papaz, eski bir misyoner. Rahiplik dışında kalan boş zamanlarında Heavy Metal grubu Fratello Metallo (Metal Kardeşliği) grubunda vokallik yapmakta. İsmini Gods of Metal 2008 isimli festivale katılarak duyurmuş, kendisi de bir Metallica konserini izledikten sonra metal müziğe ilgi duymaya başlamış. Aşağıdaki videoda da görebileceğiniz gibi kötü de söylemiyor ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="450" height="370"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.liveleak.com/e/e97_1216526621"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.liveleak.com/e/e97_1216526621" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="450" height="370"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz de tasavvuf metal yapan, imamlardan oluşan bir grup çıkar mı acaba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-8461415829165365567?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/8461415829165365567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=8461415829165365567' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8461415829165365567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8461415829165365567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/metal-rahip.html' title='Metal Rahip'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-698413463722852738</id><published>2008-08-17T18:55:00.000-07:00</published><updated>2008-08-17T20:32:42.609-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>At the Gates - Slaughter of the Soul</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKjtTpAVCLI/AAAAAAAAAGA/Y0o3oZ5JdT8/s1600-h/%5BAllCDCovers%5D_at_the_gates_slaughter_of_soul_1995_retail_cd-front.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 342px; height: 342px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKjtTpAVCLI/AAAAAAAAAGA/Y0o3oZ5JdT8/s400/%5BAllCDCovers%5D_at_the_gates_slaughter_of_soul_1995_retail_cd-front.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5235695488498731186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İsveç insanın üç yönünü çok severim, dünyanın tip olarak en şekil insanlarıdır, çevreye çok saygılıdırlar ve Death Metal'i şaha kaldıran grupların ana vatanıdır. In Flames, Opeth, Katatonia,  Dark Tranquillity... kısaca Türkiye'de ne kadar futbol yorumcusu varsa, İsveç'den de o kadar kaliteli Swedish Metal grubu çıkmıştır. Ancak bence bir grubu ve onların özellikle bir albümünü diğerlerinden ayırmak gerekiyor. O da At the Gates'in Slaughter of the Soul albümüdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;We are blind to the&lt;br /&gt;worlds within us,&lt;br /&gt;waiting to be born.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstüne gümbür gümbür giren Blinded by Fear ile açılan albümde kötüyü geçtim, mükemmelin altında bir şarkı bile bulunmuyor. Yine de benim favori şarkılarım albüme de ismini veren Slaughter of the Soul, Blinded by Fear, Cold, Suicide Nation ve World of Lies'dır. (Albümün yarısını yazdık bile) Vokalleri, ritmler, şarkılar, sözleri... her yönüyle dört dörtlük bu albüm pekçok metalsever tarafından Melodik Death Metal'in öncüsü sayılmakta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümün birisi benim için diğeri de genel olan iki kötü yönünden  bahsetmek lazım. Benim açımdan ilk dinlediğim At the Gates albümü olması nedeniyle, diğer albümlerine bir türlü ısınamamış, dönüp dönüp bu albümü dinlememe sabep olmuştur.  Bütün metal severlere olan kötü etkisi de, söz ve beste yazarı olan gitarist Anders Bjorler "Slaughter of the Soul'un üzerine hiçbir zaman çıkamayacağımı anladım ve grubun değerini düşürmemek adına ayrılmaya karar verdim." sözleri ile açıklanabilir. Bjorler'in yerini dolduramayacağına inanan At the Gates grubu maalesef dağılmış, sevenlerini yalnız bırakmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metal Müziğin en iyi ilk beş albümünde sayabileceğim Slaughter of the Soul'u müzik seven herkese tavsiye ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-698413463722852738?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/698413463722852738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=698413463722852738' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/698413463722852738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/698413463722852738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/at-gates-slaughter-of-soul.html' title='At the Gates - Slaughter of the Soul'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKjtTpAVCLI/AAAAAAAAAGA/Y0o3oZ5JdT8/s72-c/%5BAllCDCovers%5D_at_the_gates_slaughter_of_soul_1995_retail_cd-front.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-7905476995278633383</id><published>2008-08-17T17:49:00.000-07:00</published><updated>2008-08-17T17:50:48.283-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mizah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='resim'/><title type='text'>Günün Resmi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.pic-upload.de/14.08.08/m8qelu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://www.pic-upload.de/14.08.08/m8qelu.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akşam vakti yerlere yatırmış bir resim geliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-7905476995278633383?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/7905476995278633383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=7905476995278633383' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/7905476995278633383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/7905476995278633383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/gnn-resmi_17.html' title='Günün Resmi'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-7818366619225042379</id><published>2008-08-16T15:20:00.000-07:00</published><updated>2008-08-16T19:20:40.368-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='futbol'/><title type='text'>Para Maçı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/7e/Englfu%C3%9Fball13.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 288px; height: 181px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/7e/Englfu%C3%9Fball13.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar lise ve ortaokul gençliği için en popüler tenefüs eğlencesiydi para maçı... Üç parayı üçgen yapacak şekilde dizer her parayı birer birer diğer ikisinin ortasından geçirerek rakibin iki elinin serce parmaklarıyla oluşturduğu kaleye gol atmaya çalışırdık. Basketbol versiyonu da para maçı kadar olmasa da popülerdi. Hey gidi günler hey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da da popüler bir oyunmuş demek ki, JVC bu oyunun mükemmel bir flash versiyonunu hazırlamış. En iyilerin sıralandığı listede ülkeler içinde tabi ki Türkiye birinci sırada... &lt;a href="http://www.jvcfootball.com/euroball/"&gt;Oyuna buradan ulaşabilirsiniz.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıntılı bilgi &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Penny_football"&gt;Wikipedia'nın sitesinde mevcut...&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-7818366619225042379?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/7818366619225042379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=7818366619225042379' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/7818366619225042379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/7818366619225042379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/para-ma.html' title='Para Maçı'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-4610420028517309098</id><published>2008-08-16T14:31:00.000-07:00</published><updated>2008-08-16T15:11:17.211-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='animasyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Wall - E</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKdNymcud-I/AAAAAAAAAF4/f4QiJYBlWSk/s1600-h/wall_e.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKdNymcud-I/AAAAAAAAAF4/f4QiJYBlWSk/s400/wall_e.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5235238623551322082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Apple yöneticileri Steve Jobs'u kovarken aslında animasyon hayranlarına ne kadar büyük bir iyilik yaptıklarının farkında olsalardı, aynı şeyi yine de yaparlar mıydı acaba? Öyle ya Steve Jobs, kendi kurduğu firmasından ayrıldıktan sonra Pixar'ı kurmuş, bugün izleyip hastası olduğumuz A Bugs Story, the Incredibles, Finding Nemo gibi süper animasyon filmlerinin yapılmasını sağlamıştı. Hatta Apple Pixar'ı satın almış, Steve Jobs da kovulduğu firmaya patron olarak geri dönmüştü. Özellikle Ratatouille ile çıtayı epey yükseltmişler, bana da "Bunun üzerine çıkamazlar artık." dedirtmişlerdi. Ancak Wall-E'yi gördükten sonra çok fena yanıldığımı anladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wall-E, Pixar'ın diğer animasyon filmlerine göre epey farklı bir yapım. Diğer filmlerinde bol kullandıkları konuşmaya dayalı espriler Wall-E'de neredeyse hiç bulunmuyor. Hatta filmin sadece 1/3'ünde konuşma olduğunu söyleyebilirim. Ani iniş çıkışlı, hareketli bir filmde sayılmaz, Wall-E daha ağır, hatta bir çocuk filmi için hafifde olsa karanlık bir atmosferi olduğunu söylebilirim. Bu yönden uzak doğu animelerini andırmıyor değil. Ancak film çok ama çok eğlenceli... 30 yaşındaki adam da 5 yaşındaki çocukta filmden keyif alabiliyor, çıkışta "Waaaall-eeeee, Evaaaaaa" sesleri çıkartabiliyor. Özellikle yarattıkları ana karakter Wall-e için Ekşi Sözlük'de "Robotların Şarlosu" gibi bir tanım yapılmış ki kesinlikle doğru bir tanım. 3-4 kelimeden fazla konuşamayan bu robot bütün film boyunca mimikleri ve hareketleri ile seyirciyi eğlendiriyor, güldürüyor, duygulandırıyor, hatta ağlatıyor bile. Çok ama çok başarılı bir karakter...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca konudan da bahsedelim. Günümüzden epey bir süre sonra insanoğlu Dünya'yı öylesine kirletiyor ki, geride Wall-E denilen küçük temizlik robotları dışında kimseyi bırakmadan mekiklerle uzaya kaçıyorlar. Ancak bu robotlardan sadece bir tanesi çalışır durumda kalıyor ve 700 yıl boyunca Wall-E hergün aynı işi yapıyor. Ancak bu kadar süre içinde Wall-E bir kişilik geliştirmesi, kendini yanlız hissetmesine neden oluyor. Ta ki, uzaya giden insanların dünyaya bir keşif robotu yani Eva'yı yollamasına kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wall-E aşkı, macerayı, eğlenceyi bir arada verebilen üstelik bunları robotları kullanarak anlatabilen muhteşem bir animasyon filmi... İnsanlığın tüketim çılgınlığı üzerine muhteşem göndermeler de cabası... Türkiye'de gösterime Ekim ayı içinde gireceğini duydum, gelince mutlaka izleyin.&lt;br /&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-4610420028517309098?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/4610420028517309098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=4610420028517309098' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4610420028517309098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4610420028517309098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/wall-e.html' title='Wall - E'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKdNymcud-I/AAAAAAAAAF4/f4QiJYBlWSk/s72-c/wall_e.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3592297235668376169</id><published>2008-08-14T22:14:00.001-07:00</published><updated>2008-08-17T20:41:22.544-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='metal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='walls of jericho'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='etkinlik'/><title type='text'>Mayhem Festival Günlüğü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUooCNotBI/AAAAAAAAAC4/Y3omm4Vo2W0/s1600-h/IMG_0479.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 372px; height: 278px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUooCNotBI/AAAAAAAAAC4/Y3omm4Vo2W0/s320/IMG_0479.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234634810142012434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yazacağım, yazıyorum, yazdım derken bir türlü başlayamadım  bu yazıya. Okuyacağınız yazı 12 Ağustos 2008'de Atlanta, Lakewood Amphitheater'da yapılan Mayhem Fest'in yarı kritik, yarı günlük tarzı incelemesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında benim için festival iki hafta önce biletimi internet üzerinden sipariş ettirmem ile başladı. Siteden seçtiğim "will call" seçeneği nedeniyle festival günü alacağımı, bileti ayırttığımın ertesi günü 1 saat yol tepip Lakewood'a gidince anlamam acı ve komik bir ayrıntı oldu. Neyse en azından yolu öğrendim diye avunuyordum bu sefer de dönüş yolunu kaybettim, 3 saat Atlanta'nın güneyini turladım vs. Sonra günler geçti ve geçen salı geldiğinde ben kartımı, kimliğimi, tshirtümü çekip Lakewood Amphitheater'a geldim. RnB ve Hiphop başkenti Atlanta'da görmek pek mümkün olmayan metalci tayfası 3-4 bin kişilik güruh olarak girişte kapıların açılmasını bekliyordu. Biraz güç de olsa will call biletimi alıp sıraya girdim. Baştan aşağı dövmeli, piercingli  gençlerden, bir parça bile siyah giyinmemiş tiplere, bembeyaz saçlı çocuklarıyla beraber gelmiş ebeveynlerden 15-16 yaşında yeni yetmelere kadar her yaş ve her model insan vardı sırada. "Bu sıra hayatta bana gelmez kalabalığın sadece 40 dakika içinde içeri girebilmesi organizatörlerin başarısı olarak sayıyorum.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUogE3Q4uI/AAAAAAAAACw/UrVySyEkQ8A/s1600-h/IMG_0457.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 361px; height: 270px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUogE3Q4uI/AAAAAAAAACw/UrVySyEkQ8A/s320/IMG_0457.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234634673414529762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İçeri girdikten sonra elime tutuşturulan konser planına göre ilk konsere 25 dakika kadar olduğunu görünce etrafı kolaçan etmeye karar verdim. Lakewood Amphitheater gördüğüm kadarıyla İstanbul'da bu tür organizasyonlar için kullanılan Kuruçeşme Arena'dan epeyce daha iyi bir yapı... Alanın ortasındaki yarı açık tiyatronun iki tarafı tuvalet, alışveriş noktaları ve yiyecek içecek dükkanları iken, ortadaki tiyatro oldukça iyi bir akustiğe sahip yarısı koltuklu, yarısı ise "lawn" denilen çayır çimen alandan oluşuyordu. Ayrıca otoparkın yarısına 2 sahne daha kurulmuş, kalan alana da bütün grupların her türlü ürününü satan ufak çadırlar oluşturulmuştu. İlk turumun ardından 2:30 civarı Black Tide'ı dinlemek için Hot Topic Stage'e gittim. Bu arada belirteyim saat 7:40'a kadar her grup yarım saatlik peşpeşe performanslar vermekte...  Seyirci iki sahne, sonradan Main Stage'in eklenmesiyle üç, arasında dolaşmaktan masa tenisi topuna döndü adeta... Bu kadar kalabalık bir festivale sadece bir gün ayrılması da büyük hata bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Black Tide&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUo6LjGJaI/AAAAAAAAADA/aZ1qpq3pKmM/s1600-h/IMG_0463.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUo6LjGJaI/AAAAAAAAADA/aZ1qpq3pKmM/s320/IMG_0463.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234635121885586850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Black Tide muhtemelen festivale katılan en genç grup olma özelliğini taşıyordu. Hatta ilk kuruldukları 2004 yılında ortalama olarak 18 yaşında olan grup yasal içki yaşının altında olduklarından Ozzyfest'de Jagermeister isimli alkol üreticisinin sponsor olduğu sahnede çıkamamış, o yüzden ana sahneye alınmıştı. 4 sene içinde pek birşey değişmemiş sanırım yine alchool-free sahnedeydiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Miami'li grup yeniden yükselişe geçen American Thrash Metal'ini icra etmekte. Açıkçası yaş olaylarını bilmiyordum, öğrenince hayret ettim çünkü pekçok olgun gruptan sağlam çalmaktalar. Şarkıları gayet güzel, konser öncesi hiçbir bilgim olmadığı için "şu şarkısı iyidir." diyemiyorum ancak genel olarak başarılı, ileride iş yapması muhtemel bir grup gibi görünüyor. Takip edin derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Colossick&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUpJDxgMNI/AAAAAAAAADI/apkExQyEqPQ/s1600-h/IMG_0467.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUpJDxgMNI/AAAAAAAAADI/apkExQyEqPQ/s320/IMG_0467.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234635377496568018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Homegrown Band ünvanıyla çıkan Colossick bir death metal grubu. Adamlar "biz ismimizi duyuracaz ulen" diye çok kastıkları belli çünkü vokal gerek tripleri ile, gerekse seyirciyle diyalog kurarak gaza getirme çabasına bol bol girdi. Adamların şansızlığına cross motorsiklet gösterisi başladı, benimde dahil olduğum dinleyenlerin yarısı sahneden uzaklaşarak gösteriyi izlediler. Colossick hakkında ne diyeceğimi pek bilemiyorum. Genel olarak çok daha iyi Death Metal grupları varken ne derece şans verilebilir biraz dinleyiciye kalmış. Yine de ortalama bir grup olarak vasatın üstü bir performans ortaya koydular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;The Red Chord &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUpOY36oEI/AAAAAAAAADQ/iM7xjcqD9Ic/s1600-h/IMG_0477.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUpOY36oEI/AAAAAAAAADQ/iM7xjcqD9Ic/s320/IMG_0477.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234635469059956802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kardeşim benden tshirtünü istediğinde the Red Chord'un grup olduğunu bile bilmiyordum. Konser alanında grubu görünce uyandım. :)) 10 senelik grup Dillinger Escape Plan tarzı bir müzik icra etmekte. Dillinger'ın tarzını sever misiniz bilmem ama pek benim tarzım olmadığından the Red Chord'da pek ilgimi çekmedi. Vokalin albümdeki sesi nasıldır bilemem ama canlı performansı çok iyi değildi açıkçası. Dillinger seviyorsanız son albümleri Prey for Eyes'a bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Airbourne&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUptQj-DnI/AAAAAAAAADY/2RDdUrh4NM8/s1600-h/IMG_0483.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUptQj-DnI/AAAAAAAAADY/2RDdUrh4NM8/s320/IMG_0483.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234635999404756594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gitmeden önce "AC/DC taklidi" yakıştırması yapıldığı için hem merak ediyor, hem de çok umutlanmamaya çalışıyordum ama Avustralyalı Hard Rock grubu Airbourne beklentimin çok ötesinde bir performans koydu. Vokal Joel O'keeffe epey enerjik bir adam! Küçücük Jagermeister sahnesinin her köşesine gitti, hopladı zıpladı, her türlü atraksiyonu yaptı. Hatta ördek yürüyüşü bile yaptı gitarla. Seyirciyi adeta avcunun içine aldı. Joel, Brian Jhonson'u andıran bir sese sahip olsa da Airbourne kesinlikle AC/DC taklidi grup değil. Yarım saat içinde 2006'da çıkardıkları Runnin' Wild albümünden 6-7 kadar şarkı çaldılar. Albüm başlıbaşına bomba ancak "Stand Up for Rock and Roll", "Runnin' Wild", "Blackjack" ve "Cheap Wine" ilk etapta dinlenebilecek şarkılar. Türkiye'ye gelirlerse mutlaka bir daha dinlemek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;36 Crazyfists&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 senelik İngiliz Metalcore grubunu, Walls of Jericho için en ön sırada yer kapmaya çalıştığımdan uzaktan dinledim. Metalcore'a yeni yeni ısındığımdan şarkılarını gayet başarılı buldum. Festivale gelen kalabalıkça seveni vardı, kendi aralarındaki konuşmalardan da olumlu izlenim aldım. Sahne performanslarını yandan göremedim maalesef :)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Walls of Jericho&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUp3dg2etI/AAAAAAAAADg/3Krjt_6lJtA/s1600-h/IMG_0503.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUp3dg2etI/AAAAAAAAADg/3Krjt_6lJtA/s320/IMG_0503.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234636174680029906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Offf offf diyebiliyorum sadece... Benim için festivale Walls of Jericho damgasını vurdu desem yanlış söylemiş olmam. Performanslarını görmek için, Airbourne'un imza saatini kaçırdım, Walls of Jericho'dan imza almak içinde Mastodon konserinin yarısını... Değer miydi? Her saniyesine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Walls of Jericho beklediğim üzere Trigger of the Full Promises ile girdi. İlk şarkıdan seyirciyi ısındıran Candice daha sonra bizi öldürmeye karar verdi sanırım, önce üst üste "Circle Pit" yaptırdı, sonra arkadakileri seyircilerin ellerinde taşıtıp sahne önüne aldırdı. Ben epeyce ezilsemde yanımdaki minyon bağyan resmen tost oldu. Nefes almayı becermesine şaşırdım doğrusu :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUp80IoWzI/AAAAAAAAADo/KfUcTu81_YY/s1600-h/IMG_0509.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUp80IoWzI/AAAAAAAAADo/KfUcTu81_YY/s320/IMG_0509.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234636266651802418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Trigger'ın yanında All Hail to Dead, I Know Hollywood and You Ain't gibi klasikleri ve yeni albümlerinden the Prey ve the American Dream'i çaldılar. Bir önceki albümlerine göre daha sağlam (ne kadar olabiliyorsa artık :) bir albüm yaptıkları izlenimi verdi the American Dream.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konserden sonra imza anı hakkında fazla konuşmak istemiyorum. Kendimi popstar görmüş liseli kız gibi hissettim desem yeridir. Beklediğimden çok daha mütevazi ve rahat insanlar çıktılar. Türkiye'den geldiğimi öğrenince "We plan to come to Turkey soon." diyerek "Eheheöehe Really?" gibi bir tepki vermeme neden oldular. Gerçi muhtemelen Bulgaristan'a veya Yunanistan'a geleceklerdir, mekanı karıştırmışlardır gibi geldi. Ayrıca otu boku imzalatmama karşın, imzalattığım Revolver'i onların masasında unutmam, geri döndüğümde ortadan kaybolduğunu görmem biraz utandırdı ama ossun.&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUqcLykIUI/AAAAAAAAADw/C8k-7Mfq_t8/s1600-h/IMG_0523.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUqcLykIUI/AAAAAAAAADw/C8k-7Mfq_t8/s320/IMG_0523.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234636805577646402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mastodon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUr3F8IR5I/AAAAAAAAAEQ/YcZ_PnpfM0A/s1600-h/IMG_0524.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUr3F8IR5I/AAAAAAAAAEQ/YcZ_PnpfM0A/s320/IMG_0524.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234638367375247250" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Dediğim gibi yarısını kaçırdım Mastodon konserinin. Gerçi çok da pişman olmadım çünkü Mastodon çok kötüydü. Zerre istekli değil gibi geldiler. Gerçi kendi evleri olan Atlanta'da 35 dakikalık bir performans göstermelerine bozulmuş olabilirler bilemiyorum. Okuduklarıma göre canlı performansları genel olarak iyi değilmiş. Colony of Birchmen ve the Wolf is Loose'u çaldıklarını gördüm. Muhtemelen Blood and Thunder'ı girişte çaldıklarından kaçırdım. En çok ona yandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Machine Head&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUr9u5juxI/AAAAAAAAAEY/qdpUwVG9w14/s1600-h/IMG_0535.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUr9u5juxI/AAAAAAAAAEY/qdpUwVG9w14/s320/IMG_0535.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234638481449532178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kurulduğundan bu yana geçen 16 yıla ve binlerce hayranına rağmen Machine Head'i Mastodon yerine Main Stage'de sahne almaması bence organizatörlerin ayıbı. Gerçi gördüğüm kadarıyla küçük stage'de seyirciyle daha iyi kontakt kurulduğundan bilinçli bir tercih de olabilir. Machine Head ismine yaraşır bir performans sundu. Lead Gitaristleri Phil Demmel'e ayrı bir parantez açmalıyım. Frontman'i karizmasıyla aşabilen ender gitaristlerden birisiydi, çok da iyi çalıyor amcam. Machine Head ile alakam bir iki şarkıdan fazla olmadığından ayrıntılı bilgi veremiyorum.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dragonforce&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUquS8KORI/AAAAAAAAAEA/ypoEuKYU5tg/s1600-h/IMG_0533.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUquS8KORI/AAAAAAAAAEA/ypoEuKYU5tg/s320/IMG_0533.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234637116734585106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Işık hızında gitar çalabilen gitaristlere sahip bu İngiliz grubunu bir türlü sevemedim. Konser performansları da fikrimi değiştirmedi. Herman Li uçuk bir gitarist olabilir ama zerre ruh yok yaptıkları müzikte. Through the Fire and the Frames dışında bence dinlenecek şarkıları yok. Onu da "Şimdi Guitar Hero'da da oynayabileceğiniz şarkımızı çalacağız." diye sundular kendilerinden iyice tiksindim. (Sevmiyorum demiş miydim?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Disturbed&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUsLV9m9hI/AAAAAAAAAEo/ad0CrryEysI/s1600-h/IMG_0562.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUsLV9m9hI/AAAAAAAAAEo/ad0CrryEysI/s320/IMG_0562.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234638715273803282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ankara'da Bazaarların metalci, gothic gençliğe yönelik imitasyon ürünler satan dükkanlarında bol bol çaldıklarından epey aşina olmuştum ancak pek alakam yoktu Disturbed ile... Festival'in (Walls of Jericho hariç) en iyi performansını gösterdiler. Sahne şovları, Lakewood'un da etkisiyle, epey kaliteliydi. Vokal David Draiman öyle ufak tefek tıknaz bir amca görünümü vermesine karşın süper bir sese sahipmiş onu gördüm. Sahneye Hannibal Lecter tribi yaparak deli ceketi ve maskeyle girmesi epey iyiydi, sonradan öğrendim ki standart şovuymuş. Ayrıca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;David seyirciyle güzel diyalog kursada bir frontman karizmasına sahip değil bence... Bir de &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUsC_ONICI/AAAAAAAAAEg/cKSfZPaZN3k/s1600-h/IMG_0546.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUsC_ONICI/AAAAAAAAAEg/cKSfZPaZN3k/s320/IMG_0546.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234638571730444322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"Haydiyin vatanseverliğimizi gösterelim gençler!" tarzı bir nutuk atıp millete "USA, USA" diye tempo tutturunca epey gözümden düştü. Eh "ABD'deyiz bebek ne bekliyorsun" diye geçiştirdim olayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gruba zaten Korn, Slipknot vs. dinliyorsanız epey aşinasınızdır. Bilmiyorsanız 10000 Fists (Herkes yumruğunu göğe kaldırınca güzel bir görüntü oluyor.), Down with the Sickness, Indestructible, Inside the Fire falan mutlaka dinlenilmesi gereken şarkılar.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUsWfEaBHI/AAAAAAAAAEw/GB1DjzYTb-o/s1600-h/IMG_0571.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUsWfEaBHI/AAAAAAAAAEw/GB1DjzYTb-o/s320/IMG_0571.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234638906696795250" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Slipknot&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUtjy-A8vI/AAAAAAAAAE4/HgmGp3KS0xI/s1600-h/IMG_0584.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUtjy-A8vI/AAAAAAAAAE4/HgmGp3KS0xI/s320/IMG_0584.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234640234888622834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yaa yaaa... Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner Erinç efendi. Zamanında ne bok attım bu adamlara. Oysa ilk albümlerinden itibaren öyle yada böyle alakam vardır Slipknot ile. Iowa'lı "Maskeli Beşler" mükemmel bir sahne şovu ortaya koymalarına karşın ses kalitesi zayıf kaldı. Epey seveni olduğundan pek kötülemek istemem, ben bir tek "Before I Forget" ile alakam olduğundan onda eşlik ettim, geri kalanında ıslanmış ve yorulmuş olduğundan olayı "uzaktan izleyen adam" formatında takıldım. Yeni albümleri 26 Ağustos'da çıkacakmış, "All Hope is Gone" isimli bir şarkı çaldılar son albümden, seveni bayram edecek gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUt0dFKfiI/AAAAAAAAAFA/zuMuqUy8od8/s1600-h/IMG_0608.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUt0dFKfiI/AAAAAAAAAFA/zuMuqUy8od8/s320/IMG_0608.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234640521070804514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Off off en sonunda yazdım rahatladım. İzlediğim grupların yanında 2-3 gruptan bahsetmedim, çünkü ne fotoğrafım var ne de hakkında bahsedecek bilgim. Festival hakkında bir iki dipnot düşeyim. Festival başarılı ancak bu kadar grup için süre çok azdı. En azından 2 gün olsaydı da her grup 1 saat performans gösterseydi, grupla tanışma aktiviteleri konserlerden ayrı yapılsaydı dedirtti. Ayrıca Revolver'in bu festival için özel yaptırdığı dergilerdeki Metal Sudoku, Crossword, Word Search bulmacaları epey güldürdü. Süper fikir... Ayrıca bütün konser boyunca deli gibi olmasa da aralıksız yağmur yağdı, herkes ıslandı. Allah'dan rüzgar yoktu da hasta olmadan atlattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca Tool ve Megadeth konserleri benim için apayrı yerlere sahip olduğundan onları ayırıyorum ama bu festival gittiğim en mükemmel organizasyondu. Türkiye'de organizasyon düzenlemeyi hiç bilmiyormuşuz bence (Rock'n Coke'a hiç gitmedim onu ayrı tutuyorum.) Artık ileride Wacken Festival'e gidene kadar hayatımın en süper aktivitesi Mayhem Fest'dir. (festivale ismini veren Mayhem'in bütün festival boyunca esamesi bile okunmaması i&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUrZptQcdI/AAAAAAAAAEI/mya4pUDmIbI/s1600-h/IMG_0507.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUrZptQcdI/AAAAAAAAAEI/mya4pUDmIbI/s400/IMG_0507.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234637861580468690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUv75dOcwI/AAAAAAAAAFw/UvbmaA52MU8/s1600-h/IMG_0522.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUv75dOcwI/AAAAAAAAAFw/UvbmaA52MU8/s400/IMG_0522.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234642847970259714" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUv2PTlfiI/AAAAAAAAAFo/lMWtsx7rEGQ/s1600-h/IMG_0517.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUv2PTlfiI/AAAAAAAAAFo/lMWtsx7rEGQ/s400/IMG_0517.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234642750756191778" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUvvxIlnGI/AAAAAAAAAFg/jJky9A_Q4m8/s1600-h/IMG_0462.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUvvxIlnGI/AAAAAAAAAFg/jJky9A_Q4m8/s400/IMG_0462.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234642639577783394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUvrDPdWbI/AAAAAAAAAFY/jz2kNKcrZWU/s1600-h/IMG_0471.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUvrDPdWbI/AAAAAAAAAFY/jz2kNKcrZWU/s400/IMG_0471.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234642558539094450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUvjedZedI/AAAAAAAAAFQ/nxe29oERDzQ/s1600-h/IMG_0469.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUvjedZedI/AAAAAAAAAFQ/nxe29oERDzQ/s400/IMG_0469.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5234642428406364626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-b504160042009bf8" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v14.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db504160042009bf8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330261108%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4271DC8569CB0E9C957664F58CAAEFB81FA3E955.7D69371E181AE4A0E337232BA5B1EA17BAD2893C%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db504160042009bf8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DhG-zQuk2h3mNFG0xcBWSrW_-suY&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v14.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Db504160042009bf8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330261108%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4271DC8569CB0E9C957664F58CAAEFB81FA3E955.7D69371E181AE4A0E337232BA5B1EA17BAD2893C%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Db504160042009bf8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DhG-zQuk2h3mNFG0xcBWSrW_-suY&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3592297235668376169?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=b504160042009bf8&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3592297235668376169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3592297235668376169' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3592297235668376169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3592297235668376169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/mayhem-festival-gnl.html' title='Mayhem Festival Günlüğü'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKUooCNotBI/AAAAAAAAAC4/Y3omm4Vo2W0/s72-c/IMG_0479.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-898255216189913375</id><published>2008-08-11T17:21:00.000-07:00</published><updated>2008-08-11T17:49:18.855-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stephen king'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post apocalyptic era'/><title type='text'>The Stand'ın Çizgi Romanı Geliyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKDdk5CyEJI/AAAAAAAAACo/GRWkvh90oFs/s1600-h/thestand.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKDdk5CyEJI/AAAAAAAAACo/GRWkvh90oFs/s320/thestand.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233426392862036114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir solukta okuduğum çok güzel bir Stephen King romanıydı the Stand. Captain Trips isimli, grip benzeri ölümcül bir hastalığın nüfusun %99'unu öldürdüğü post apokaliptik bir Dünyada iyiler ve şeytani güçler arasındaki savaşı anlatıyordu. Televizyon filmi de yapılmış zamanında 6 saatlik filmi bir oturuşta bitirip şaftı kaydırmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marvel, Stephen King'in ünlü serisi Dark Tower'ın çizgi roman uyarlamasıyla yetinmemiş olacak ki bu sefer the Stand'e kapağı atmış. İlk eskizler nette dolaşmakta, ilk bölüm Eylül ayı içinde yayınlanacak Amerika'da. Türkiye'ye daha the Dark Tower gelmemişken the Stand'ın geleceğini beklemek hayal tabi ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı the Dark Tower gibi &lt;a href="http://link.brightcove.com/services/link/bcpid1243727487/bclid1173338141/bctid1705721657"&gt;buna da bir fragman yapılmış. Buyrunuz.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberi aldığım &lt;a href="http://arabolge.org"&gt;Arabölge&lt;/a&gt;'ye selam çakmayı da ihmal etmeyelim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-898255216189913375?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/898255216189913375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=898255216189913375' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/898255216189913375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/898255216189913375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/standn-izgi-roman-geliyor.html' title='The Stand&apos;ın Çizgi Romanı Geliyor'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SKDdk5CyEJI/AAAAAAAAACo/GRWkvh90oFs/s72-c/thestand.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-8293464513279820557</id><published>2008-08-11T13:24:00.001-07:00</published><updated>2008-08-11T13:24:36.141-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='resim'/><title type='text'>Günün Resmi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kafa.bobiler.org/upload/photographs/129751588f.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 384px; height: 502px;" src="http://kafa.bobiler.org/upload/photographs/129751588f.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-8293464513279820557?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/8293464513279820557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=8293464513279820557' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8293464513279820557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8293464513279820557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/gnn-resmi.html' title='Günün Resmi'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-5000876519902721145</id><published>2008-08-11T12:11:00.000-07:00</published><updated>2008-08-11T12:18:50.998-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><title type='text'>Bloxorz</title><content type='html'>Bloxorz, kabaca bir dikdörtgen prizmasını yuvarlayarak platformlardan geçirip bir deliğe sokmaktan ibaretbir flash oyunu. Ancak oyun basit görünüşüne rağmen ciddi kafa patlatılması gerektiriyor. Sıkılınca, bunalınca bir süre kafa patlatılabilecek bir oyun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.albinoblacksheep.com/games/bloxorz"&gt;http://www.albinoblacksheep.com/games/bloxorz&lt;/a&gt; sitesinden oynayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunu paslayan ERDNC'e selamı da çakmayı ihmal etmeyelim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-5000876519902721145?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/5000876519902721145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=5000876519902721145' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5000876519902721145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5000876519902721145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/bloxorz.html' title='Bloxorz'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-629735724993363830</id><published>2008-08-10T23:31:00.000-07:00</published><updated>2008-08-11T11:57:18.983-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='supernatural'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Led Zeppelin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rock'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dizi'/><title type='text'>Supernatural Bölümlerine İsim Veren Şarkılar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.mediakronik.com/series/images/Jensen_Ackles/Supernatural_Dean_Winchester.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.mediakronik.com/series/images/Jensen_Ackles/Supernatural_Dean_Winchester.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki gormussunuzdur, belki denk gelmemistir ama ABD'de populer, Turkiye'de de TNT kanali sayesinde taninmaya baslamis guzel bir dizi. Dizi hakkinda ayrintili bilgi ve yorumu sonra yaparim, ozellikle ilgimi ceken bir yani var ki dizide classic rock gruplarina, sadece sarkilari degil, inanilmaz gondermeler var. Ornegin bolum isimlerinin cogu rock gruplarindan. Bir sayalim bakalim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Supersuckers - Dead in the Water (1. sezon 3. bolum)&lt;br /&gt;Mr. Bungle - Bloody Mary (1. sezon 5. bolum)&lt;br /&gt;Pearl Jam - Bugs (1. sezon 8. bolum)&lt;br /&gt;K.I.S.S. - Asylum (1. sezon 10. bolum)&lt;br /&gt;Pink Floyd - Scarecrow (1x11)&lt;br /&gt;The Cure - Faith (1x12)&lt;br /&gt;Altar - Route 666 (1x13)&lt;br /&gt;British Sea Power - Something Wicked (1x18)&lt;br /&gt;Led Zeppelin - In My Time of Dying (2. sezon 1. bölüm)&lt;br /&gt;Atrocity - Bloodlust (2x3)&lt;br /&gt;Led Zeppelin - Houses of the Holy (2x13)&lt;br /&gt;Cream - Born Under a Bad Sign (2x14)&lt;br /&gt;Spiritual Beggars - Tall Tales (2x15)&lt;br /&gt;Johnny Cash -&lt;b style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/b&gt;Folsom Prison Blues (2x19)&lt;br /&gt;Led Zeppelin - What Is and What Should Never Be (2x20)&lt;br /&gt;Misfits - All Hell Breaks Loose (2x21-22)&lt;br /&gt;The Who - The Kids Are Alright (3. Sezon 2. Bölüm)&lt;br /&gt;Alice Cooper - Fresh Blood (3x7)&lt;br /&gt;Dream a Little Dream of Me, Aslında bir rock şarkısı olmasa da pekçok metal ve rock grubu coverlamıştır bu şarkıyı (3x10)&lt;br /&gt;Muddy Waters - Long Distance Call (3x14)&lt;br /&gt;Rolling Stones - Time Is On My Side(3x15)&lt;br /&gt;Ozzy Osbourne - No Rest For The Wicked (3x16)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların yanında Sin City, the Magnificent Seven gibi film göndermeli başlıklarda yok değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan dizi içinde Dean'in bir kaç yerde Led Zeppelin üyelerinin ismini kullanması (bir kasabada kendini &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/John_Bonham"&gt;John Bonham&lt;/a&gt; olarak tanıtması ancak karşısındaki adamın bunu yememesi , bir bölümde de kendisini Agent &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Robert_plant"&gt;Plant&lt;/a&gt;, kardeşini de Agent &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Jimmy_Page"&gt;Page &lt;/a&gt;olarak tanıtması gibi) ve üç bölüme Led Zeppelin şarkılarının isimlerini vererek yazarların Zeppelin fanı olduklarını anlamak zor değil sanırım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-629735724993363830?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/629735724993363830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=629735724993363830' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/629735724993363830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/629735724993363830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/supernatural-blmlerine-isim-veren.html' title='Supernatural Bölümlerine İsim Veren Şarkılar'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-251338742421299924</id><published>2008-08-10T22:09:00.000-07:00</published><updated>2008-08-10T23:37:34.535-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeşilçam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='en karizmatik kötüler'/><title type='text'>Şişko Nuri...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SJ_SwqW-mXI/AAAAAAAAACg/4mY_a8mtJS0/s1600-h/n534348677_250796_7263.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SJ_SwqW-mXI/AAAAAAAAACg/4mY_a8mtJS0/s320/n534348677_250796_7263.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233133025474025842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nasıl Battal Gazi'lerde "Nihohohahahahğğhhağhğğ" diye gülen, Battal'ı çarmağa gerip, üzerinde sigara söndüren kahpe bizanslılar, Ayhan Işık, Ediz Hun'lu romantik türk filmlerinde esas kızı kirleten kötü karakterler varsa Sezercik serisinin baş kötüsü de Şişko Nuri'ydi. Bembeyaz teni, ayrık dişleri, gülerken kaybolan gözleri ve ses tonu ile belki asla ismi duyulmayacak, binlerce isimsiz figuran gibi o da silinip gidecekti. Ancak Sezercik filmindeki performansı ile filmi sırtlayıp tanınan bir oyuncu haline gelmiştir Şişko Nuri. Kim onun eşek Fıstık'ın açık arttırmada satıldığı sahneyi unutabilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nostalji olsun diyerek sahneyi blogumuzla paylaşalım, &lt;a href="http://yonja.com/VideoPlay.jsp?id=83929"&gt;buyrun buradan izleyin&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şişko Nuri: Benim olacak Fıstık... Binicem üstüne... Vurucam kırbacı vurucam kırbacı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezercik: Hayır, hayır olmaz! (Salak! Sucuk yapmadığına şükret Fıstığı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şişko Nuri: Nedenmiş? Babam çok zengin benim. Çuvalla para verir genede alır. (Koçumsun)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Nuri'den etkilenen Yıldırım Demirören büyüyünce bir eşek değil Beşiktaş takımını satın alıp kırbacı vurmuştur, vurmaktadır. Bu da benim görüşüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not 2: Şişko Nuri, yani Nuri Tosun hala yaşamakta, ufak tefek gösteriler, şovlar yaparak hayatını sürdürmektedir. Allah uzun ömürler versin kendisine.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-251338742421299924?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/251338742421299924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=251338742421299924' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/251338742421299924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/251338742421299924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/iko-nuri.html' title='Şişko Nuri...'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_hHXWqYd7Wu4/SJ_SwqW-mXI/AAAAAAAAACg/4mY_a8mtJS0/s72-c/n534348677_250796_7263.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-5844365085998888766</id><published>2008-08-10T18:57:00.000-07:00</published><updated>2008-08-10T19:03:07.042-07:00</updated><title type='text'>Yeni Blogunuz Hayırlı Olsun</title><content type='html'>Kurcalaya kurcalaya en sonunda bozdum blogumu... Sonradan "Niye yeniden düzenlemiyorum ki?" diye sordum kendi kendime. 5 dakika kurcalayarak bu hale getirdim. Başlık Ankara'yı Mad Max atmosferine sokmaya and içmiş böyyük başkan Melih Gökçek'den esinlenilerek konuldu. 3 gıdım asfalt döktükten sonra döktüğü asfalt kadar masraf ederek çaput bir pankart yaptırır, "Asfaltınız Hayırlı Olsun - İ. Melih Gökçek" yazdırıp herkesin görebileceği yere koyardı. Severim başkanımı, post apokaliptik çağa bizi götürecek lider, Muad'dib odur benim gözümde. Meşhur Melih Gökçek sırıtışlı bir fotosunu da koyayım tam olsun. &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kosovahaber.net/haber/resim/haber_imaj/melih_gokcek77.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 278px; height: 278px;" src="http://www.kosovahaber.net/haber/resim/haber_imaj/melih_gokcek77.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-5844365085998888766?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/5844365085998888766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=5844365085998888766' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5844365085998888766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5844365085998888766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/yeni-blogunuz-hayrl-olsun.html' title='Yeni Blogunuz Hayırlı Olsun'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-1455155483597577748</id><published>2008-08-10T18:30:00.000-07:00</published><updated>2008-08-10T18:43:55.057-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='futbol'/><title type='text'>Rene Higuita ve Akrep Kurtarışı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.virginmedia.com/microsites/sport/slideshow/worst-haircuts/img_6.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 224px; height: 224px;" src="http://www.virginmedia.com/microsites/sport/slideshow/worst-haircuts/img_6.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol konuşmayı seven ama izlerken sıkılan bu konuda bilgisi sığ bir adam olduğum için blogumu bir futbol blogu haline getiremiyorum ancak hayatta en beğendiğim kaleci olan Higuita'dan bahsedemeden edemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rene Higuita, gittikçe profesyonelleşen, bir endüstri haline gelen futbolda sırf keyif için oynayıp bir yerlere gelebilmiş ender futbolculardan birisiydi. Memleketi Kolombiya'da kokain baronları ile arkadaşlık kuran, kokain kullandığı için hapis yatan, futboldan uzaklaştırılan ancak B filmlerindeki yaratıklar gibi her seferinde geri dönmeyi başarmış bir efsane... Kariyerinde 41 gol atmış, 2008 şubatında 40 yaşında futbola geri dönen kaleci... Kirk Hammett'in daha yakışıklı kopyası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen herkes onu meşhur akrep kurtarışı ile hatırladığından bende o videosunu koyayım, geçmişi futbolun daha bir heyecanla oynandığı dönemleri yad edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="360"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="movie" value="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=2251810,t=1,mt=video"&gt;&lt;embed src="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=2251810,t=1,mt=video" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="360"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-1455155483597577748?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/1455155483597577748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=1455155483597577748' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/1455155483597577748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/1455155483597577748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/rene-higuita-ve-akrep-kurtar.html' title='Rene Higuita ve Akrep Kurtarışı'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-4072705365483048337</id><published>2008-08-09T21:13:00.001-07:00</published><updated>2008-08-09T22:00:05.296-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kabuslar dedektifi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çizgi roman'/><title type='text'>Dylan Dog</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/d/d1/Dylan_Dog.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 244px; height: 312px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/d/d1/Dylan_Dog.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dylan Dog, 22 yılı aşkın süredir yayınlanan, İtalya'nın en popüler çizgi romanlarından birisi. İtalyan çizgi romanlarında dikkatimi çeken bir husus genelde karakterlerin İngiliz veya Amerikan olması, ki Dylan Dog bu konuda bir istisna değil. Serinin yaratıcısı ünlü İtalyan korku yazarı Tiziano Sclavi ve çizer Claudio Villa'dır. Dylan Dog yaratılırken, İngiliz aktör Rupert Everett'd&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kaosgl.org/resim/Sanat/Sinema/Oyuncu/rupert_everett_07.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 156px; height: 201px;" src="http://www.kaosgl.org/resim/Sanat/Sinema/Oyuncu/rupert_everett_07.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;en esinlenilmiş, daha doğrusu kopyalanılmıştır. Özellikle, Sclavi'nin bir eserinden esinlenerek çekilen Rupert Everett'in başrolde olduğu 1994 yapımı Cemetery Man filminde bu benzerlik çok belirgindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse çizgi romana dönelim. Dylan Dog Scotland Yard'dan ayrılmış, Londra'da korku müzesi kılıklı bir mekanda "Kabuslar Dedektifi" namıyla serbest meslek icra etmektedir. Başarısız komedyen, başının belası yardımcısı Groucho ile takılır. Sigara içmez, bir iki istisna dışında alkol almaz, et yemez, yanında para taşımaz, genelde züğürt gezer bir tiptir. Sürekli aynı siyah ceket, kırmızı gömlek ve kot takımını giyer. Ayrıca iş almadığı zamanlar maket gemi yapmak, iş aldığında da klarnet çalarak konsantre olmak gibi hobilere sahiptir. Ayrıca Sayısız fobiye sahiptir (araç, yükseklik, yarasa korkuları vs.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuhaf sayılacak karakterinin yanında Dylan yetenekli bir dedektiftir. Olayları tüm açıları ile görme yeteneğine sahip olduğundan çözümü çok zor bulmacaları bile kısa sürede halledebilmektedir. Bu nedenle Scotland Yard'ın başı Dedektif Bloch pekçok vakada Dylan'ın yardımını ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seri üzerine ilginç bir diğer nokta Dylan'ın neredeyse tüm müşterileri kadın, kadın müşterilerinin çoğu da alımlı, bekar veya dul bayanlardır. Dylan ayağına kadar gelen bu çaresiz bayanlara kur yapmaktan asla geri kalmaz, rakamları tam hatırlayamasam da 200 küsür&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.villacomics.it/images/img_0454.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 264px; height: 197px;" src="http://www.villacomics.it/images/img_0454.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; macerasında 300'ü aşkın bayanla ilişki yaşamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan yaratılırken Dylan Dog serisinden esinlenildiğini düşündüğüm Supernatural isimli Amerikan dizisinin aksine kabuslar dedektifi olan Dylan Dog'un maceralarında gerçek "canavarlar" genelde sıradan insanlardır. Bir hayaletin intikamı olarak görülen bir macerası aniden babasının servetine el koymaya çalışan bir kızın seri cinayetlerine dönüşebilmektedir. Bu yönden Dylan Dog diğer pekçok korku eserinden ayrılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıya kaynak ararken 2009 yılında Dead of Night isimli bir Dylan Dog filmi çekileceğini, Dylan'ı da Superman Returns'dan tanıdığımız Brandon Routh'un oynayacağını belirtelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dylan Dog 2002 Kasımından bu yana Arka Bahçe Yayıncılık tarafından Türkçeye çevrilmektedir. Hala okumadıysanız mutlaka edinmenizi tavsiye ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-4072705365483048337?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/4072705365483048337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=4072705365483048337' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4072705365483048337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4072705365483048337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/dylan-dog.html' title='Dylan Dog'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3276137667603747282</id><published>2008-08-09T00:09:00.001-07:00</published><updated>2008-08-09T00:25:37.396-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çizgi roman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post apocalyptic era'/><title type='text'>Y the Last Man</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/0/04/Y_-_The_Last_Man_23_-_Widow%27s_Pass_03_-_00_-_FC.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 247px; height: 383px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/0/04/Y_-_The_Last_Man_23_-_Widow%27s_Pass_03_-_00_-_FC.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div id="tt"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://arabolge.org/"&gt;Arabölge&lt;/a&gt;'den öğrenip ilk iki cildini edindiğim bir çizgi roman Y the Last Man. Konusu ilginç, aniden ortaya çıkan bir salgın ile Dünyadaki Y kromozomu taşıyan memeliler (yani bütün erkek cinsi) aynı anda ölür, sadece bir escape artist (televizyonlarda falan görmüşsünüzdür; deli gömleği içinde su dolu tanktan kaçmaya çalışan sihirbazlarla kardeş meslek yapan kişiler) olan Yorick ve evcil maymunu Ampersand hayatta kalır. Ancak bu ani "cinskırım" bambaşka bir dünya yaratmıştır. Yorick'in nasıl hayatta kaldığını çözmek ve insan ırkının devamını sağlamak için çalışanl&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://images.wizarduniverse.com/WizardUniverse/magazinepics/greatcharacters3/4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 154px; height: 331px;" src="http://images.wizarduniverse.com/WizardUniverse/magazinepics/greatcharacters3/4.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ar olduğu kadar, erkeklerin son üyesini ortadan kaldırmak isteyenler de vardır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Y the Last Man ("Why the last man?" Diye okunuyor. Henüz seriyi bitirmediğim için esprisini anlayamadım bu kelime oyununun) genel olarak eğlenceli bir seri ancak yaşayan tek erkek Yorick'in durumu fazla irdelemeden sürekli kendini ortaya atması bir yerden sonra can sıkmaya başlıyor açıkçası. Okuyucuya "bir elin kolun rahat dursun" dedirtiyor. Ayrıca çizimleri çok beğenmedim, misal Dr. Mann'ın uzak doğulu olduğunu ancak Yorick dikkat çekince farkettim. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bunların yanında gerçekten güzel bir seri. Yorick'in popüler amerikan kültürüne yaptığı göndermeler çok başarılı, kadınların zorunlu askerlik yaptığı tek devlet olan İsrail'in felaketin ardından dünyayı istila etmeye çalışması, erkekleri veba olarak gören the daughters of Amazons tarikatı güzel ayrıntılar.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Y the Last Man'in 2009 yılında gösterime girmesi planlanan bir film projesi olduğunu da belirtelim. Yönetmenlik koltuğunda Disturbia ve Taking Lives gibi gerilim filmlerinden tanıdığımız D. J. Caruso oturacak. Yorick karkateri için iğrendiğim oyuncu  Shia LaBeouf'la anlaşılmaya çalışılıyor. Agent 355 için Alicia Keys'in isminin geçmesi şaşırtıcı ve korkutucu. ayrıca Ampersand için CGI değil, kanlı canlı maymun kullanılacakmış.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Filmi nasıl olur bilmem ama her çizgi roman meraklısının okuması gereken bir eser Y the Last Man.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3276137667603747282?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3276137667603747282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3276137667603747282' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3276137667603747282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3276137667603747282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/08/y-last-man.html' title='Y the Last Man'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-545982027056775758</id><published>2008-07-28T16:02:00.000-07:00</published><updated>2008-07-28T20:28:58.426-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hairy otter'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çizim'/><title type='text'>Hairy Otter</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.raveneaglegifts.com/view.php?id=127592"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.raveneaglegifts.com/view.php?id=127592" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Georgia Aquarium'da görüp yerlere yatıran bir resim. Çok akıllıca bir kelime oyunu olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hairy Otter : kıllı su samuru&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-545982027056775758?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/545982027056775758/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=545982027056775758' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/545982027056775758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/545982027056775758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/07/hairy-otter.html' title='Hairy Otter'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-824906104087991796</id><published>2008-07-26T23:47:00.001-07:00</published><updated>2008-07-28T20:29:29.342-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelenek görenek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dinci safsataları'/><title type='text'>Noel</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.talis.com/source/blog/http:/www.talis.com/source/blog/images/Christmas%20tree.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.talis.com/source/blog/http:/www.talis.com/source/blog/images/Christmas%20tree.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde "hristiyan eğlencesi" diyerek ne noel ne de yılbaşı kutlanılmaz, en azından engel olunmaya çalışılır. Oysa bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı seven bir millet olduğumuzdan noelin arkasındaki gerçekleri pek bilmeyiz. Buyrun noel hakkında bulduğum birkaç bilgi kırıntısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Noel eğlencesinin kökeni İsa ve hristiyanlık öncesine, orta ve batı avrupadaki pagan uluslara dayanır. Aslında 25 aralık İsa'nın doğum günü değil, Romalıların kutsal güneşin yeniden doğuşunu kutladıkları Saturnalia (Satürn) şenliklerinin tarihidir. Hz. İsa tahmini olarak Nisan ayı içinde doğmuştur. Diğer yandan ağaç süslemede bir pagan geleneğidir. Ağaçların ruhlarına saygılarını sunmak isteyen paganlar, ağaçların dallarına çeşitli hediyeler bağlayarak saygılarını gösterirlermiş. Hristiyanlığın hızla yayıldığı Roma İmparatorluğu bu inancı, Saturlania şenlikleri ile birleştirerek, hristiyanlık kılıfı içine sokmuştur. Etkili olup olmadığı noel döneminde patlayan alışveriş çılgınlığının boyutuna bakarak görebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer ilginç bir nokta ise hristiyanların noel yortusunu tam 200 sene kutlamamalarıdır. Kilise, birisinin doğum gününü kutlamayı doğru bulmuyormus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim bir diğer noel figürü Noel Baba'ya (veya Santa Claus)... Hepimizin bildiği kırmızı cübbeli, al yanaklı, pamuk sakallı Noel Baba 1863 yılında, Amerikalı ressam Thomas Nast'ın çizdiği bir resimle ortaya çıkmıştır. Uçan arabası, geyikleri vs. hep Nast'ın eseridir. Gerçekte Noel Baba'nın temel aldığı kişi, Milattan sonra 300'lü yıllarda Patara'da yaşayan (Teke Yarımadasında) varlıklı bir din adamından başkası değildir. Darda olanların, fakirlerin yardımcısı olan, çocuklara oyuncaklar yapan bu amca zaman içinde efsaneler yardımıyla bugünkü Noel Baba figürü haline gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Noel veya amerikada bilinen adıyla Chirstmas kökü pagan festivallerine dayanan, büyüyen kapitalizmin elinde oyuncak olan bir eğlenceden başka birşey değildir. Tıpkı ülkemizde şeker firmalarının Ramazan ve Kurban Bayramını benzer bir oyuncağa çevirmeye çalışması gibidir. Kutlanmasının yadırganması da bence saçmadır. Öyledir, böyledir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-824906104087991796?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/824906104087991796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=824906104087991796' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/824906104087991796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/824906104087991796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/07/noel.html' title='Noel'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3307070968056838665</id><published>2008-07-13T19:40:00.001-07:00</published><updated>2008-07-13T19:40:13.710-07:00</updated><title type='text'>Max Payne</title><content type='html'>Üniversiteye yeni başladığım dönemde o zamanlar kadim dostum Taylan'la bir Max Payne'i bir de Indiana Jones'un son oyununu deli gibi oynardık. Indy ikimizin ortak kahramanı olduğu için oyuna kendimizi vermekte çok zorlanmıyorduk ama Max Payne atmosferiyle, aksiyonu ve konusu ile bizi esir almıştı. Max Payne yüzünden Anatomi'yi ilk seferinde geçemediğimi de utançla hatırlıyorum. Vay be 6 sene geçmiş dile kolay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, Max Payne gerek konusu gerek de aksiyon düzeyi ile sinemaya uyarlanması kaçınılmazdı. Neyse ki Udo Boll değil adam gibi birisi çekiyor. Max rolünde Mark Wahlberg izleyeceğimiz filmde Mila Kunis, Chris O'Donnell, Beau Bridges, Ludacris kadrodaki diğer isimler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://latinoreview.com/news/max-payne-trailer-4980&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3307070968056838665?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3307070968056838665/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3307070968056838665' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3307070968056838665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3307070968056838665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/07/max-payne.html' title='Max Payne'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-4428633735481611865</id><published>2008-07-13T16:21:00.000-07:00</published><updated>2008-07-13T16:24:57.173-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikoloji'/><title type='text'>Kişilik Bozuklukları</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="background-color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;span style="font-weight: normal; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Blogumuzun en sadık, ve tek, okuyucusu Özge sağolsun süper bir mail atmış. Bende blog aracılığıyla okuyan veya yolu düşenlerle paylaşayım istedim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Bakın bakalım ne tür bir kişilik bozukluğunuz var :D&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Obsesif Kompulsif Kisilik Bozuklugu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* mukemmelliyetcidir, calismak icin yasar,&lt;br /&gt;* onlar icin hayat ak ve karadan ibarettir, ayrintilar butunden daha onemlidir.&lt;br /&gt;* kontrolu surekli elde tutmaya calisir, kati ve donulmez kurallari vardir.&lt;br /&gt;* kendilerini ise yaramaz ve yetersiz olarak algilama egilimleri yuksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Asagidaki tarz dusunce bicimi baskindir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "Kontrolu elde tutmaliyim"&lt;br /&gt;* "Her sey benim istedigim duzende olmali"&lt;br /&gt;* "Duzensizlik beni deli ediyor"&lt;br /&gt;* "Ayrintilar butunden daha onemlidir"&lt;br /&gt;* "Ben olmasam her sey kontrolden cikacak"&lt;br /&gt;* "Hata yapilmamali, hata yapiyorsan basarisiz bir insansin demektir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Narsistik Kisilik Bozuklugu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* kendilerini herseyden degerli ve ustun goruruler&lt;br /&gt;* her zaman ustunluklerini gostermek ve digerlerine kabul ettirmek icin ugrasirlar.&lt;br /&gt;* onlar en ust sinifti ve her seyin en iyisine layiktirlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Asagidaki tarz dusunme bicimi baskindir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "Herkesten daha guzel ve farkliyim"&lt;br /&gt;* "Bana hizmet edecekseniz tabiiki ben bunu hak ediyorum"&lt;br /&gt;* "Ustun oldugum icin bana itaat etmelisiniz"&lt;br /&gt;* "Benimle ayni seviyede olmaniza imkan yok"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Paranoid Kisilik Bozuklugu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* digerlerine guvenmezler, asiri kuskucu ve de kiskanc bir yapiya sahiptirler.&lt;br /&gt;* digerleri tarafindan asagilandiklarina, degerlerinin bilinmedigine inanirlar.&lt;br /&gt;* kaygi duzeyleri yuksektir.Surekli gerilim icinde yasarlar.Hareketlidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Asagidaki tarz dusunce bicimi baskindir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "Bana iyi davraniyorlarsa mutlaka bir cikarlari vardir"&lt;br /&gt;* "Kimseye guvenme, gizli amaclari olabilir"&lt;br /&gt;* "Surekli tetikte ol, zararin nereden gelecegi belli olmaz"&lt;br /&gt;* "Fazla yakinlasma incinirsin"&lt;br /&gt;* "Yakinlik zayifliktir"&lt;br /&gt;* "Arkamdan gizli isler yapiyorlar"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;strong&gt;Borderline Kisilik Bozuklugu&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* belirgin bir sekilde birbirine zit duygu ve dusuncelere sahiptirler.ofkeden neseye, neseden kizginliga cok cabuk gecerler.&lt;br /&gt;* dengesizdirler, kendileriyle ilgili "ben buyum" gibisinden belirgin bir algilari yoktur.&lt;br /&gt;* ofkelidirler, cogunlukla kavgalara karisir ofkelerini kontrol edemezler.&lt;br /&gt;* duygulari asirilik ve de degiskenlik gosterir nacak genel ruh hallerinde bosluk duygusu hakimdir.&lt;br /&gt;* kurallara uymama ve de reddetme egilimine sahiptirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Asagidaki tarz dusunce bicimi baskindir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "Kendimi yonetemiyorum"&lt;br /&gt;* "Kimse beni sevmiyor"&lt;br /&gt;* "Beni sevmeleri icin onlara boyun egmeliyim"&lt;br /&gt;* "Ofkemi yenemiyorum"&lt;br /&gt;* "Sonunda birilerini oldurecegim"&lt;br /&gt;* "Sadece enayiler tum kuralara uyar"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-4428633735481611865?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/4428633735481611865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=4428633735481611865' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4428633735481611865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4428633735481611865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/07/kiilik-bozukluklar.html' title='Kişilik Bozuklukları'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-6488319329530030337</id><published>2008-07-13T16:06:00.000-07:00</published><updated>2008-08-09T22:14:04.781-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilimkurgu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Outlander</title><content type='html'>2008 ve 2009 yıllarında bilim kurguya doyacağız gibi görünüyor. Iron Man, Hulk gibi çizgi romanlarını uyarlamaları ve feci biçimde Fallout'a benzeyen Mutant Chronicles gibi filmlerin yanında şimdi de Outlander isimli ilginç bir konuya sahip bir bilim kurgu geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jim Caviezel'in başrolünde oynadığı Outlander bir uzay gemisinin Vikingler döneminde (sene 709) Norveç'e düşmesiyle başlıyor. Gemiden çıkan iki canlıdan insan formunda olanı ile yaratık tabiatlı olanı birbirlerini ilk gördükleri yerde öldürmek üzere Norveç coğrafyasında farklı yerlere doğru giderken ismi Moorven olan alyen önüne çıkan herşeyi yok ediyor, Kainen ise Moorven'i yok etmek için Vikinglerle iş birliğine giriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde ayrıca Ron, Baba, Pearlman ve John Hurt dayı oynamakta... Filmin ne zaman gösterime gireceği hakkında henüz bir bilgim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="420" height="336"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x63jx0&amp;amp;related=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x63jx0&amp;amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="420" height="336"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-6488319329530030337?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/6488319329530030337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=6488319329530030337' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6488319329530030337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6488319329530030337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/07/outlander.html' title='Outlander'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3956975350641582750</id><published>2008-06-21T16:21:00.000-07:00</published><updated>2008-07-13T16:27:36.705-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kültür'/><title type='text'>Yılan Şarabı</title><content type='html'>Çok acaip bir millettir Vietnamlılar. Tahta takırtısına benzeyen dilleri, Kore, Japon ve Çin mutfağına göre bile acaip kaçabilecek yemek kültürleri ile bize epey uzak insanlar. Ha koreliler kadar olmasa da kızları güzeldir orası ayrı tabi... Neyse nette damdan dala gezerken gördüğüm bu ilginç içkiyi sizinle paylaşayım istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim yılan şarabı aslında bildiğiniz şaraba fermantasyona etki etsin diye bir kobra yılanının şarap içinde bekletilmesiymiş. Yılanın protein yapılı zehiri ethanolün etkisini değiştirmekte bu sayede, normal şaraptan çok daha etkili bir şarap elde edilmekteymiş.Yılanın zehiri ne kadar kuvvetliyse o kadar güçlü bir afrodizyak etkisi sağlıyormuş. Tadı da iğrençmiş bu arada. Yalnız etkisini çok merak ettim birgün bulabilirsem deniyeyim. Merak edenler için bir iki resmi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/c/c5/Snakewine.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/c/c5/Snakewine.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://nightafternight.blogs.com/photos/uncategorized/2007/10/11/snake_wine_lo_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://nightafternight.blogs.com/photos/uncategorized/2007/10/11/snake_wine_lo_2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3956975350641582750?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3956975350641582750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3956975350641582750' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3956975350641582750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3956975350641582750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/ylan-arab.html' title='Yılan Şarabı'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-5298064875207914916</id><published>2008-06-14T19:59:00.000-07:00</published><updated>2008-08-10T23:35:41.429-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilimkurgu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Iron Sky</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/iron_sky.jpg" mce_href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/iron_sky.jpg"&gt;&lt;img class="aligncenter size-medium wp-image-26" src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/iron_sky.jpg?w=209" mce_src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/iron_sky.jpg?w=209" alt="" width="209" height="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bilimkurgularda uzaydan gelen işgalci yaratıklar fikri artık iyiden iyiye klişe olmuşken nispeten farklı bir bilimkurgu filmi haberi geldi. Bu sefer uzaydan uzaylılar değil naziler geliyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Filmin hikayesi şöyle: 1945 yılında Almanya'nın savaşı kaybedeceği kesinleşmiştir. Bunun üzerine Führer, çok gizli bir emir yayınlar. Londra ve müttefik güçlerine karşı kullanılan V2 füzeleri &lt;a title="Hans Kammler" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hans_Kammler" mce_href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hans_Kammler"&gt;Hans Kammler&lt;/a&gt; önderliğinde geliştirilerek, Antartika'da ki gizli bir nazi üssünden seçkin bir grup SS askerini, gerekli alet edevatla birlikte ay'a gönderirler. Bu grubun amacı Ayın karanlık yüzeyinde nazi üsleri kurarak çoğalacak ve Dünya'yı işgal etmek için geri dönecekleri güne hazırlanacaklardır. 2018'de geri dönerler...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Finlandiyalı bir grup amatör yapımcının eseri olan Iron Sky ne zaman gösterime girer bilemiyorum. (Girebilir mi o da şüpheli ya bakalım.) Ancak fikir olarak çok beğendim. Umarım adından söz ettiren bir film olacaktır. Gerçi film bilim kurgu komedi olacakmış ama yine de umutluyum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;a href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/nazi_astronaut.jpg" mce_href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/nazi_astronaut.jpg"&gt;&lt;img class="alignnone size-medium wp-image-27" src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/nazi_astronaut.jpg?w=300" mce_src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/nazi_astronaut.jpg?w=300" alt="" width="300" height="213" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Filmin fragmanı:&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="420" height="365"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x5jgyj&amp;amp;related=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x5jgyj&amp;amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="420" height="365"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;Bu da internet sitesi &lt;a title="http://www.ironsky.net/site/" href="http://www.ironsky.net/site/" mce_href="http://www.ironsky.net/site/"&gt;http://www.ironsky.net/site/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;Filmi öğrendiğim &lt;a href="http://arabolge.org/"&gt;Arabölge&lt;/a&gt;'ye bir selam çakmayı ihmal etmeyelim.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-5298064875207914916?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/5298064875207914916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=5298064875207914916' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5298064875207914916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5298064875207914916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/iron-sky.html' title='Iron Sky'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-8894663673013710079</id><published>2008-06-14T19:51:00.000-07:00</published><updated>2008-06-14T20:04:10.034-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cizgi film'/><title type='text'>He-Man ve Olası Filmi Üzerine...</title><content type='html'>Yaşı 20'leri bulan pek çok kişinin çocukluk efsanesiydi He-Man. Giysi olarak renk renk tayttan başka kıyafet bilmeyen Eternia'nın gay prensi Adam'ın (pembe göğsü açık tshirt ve mor tüylü tayt giyen saçlarını sarıya boyayan, savaş anında "gel Titrek odamıza kaçalım" diyen adam gaydan başka ne olabilir bilemiyorum.) alteregosu He-Man Kafatası Kalesi midir ne haltsa orayı İskeletor isimli serinin kötü karakterinden korurdu. Gerçi Yılan Dağı gibi karizma mekanı, gayet iş görür (orko ve titreği düşünürsek tabi) adamları ve her bölüm yeni bir fikriyle İskeletor nasıl başarıya ulaşamadı bugün hayret etsem de, zamanında "Ehe öhe He-man'im ben ehe" diye az izlemedik. Müziklerine hayran kaldık, prensesi çocukluk hayallerimizin baş kahramanı yaptık, her bölümün sonunda Orko'nun falan "Sigara içmeyin, yabancılara güvenmeyin, pipinizle çok oynamayın." tarzı öğütlerini de olabildiğince uyguladık falan... Öyle çocukluğumuzda yer etmiş bir çizgi dizidir He-man. O zamanlar filmi çekilmiş, kendince başarı da yakalamıştı. Hatta 2002 yılında Cartoon Network seriyi yeniden uyarladı falan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya nereden nereye belki duymuşsunuzdur birkaç yıldır söylenti olarak kalsa da He-man yeni bir film projesi ile dönmesi planlanıyor. Birkaç ay önce nete şöyle bir fragmanımsı bir video düşmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="339" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x3btki"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x3btki" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="339" width="420"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana sahte gibi geldi ama bilmiyorum. Olur mu olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da nostalji yapmak isteyenler için ilk serinin açılışı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="339" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x3amqm"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x3amqm" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="339" width="420"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da 2002 yılında yeniden yapılan He-Man serisinin açılışı... Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama yeni seri tam sabırsız genç kuşağa yönelik olmuş. Biz 1,5 dakika aynı introyu her bölüm izlerdik. Burada ohoo Adam sözünü bitiremeden Skeletor abi ortama dalıyor. Neyse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="339" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x4pkbc"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x4pkbc" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="339" width="420"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-8894663673013710079?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/8894663673013710079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=8894663673013710079' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8894663673013710079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8894663673013710079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/ya-20leri-bulan-pek-ok-kiinin-ocukluk.html' title='He-Man ve Olası Filmi Üzerine...'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-5463238684307120127</id><published>2008-06-14T00:41:00.000-07:00</published><updated>2008-06-14T00:44:01.361-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çizgi roman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post apocalyptic era'/><title type='text'>Post Nuke Comic</title><content type='html'>&lt;div class="entry"&gt;      &lt;div class="snap_preview"&gt;&lt;p&gt;&lt;img class="aligncenter" src="http://www.postnukecomic.com/images/postnukeFanArt2.jpg" alt="Post nuke comic" height="347" width="453" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Daha önce güzel bir webcomic olan &lt;a title="FreakAngels" href="http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/freakangels.html"&gt;FreakAngels&lt;/a&gt;‘ı tanıtmış, çizgi roman seven herkese tavsiye etmiştim. FreakAngels’ı okurken bir iki yıl önce Fallout fan sitesi olan &lt;a title="www.nma-fallout.com" href="http://www.nma-fallout.com/"&gt;www.nma-fallout.com&lt;/a&gt; da gördüğüm bir başka webcomic olan Post Nuke Comic aklıma geldi. O zaman henüz ilk sayısı yayınlandığından pek ilgimi çekmemişti ancak geçen zaman içinde 10. sayıya ulaşmış, başlarda biraz sallama gibi duran konu epey akıcı hale gelmiş. Blogum aracılığı ile paylaşayım istedim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hikayemiz neredeyse tek bir karakter üzerinden ilerliyor. Ana karakter Christopher Manic kendi halinde bir çiftçi ve aile babasıdır. Aniden patlak veren nükleer savaş, köpeği hariç herşeyini kaybetmesine neden olur. Artık o nükleer toz bulutunun kararttığı gökyüzü altındaki kilometrelerce uzanan çorak topraklarda yaşam mücadelesi veren bir gezginden başkası değildir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Genel olarak çizgi romanı çok beğendim. Hikaye ilk başlarda biraz karışık dursa da 3. bölüm itibariyle kendini toparlayıp rayına oturuyor. Özellikle Chris’in köpeği Aries ile muhabbetleri çok güzel olmuş. Serinin yazar ve çizeri olan Andreas Duller hikaye yazımındaki başarısı çiziminde pek gösteremiyor. Ancak yine de iş gördüğünü söyleyebiliriz. Ayrıca seri çook yavaş ilerliyor. Neredeyse 2 ayda bir yeni bölümü yayınlanıyor. O yüzden benim gibi hikayeye kapılıp pat diye bitirince yaratıcının yavaşlığına kıl olabiliyorsunuz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kısaca post apocalyptic era’yla ilgili güzel bir çizgi roman. Bedava olması da ayrı bir avantaj… Çizgi roman tutkunlarına tavsiye ederim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Seriyi şu linkten takip edebilirsiniz: &lt;a title="http://www.postnukecomic.com/comic.php" href="http://www.postnukecomic.com/comic.php"&gt;http://www.postnukecomic.com/comic.php &lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;img class="aligncenter" src="http://www.postnukecomic.com/images/02Post-Nuke-E.jpg" alt="Post nuke comic2" height="446" width="322" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;/div&gt;    &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-5463238684307120127?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/5463238684307120127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=5463238684307120127' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5463238684307120127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5463238684307120127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/post-nuke-comic.html' title='Post Nuke Comic'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3485988525393122786</id><published>2008-06-14T00:24:00.000-07:00</published><updated>2008-06-14T00:38:28.270-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='animasyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Kung Fu Panda</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.worstpreviews.com/images/kungfupanda.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.worstpreviews.com/images/kungfupanda.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="file:///C:/Users/Erinc/AppData/Local/Temp/moz-screenshot-3.jpg" alt="" /&gt;Hulk gelmişken bu filme gidilir miydi bilemiyorum ancak gitmiş bulundum. Ancak şüphelerle girdiğim filmden mutlu ayrıldım, yada en azından parama yanmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://movie-preview.tv/wp-content/plugins/IMDB/cache/movie_0441773_fd6a593ffb3725aeb97ad2c7f122af6e.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://movie-preview.tv/wp-content/plugins/IMDB/cache/movie_0441773_fd6a593ffb3725aeb97ad2c7f122af6e.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kung Fu Panda hemen hemen her animasyon filmi gibi konuşan hayvanların karakter olduğu bir film olmuş. Konu çok klişe; Jack Black'in seslendirdiği Panda Po 5 büyük kung fu ustasına hayran bir aşçı yamağıdır. (Tipik loser) Bir gün gelir en büyük kung fu ustası okuyana sınırsız güç kazandıran Ejderha Parşomenini (öyle birşeydi en azından) bu 5 savaşçıdan birisine vermeye karar verir. Tabi ki bu parşomen kaza eseri Panda Po'nun eline geçer. Panda Po bir anda değişen kaderine yön vermeye ve kung fu ustası olmaya çalışırken bu parşomeni delicesine isteyen kaplan Tai Lung'a karşı da mücadele etmek zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu klişe (şans eseri kahraman olan loser hikayesi) olmasına karşın espriler gayet başarılı olmuş. Dövüş sahnelerini çok beğendim, helal olsun. Dreamworks animasyon olayını ciddi ciddi aşmaya başlamış çünkü Panda Po'nun şortundaki ipliklere kadar seçebiliyoruz. Üstüne üstlük epey ünlü bir seslendirme kadrosu var: Dustin Hoffman, Jack Black, Angelina Jolie, Jackie Chan ve Lucy Liu seslendirenler arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıssadan hisse güzel ve eğlenceli bir film olmuş Kung Fu Panda. Gelen onlarca animasyon filmi arasından sıyrılabilir mi bilmiyorum ama gayet izlenir bu film. Şu an ABD'nin boxoffice listelerinde birinci olduğunu da ekleyelim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3485988525393122786?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3485988525393122786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3485988525393122786' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3485988525393122786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3485988525393122786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/kung-fu-panda.html' title='Kung Fu Panda'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-7205511360777687302</id><published>2008-06-05T20:53:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T20:53:53.360-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fantastik kurgu'/><title type='text'>Eragon</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align:center;"&gt;&lt;a title="eragon14_large.gif" href="http://littledailyprophet.files.wordpress.com/2006/11/eragon14_large.gif" mce_href="http://littledailyprophet.files.wordpress.com/2006/11/eragon14_large.gif"&gt;&lt;img class="aligncenter" src="http://littledailyprophet.files.wordpress.com/2006/11/eragon14_large.gif?w=430&amp;amp;h=641" mce_src="http://littledailyprophet.files.wordpress.com/2006/11/eragon14_large.gif?w=430&amp;amp;h=641" alt="eragon14_large.gif" height="527" width="355" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ben bu filmi beğenmedim. Zaten çoğunlukla uyarlamaları da sevmem. 700 sayfalık tuğla kalınlığında bir romanın 3 saate sıkıştırılmasını saçma buluyorum. Ancak bu filmi izlerken hem film hem de kitap kafamda bazı soru işaretleri uyandırdı.&lt;/p&gt; &lt;div class="KonaBody"&gt; &lt;div id="word2click"&gt; &lt;p&gt;Önce kitaptan bahsedersek yazan kardeşim (şu an 15 değil 22 yaşında) iyi bir anlatıcı, güzel dialoglar yazan birisi olabilir ama yarattığı evrenin en iyimser olarak bile "esinlenme" olduğu bariz. Star Wars'da Obi-Wan Kenobi ile Luke Skywalker arasındaki usta-çırak ilişkisinin neredeyse aynısını Brom ve Eragon'un yaşaması, Yüzüklerin Efendisinde ki Uruk-Hai'ler ile karanlığın yanında savaşan iri yaratık savaşçılar (ismini unuttum) arasındaki benzerlik, Eregon ile Aragorn isimleri arasındaki benzerlik. Durza olduğunu tahmin ettiğim büyücü ile Grima Wormtongue arasındaki benzerlik. Sanırım Christopher Paolini (yazar arkadaş) sevdiği tüm evrenleri karıştırıp kendince bir eser yazmış.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Filme gelirsek kitap ne kadar iyi olursa olsun (okumadığımdan yorum yapamıyacağım) oldukça kötü bir uyarlama olduğunu düşünüyorum. Okuyan bir arkadaşımın bahsettiğine göre kitapta oldukça önemli roller oynayan olaylar ve kişiler atlanırken, geri plandaki bazı karakter (mesela savundukları kaledeki aksakallı büyücü) ön plana çıkarılmış. Karakterler arasındaki önemli olaylar birkaç kelimeyle atlanması hiç olmamış. (Mesela Roran'ın babasının hain olmasına rağmen bu kadar çabuk güvenmeleri veya Eragon'un rüyasında gördüğü kızı kurtarmak için Brom'a "Hadi baba ben gidiyorum." demesi, satış yapması ne kadar gerçekçi?) Ayrıca artık mümkünse Jeremy Irons fantastik kurgu filmlerinde oynamasın. Hiç kendini veremiyor. Benim izlediğim en kötü oyunculuğuydu. Eragon'u oynayan elemana bir yorum yapamayacağım sonuçta ilk filmi, ileride patlama yapabilir. Elf kızı ve Durza idare ederdi. Ancak Rachel Weisz'in pambıh sesiyle seslendirme yaptığı Saphira çok iyiydi. En beğendiğim karakter o oldu. Yazana da modelliyene de seslendirene de helal olsun.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kısaca Yüzüklerin Efendisi'nin yaptığı patlamanın ardından başka fantastik kurgu uyarlamalarının yapılacağını bekliyordum ama hem Narnia olsun hem de Eragon olsun neredeyse çocuklara hitap etmesi hem de bol efektli ama içi boş filmler olması nedeniyle bende hayal kırıklığı yarattı. Ayrıca Ejderha Mızrağı veya Unutulmuş Diyarlar gibi "BABA" serilerin olduğu bir türde tutup da Eragon'un uyarlanması hangi akla hizmettir?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;img src="http://www.lequotidienducinema.com/modules/upload/upload/%21mime/eragorn4.jpg" mce_src="http://www.lequotidienducinema.com/modules/upload/upload/%21mime/eragorn4.jpg" alt="http://www.lequotidienducinema.com/modules/upload/upload/!mime/eragorn4.jpg" height="258" width="388" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;/div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-7205511360777687302?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/7205511360777687302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=7205511360777687302' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/7205511360777687302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/7205511360777687302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/eragon.html' title='Eragon'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-5872821566066089460</id><published>2008-06-05T20:50:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T20:50:55.924-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post apocalyptic era'/><title type='text'>The Day After</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align:center;"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;img class="aligncenter" src="http://img248.imageshack.us/img248/3416/dayaft1di8.jpg" mce_src="http://img248.imageshack.us/img248/3416/dayaft1di8.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;1980'li yıllarda Doğu ve Batı Almanya arasında yükselen tansiyon soğuk savaş yaşayan iki büyük devi Sovyetler Birliği ve ABD'yi karşı karşıya getirmiştir. Sınır çatışmaları olarak başlıyan sıcak savaş, kısa sürede iki ülkenin elindeki tüm nükleer bombaları birbirine karşı kullanması sonucu topyekün bir yıkıma yol açar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Film ise bombaların etkisiyle yerle bir olan Kansas City'de sağ kurtulanların yaşam mücadelelerini konu almaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Film televizyon için hazırlanmış, Polis Akademisinde Mahony karakterini oynayan eleman dışında benim tanıdığım bir oyuncu yok. Çok düşük bir bütçeyle çekildiği efektlerden belli olsa da film nükleer savaş sonrası havasını çok başarılı biçimde yansıtıyor. Radyasyon etkisiyle saçları dökülen, derileri bembeyaz olan bir nevi yarı ölü insanların doktor ve ilaç eksikliği yüzünden basit hastalıklardan ölmesi, biraz daha fazla yemek veya barınmak için birbirlerini öldürmesi, günlerce sığınaklarda kalanların çıldırması vs. seyirciyi etkiliyor. (En azından beni etkiledi)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir de (spoiler olacak ama) ABD Başkanın felaketin ardından radyodan halka seslenip "benzer sıkıntıları yaşayan" Rusya ile barış yaptığını açıklaması da savaşın sadece yıkım getirdiğini, hiçbir soruna çözüm olmadığını kanıtlar nitelikteydi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kısacası bu filmi Jericho'yu da izleyenler başta olmak üzere tüm bu türün sevenlerine tavsiye ediyorum. Efektlerin dandikliğine kafayı takmazsanız benim kadar etkileneceğinizi umuyorum.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-5872821566066089460?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/5872821566066089460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=5872821566066089460' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5872821566066089460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5872821566066089460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/day-after.html' title='The Day After'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-6936824866350210830</id><published>2008-06-05T20:46:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T20:46:59.093-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın kısmı...'/><title type='text'>Hayallerimin Gadını...</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;img class="aligncenter" src="http://www.sc2blog.com/wp-content/uploads/2008/01/tossgirl.jpg" mce_src="http://www.sc2blog.com/wp-content/uploads/2008/01/tossgirl.jpg" alt="tossgirl" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bizim ülkemizde nasıl tavla bilmeyeni ayıplıyorlarsa (ben bilmiyorum gerçi) Güney Kore'de de Starcraft isimli şahane bilgisayar oyununu duymayan, bilmeyene aynı muameleyi yapıyorlar. 10 yılı aşkın süredir Güney Kore'de her yıl en çok satan oyun olan Starcraft neredeyse bir milli oyun, bir tutku haline dönmüş durumda. Ülkelerinin belli başlı caddelerine falan Starcraft karakterlerinin heykellerini dikmişler. Kısaca kırmışlar kafayı...&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Neyse dün nette daldan dala atlar yutubda video bakarken tanıştım &lt;span style=";font-family:arial,sans-serif;" &gt;ToSsGirL ile... Kendisi Güney Kore'nin en iyi bayan Starcraft oyuncusu olmasının yanında güzelliği ile hem ülkede hem de yurtdışında oyun manyaklarının (geek de diyebiliriz.) bir numaralı fantezisi haline gelmiş. Maxim Kore'de bundan yararlanıp kapak yapmış falan. Paylaşayım istedim.&lt;/span&gt;&lt;img class="alignleft" src="http://www.pcgames.com.cn/fight/starcraft/mingren/0606/pic/toss1.jpg" mce_src="http://www.pcgames.com.cn/fight/starcraft/mingren/0606/pic/toss1.jpg" alt="toss2" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-6936824866350210830?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/6936824866350210830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=6936824866350210830' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6936824866350210830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6936824866350210830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/hayallerimin-gadn.html' title='Hayallerimin Gadını...'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-6762270842713895632</id><published>2008-06-05T20:42:00.000-07:00</published><updated>2008-06-05T20:43:04.159-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>No Country For Old Men</title><content type='html'>&lt;div class="KonaBody"&gt;&lt;img class="aligncenter" src="http://www.bwog.net/uploads/3325poster.jpg" mce_src="http://www.bwog.net/uploads/3325poster.jpg" alt="no country3" /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="KonaBody"&gt; &lt;div&gt;Oskarcigi alali cok olmus, Hincal Uluc'un "Javier Bardem oyuncu degil, ben bile daha iyi oynardim. Filmde film degil zaten" sozu unutulmaya baslanmisken oda arkadaslarimla aldim izledim bu filmi "Ovuldugu kadar guzel mi" diye. Ahanda izlenimlerim: &lt;p&gt;&lt;img class="alignright" src="http://www.cesmecesme.com/wp-content/plugins/IMDB_Tag/cache/movie_0477348_934e3b35695b65354b83f6f7ca530163.jpg" mce_src="http://www.cesmecesme.com/wp-content/plugins/IMDB_Tag/cache/movie_0477348_934e3b35695b65354b83f6f7ca530163.jpg" alt="no country2" height="237" width="357" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Filmin konusu basit aslinda meksikalilar ile amerikalilar arasinda yasanan uyusuturucu ticareti kanli bitmis, oradan tesadufen gecmekte olan Josh Brolin'in canlandirdigi Llewelyn Moss para dolu cantayi alarak esas voliyi vuran olmustur. Ancak meksikalilardan parayi alacak olan (yada uyusturucuyu orayi tam anlamadim.) su katilmamis psikopat Anton Chigurh (Javier Bardem) bu kapkaci gururuna yediremez. (Yada herifi geberteyim de millet ne kadar psikopat oldugumu anlasin diye dusunur.) Moss'un pesine takilir. Tommy Lee Jones abimizde Hulusi Kentmen tadindaki komiser roluyle takilir falan filan.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Oncelikle, ben bu filmi begendim. Bunu soylemek istedim ondan dolayi insanlarin acimasizca elestirdigi kisimlara cok fazla deginmeyecegim. Cunku artilari eksilerini gormezden getirecek kadar fazla.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Herseyden once Javier Bardem abimiz inanilmaz bir oyunculuk ortaya koyuyor. Ben boyle bir karakter, bu karaktere boylesine harika bir bicimde hayat veren bir oyuncu gormedim. Konusmasi, jestleri, mimikleri ve portlek gozleri ile insani tirstiran bir psikopati cok iyi canlandirmis. Ayni sekilde Josh Brolin ve bence cok yetenekli bir oyuncu olmayan Tommy Lee Jones da ust duzey performans ortaya koymuslar ama bence, Javier Bardem biraz istisna, bu performansta gerek yazdiklari replikler gerek de oyunculara kazandirdiklari hava ile Coen Kardeslerin cok buyuk payi var. Sirf buradan Bardem en iyi yardimci oyuncu, Coenlerde en iyi yonetmen oskarini sonuna kadar hakediyorlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Diger yandan dedigim gibi replikler cok guzel, insani baymadan izletiyor film.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ayrica hollywood'un butun kliselerinden kacmalari bence bir arti. No Country For Old Men'i iyilerin kazanarak bittigi, kotulerin mutlaka cezasini buldugu bir film olarak izlemeyin. Cunku bu film tipki gercek hayatta oldugu gibi kotulerin ve onlarla karsi olanlarin hic durmadan mucadele ettigini anlatiyor. Cok cok cok pisman olursunuz diger turlu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Elbette kliselerden kacinilmasi filmin finalinin en uygun tanimla "vasat" oldugu gercegini degistirmiyor. Tamam kliselerden kac, basladigin gibi bitir ama koskoca Coenlersin finali daha vurucu yapabilirdin bence.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bunun yaninda film bol bol siddet ve kan iceriyor, uyarayim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kisaca ben bu filmi begendim. Ancak bence en iyi film oskarini, henuz izlemesem ve sadece izlenimlerime dayanarak soylesem de, There Will Be Blood almaliydi. Standart bir hollywood aksiyonu bekliyorsaniz sakin ama SAKIN bu filme gitmeyin. Begenmeyeceginiz finaline falan bol keseden soveceginiz kesin. Haa oyuncu nasil olur, bir film nasil yonetilir diyorsaniz aradiginiz film No Country For Old Men'dir. Oyle asrin filmi falan degil ama harbiden bir kult.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;img class="alignleft" src="http://www.jdmfilmreviews.com/images/no-country-for-old-men12.jpg" mce_src="http://www.jdmfilmreviews.com/images/no-country-for-old-men12.jpg" alt="no country" height="700" width="347" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;/div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-6762270842713895632?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/6762270842713895632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=6762270842713895632' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6762270842713895632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6762270842713895632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/no-country-for-old-men.html' title='No Country For Old Men'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-9044587394539870577</id><published>2008-06-05T20:39:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T20:39:40.710-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><title type='text'>Amarok</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;img class="aligncenter" src="http://ljubomir.simin.googlepages.com/20070916_amarok.jpg/20070916_amarok-large.jpg" mce_src="http://ljubomir.simin.googlepages.com/20070916_amarok.jpg/20070916_amarok-large.jpg" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;Amarok'u bilen bilir, Linux'un (daha dogrusu KDE) gulu, goz bebegi bir media oynaticidir. Oldukca takoz bir gorunume sahip olsa da kullanim kolayligi, hizi, windowsun hicbir media oynaticisinda olmayan ozellikleri ile aleminin bir numarasidir kesinlikle. Pardus kullandigim donemde kendisiyle epey sevismistik. &lt;img src="http://kayipdunya.forumup.com/images/smiles/icon_biggrin.gif" mce_src="http://kayipdunya.forumup.com/images/smiles/icon_biggrin.gif" alt="Very Happy" border="0" /&gt; Yeni ogrendim ki birkac ay icinde cikacak 2.0 versiyonu Windows ve Mac Os'da destekliyecekmis. Bu guzel yazilimin windows kullanicilari arasinda yayilmasi Linux sempatizanlarini da arttiracagi icin kesinlikle destekliyorum. Umarim kisa surede program hazirlanir da kullanamya baslariz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;img class="alignleft" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/0/04/Amarok.svg/48px-Amarok.svg.png" mce_src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/0/04/Amarok.svg/48px-Amarok.svg.png" alt="" /&gt;&lt;/span&gt;amaroK'un birkac ozelliginden bahsedecek olursak...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;* MP3, OGG, Real Audio, AAC, FLAC gibi dosya türlerini oynatabilme.&lt;br /&gt;* Albüm kapaklarını Amazon'dan otomatik indiren bütünleşik kapak yöneticisi.&lt;br /&gt;* Çalan parçanın şarkıcı bilgilerini Wikipedia'dan getirir. Wiki dilini seçebilirsiniz.&lt;br /&gt;* Şarkı sözlerini Lyrics.ar şarkı sözü veritabanından çekerek, eşzamanlı olarak gösterebiliyor.&lt;br /&gt;* Birden fazla çalma listesini kolayca yönetmek için çalma listesi tarayıcı.&lt;br /&gt;* Oylama sistemi.&lt;br /&gt;* 10-bant grafik ekolayzır.&lt;br /&gt;* Parçalar arasında geçişte yumuşatma (Crossfading).&lt;br /&gt;* Kolay yapılandırma için Hoşgeldiniz Sihirbazı.&lt;br /&gt;* Bütünleşik iPod, iRiver iFP, Creative Nomad, Creative Zen, Rio Karma çalıcı desteği.&lt;br /&gt;* Podcasting desteği.&lt;br /&gt;* Dosya takip sistemi. Dosya checksum'ları sayesinde artık müzik dosyasını başka bir yere taşısanız da, koleksiyon bütünlüğü bozulmuyor.&lt;br /&gt;* Bütünleşik CD yazma desteği (K3b ile).&lt;br /&gt;* Yapılandırılabilir renk şemaları, tarayıcı görünümü CSS'ler ile oluşturulur.&lt;br /&gt;* Gelişmiş etiket yönetimi, MusicBrainz ve toplu etiketleme desteği.&lt;br /&gt;* Üç farklı veritabanı desteği; SQLite3, MySQL ve PostgreSQL.&lt;br /&gt;* Hareketli sistem çekmecesi simgesi (seçimlik).&lt;br /&gt;* GStreamer için KIO desteği ile uzaktan kontrolü sağlar.&lt;br /&gt;* Bütünleşik Audioscrobbler desteği.&lt;br /&gt;* Last.fm önerilerine göre değişken çalma listesi oluşturma.&lt;br /&gt;* Betik desteği, betiklerle Amarok'unuza daha gelişmiş özellikler ekleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;* Bütünleşik Magnatune müzik dükkânı.&lt;br /&gt;* Değişik ses motorlarını destekler:&lt;br /&gt;o aRts&lt;br /&gt;o GStreamer&lt;br /&gt;o Helix project&lt;br /&gt;o Media Application Server (MAS)&lt;br /&gt;o Network-Integrated Multimedia Middleware (NMM)&lt;br /&gt;o Xine&lt;/p&gt; &lt;p&gt;(kaynak: &lt;a href="http://tr.pardus-wiki.org/Amarok" mce_href="http://tr.pardus-wiki.org/Amarok" target="_blank"&gt;http://tr.pardus-wiki.org/Amarok&lt;/a&gt; )&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-9044587394539870577?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/9044587394539870577/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=9044587394539870577' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/9044587394539870577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/9044587394539870577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/amarok.html' title='Amarok'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-3283470149108417383</id><published>2008-06-05T20:35:00.000-07:00</published><updated>2008-06-05T20:40:51.453-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Cloverfield</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/cloverfield_theatrical_poster.jpg" mce_href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/cloverfield_theatrical_poster.jpg"&gt;&lt;img class="aligncenter size-medium wp-image-28" src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/cloverfield_theatrical_poster.jpg?w=202" mce_src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/cloverfield_theatrical_poster.jpg?w=202" alt="" height="300" width="202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;Canavar filmlerinin artık devrinin kapandığını düşünen birisi oldugumdan genelde izlemem bu tür filmleri. Cloverfield'ı da zaten canavar filminden çok Lost'la alakalı birşey sandığımdan merak etmiş. Canavar filmi olduğunu öğrenince sallamamıştım. En sonunda dün dvdsini buldum ve izledim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Filmin konusu basit: Bir grup genç delicesine eğlendikleri bir partinin ortasında siddetli bir sarsinti binalarini sallar. Catiya ciktiklarindan State Island'a giden vapurlarin bulundugu bolgede (ismini unuttum, gittik gorduk oralari ehe) bir patlama gorurler. Olayi terorist saldirisi falan sansalarda gercekte sehre bir canavar (gerci birden cok oldugu iddia ediliyor.) saldirmistir. Ondan sonra yasadiklari hersey saniye saniye Hud isimli partiyi kayda alan arkadasin kamerasina kaydedilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;a href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/cloverfield17mt3.jpg" mce_href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/cloverfield17mt3.jpg"&gt;&lt;img class="alignleft size-medium wp-image-29" src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/cloverfield17mt3.jpg?w=300" mce_src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/cloverfield17mt3.jpg?w=300" alt="" height="200" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Filmi izleyenleri once ikiye sonra uce ayiracagim. Film gerceklik hissi verilmesi amaciyla el kamerasiyla cekildiginden ciddi bicimde sallaniyor goruntu. Bu sebeple filmi sonuna kadar izleyenler ve izlemeyenler diye ikiye ayiriyoruz seyirciyi. Izleyenlerde "Helal olsun J.J. Abrahams dokturmus" diyenlerle, "Bu ne ya ne basi, ne sonu belli bok gibi filmdi." diyenler diye ikiye ayriliyor. Ben finale kadar zerre midem bulanmadan rahatca izleyen hemide begenen gruptayim. Ona gore yorumluyacagim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Cloverfield bir filmden ote bir deneyim. Filmi yapanlarin amaci, izleyiciyi atmosfere sokmak.. bu yüzden filmde büyük kahramanliklar yada mucizevi kurtuluslar yok! Kovalaniyorsunuz, sehirde güvenli hiçbir yer yok ve eğer kacamamissaniz basitce oluyorsunuz! Film size canavarın nereden geldiğini, neden geldiğini yada nasıl yok edilecegini asla soylemiyor. Filmin icinde bu soruların hicbir cevabi yok. Sadece boyle bir olay size olsa sizin vereceginiz tepkiyi gostermis. Demek isterdim ama maalesef gerek oyunculuk, gerek de ciddi mantik hatalari yuzunden bu his pek verilememis. Misal ben olsam kim olursa olsun arkada birakir hemen kacarim. Ama filmde esas oglan sevgilisini bulmak icin manhattan'in iclerine dogru ilerliyor. Hadi oyle bir kahramanim, gaza geldim gidiyorum. Ne yapar ne eder arkadaslarimi uzaklasitiririm. Oysa filmde arkadaslar elemanla her yere geliyorlar. Evet, bunlar filmin ilerleyisi acisindan zorunluluk, karakterler gelecek ki kamera gelecek, konusmalar olacak, birileri olecek falan. Ancak biraz daha mantikli bir cercevede bunu seyirciye sunabilirlerdi. Misal Blair Witch'in bu sunusu cok basariliydi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ikinci zayif nokta oyunculuklardi. hud'in salak esprileri, esas oglanin kalasligi vs. biraz filme golge dusuruyor ama Malina miydi neyse o super oynadi. Hakkini verelim.&lt;a href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/cloverfieldbc4a0.jpg" mce_href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/cloverfieldbc4a0.jpg"&gt;&lt;img class="alignright size-medium wp-image-30" src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/cloverfieldbc4a0.jpg?w=300" mce_src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/cloverfieldbc4a0.jpg?w=300" alt="" height="182" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Filmin kotu yonleri haric vermek istedigi havayi cok basarili bicimde verdiginden cok begendim. Zaten tek umursadigim bu oldu diyebilirim. Korkmasam da gerildim, kacmak istedim. Kameraman sandim kendimi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir de film onceden cekilen bir kasedin uzerine cekiliyor. Kimi noktalarda bu filmden goruntuler goruyorsunuz. Hem gerceklik katiyor, hem de bazi noktalari cok guzel bu 2. filmin (oraya sonra gelicem)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yani araba tutmuyorsa, yaratik filmlerini seviyorsaniz. J.J. Abrahams babanin bu eserini izleyin mutlaka. A bu arada bahsetmeyi unutmusum. Yaratik hakkinda hic bilgi verilmiyor dedim ama bu amca zekasini yine konusturarak bir suru internet sitesi, film icinde ufak gizler saklamis. Bunlardan benim internette falan bulduklarim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="color:darkred;"&gt;&lt;span mce_ style="line-height: normal;font-size:18px;"&gt;Bundan sonrasi SPOILER!!!!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ilk olarak daha 1. dakikada ekranin sag altinda dharma logosu var. Varsin olsun. Hos bir gonderme olmus diyoruz. (Otesini dusunmek istemiyorum)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ikinci nokta, esas karakterin Japonyada Slusho isimli bir firmada calismaya baslamasi, olay sudur ki Slusho (http://www.slusho.jp/) ve Tagruato (http://www.tagruato.jp/) filmin temelini olusuturan iki firma. Slusho'nun urettigi yeni bir icecegin (sitede reklami falan var) icindeki madde ile Tagruato'nun dunyanin en derin cukurunda bulduklarinin bir baglantisi oldugu soyleniyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/guyfilmingbridgecloverfield.jpg" mce_href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/guyfilmingbridgecloverfield.jpg"&gt;&lt;img class="alignleft size-medium wp-image-31" src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/guyfilmingbridgecloverfield.jpg?w=300" mce_src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/guyfilmingbridgecloverfield.jpg?w=300" alt="" height="184" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ucuncu dikkat edilecek nokta partide kendinden gecmis kanepede uyuyan bir bayan var. Lacivert giysili, mini etekli, sarisin. (ehe dikkatinizi cektim sanirim.) Neyse bu hatun kisiyi ben alkolden sizmis saniyordum filmi izlerken. Ancak ogrendim ki bu hatun Marena'nin, Lily'in ve Hub'un ortak tanidigi birisi. Ustelik sevgilisi Tagrugato'da calisiyormus. Bu abla uzaklardaki sevgilisine bir site uzerinden ne kadar ozledigini anlatan videolar gonderiyor. Sitedeki videolari youtube'da suradan bulabilirsiniz. &lt;a href="http://youtube.com/results?search_query=Jamie+%26+Teddy+&amp;amp;search_type=" mce_href="http://youtube.com/results?search_query=Jamie+%26+Teddy+&amp;amp;search_type=" target="_blank"&gt;http://youtube.com/results?search_query=Jamie+%26+Teddy+&amp;amp;search_type=&lt;/a&gt; Ben hepsini izlemedim. Ilk bolumlerde Teddy (sevgili) uzunca bir suredir ortalarda olmamasindan bunalan Jamie'in (hatun) ne kadar ozledigini anlatan bir kac video var. Ancak dananin kuyrugu son 4 bolumde kopuyor. Sondan 4. videoda Teddy sevgilisine gonderdigi hediye paketindeki SAKIN YEME, Suc kaniti yazili torbanin (5. videoda geciyor paket) icindeki maddeden tadiyor. Son uc bolumdeki yari suursuz yari sinir bozuklugu icindeki ruh hali maddenin etkisi olmali. (bu sahneler beni filmden daha korkuttu.) Son videoda "I'm going Lily's Party" diyerek filmle bagliyorlar. Ayrica sevgilisi Teddy filmde gorunuyormus.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dorduncu nokta filmde bir degil iki veya uc canavar oldugu iddiasi, bu konuda bir suru yazi var, merak eden arayan bulur ancak bende bircok yaratigin olduguna inaniyorum.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Besinci ve sanirim son nokta en sonda. Ilk film bittikten sonra bir iki dakikalik eski kayittan gosteriliyor. Orada okyanusun gorundugu kisimda suda ilerleyen teknenin ustune ve suya dikkatle bakin. &lt;img src="http://kayipdunya.forumup.com/images/smiles/icon_lol.gif" mce_src="http://kayipdunya.forumup.com/images/smiles/icon_lol.gif" alt="Laughing" border="0" /&gt; Urkutucu&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bunlara bakarak, yaratigin uzay-tagruato'nun buldugu madde ile alakasi oldugu acik.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ayrica 2. filmde cekilecekmis. Noolacak gorecegiz.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-3283470149108417383?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/3283470149108417383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=3283470149108417383' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3283470149108417383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/3283470149108417383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/cloverfield.html' title='Cloverfield'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-2387192736094699949</id><published>2008-06-05T20:34:00.000-07:00</published><updated>2008-06-05T20:51:29.438-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post apocalyptic era'/><title type='text'>The Last Stand</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/laststand1.jpg" mce_href="http://nukleerserpinti.files.wordpress.com/2008/05/laststand1.jpg"&gt;&lt;img class="aligncenter size-medium wp-image-33" src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/laststand1.jpg?w=300" mce_src="http://nukleerserpinti.wordpress.com/files/2008/05/laststand1.jpg?w=300" alt="" height="133" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Post Apocalyptic Era'nın en sevdiğim (ve olmasından en çok korktuğum) senaryosu salgın hastalık üzerine herkesin zombiye döndüğü bir evrende kalan insanların yaşam mücadelesi üzerine olandır. Resident Evildı, Land Of the Dead'di derken bu senaryo sinemalarda epeyce işlendi. Hazır henüz popülerken bu senaryo üzerine yapılmış bir flash oyununu sizinle paylaşayım istedim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;The Last Stand, zombi salgını sonucunda bir şekilde hayatta kalan birisini yönettiğimiz bir oyun. Karakterimiz ilk gün yaptığı barikatta geceleri bitmek bilmeyen zombi akınlarını önlemeye çalışırken sabahları silah, cephane, erzak ve hayatta kalanları aramakta veya barikatı onarmaktadır. Oyun iki kısımdan oluşuyor. İlk kısım (yani gece) awsd, space, r ve mouse yardımıyla zombi saldırılarını savuştururken sabahları 12 saatlik süremizi barikat tamiri, silah arama veya kurtulan arama olarak bölüp kullanıyoruz. Bu yönlerden biraz taktik stratejiye de benziyor The Last Stand. Her gece gelen zombilerin sayısının artıp çeşitlerinin değiştiğini düşünürsek bu gündüz vakti harcama kısmı dikkat isteyen bir hal alıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Grafikler bir flash oyununa göre iyi sayılır. Müzik yok ama zombi çığlığı falan da az. Silah sesleri olmasa sessiz bir oyun oynuyoruz sanırdım ama silahları seslendirmişler neyse ki. Bir de esas karakterin günlüğü bir sonraki gece karşımıza çıkacaklar konusunda ipucu içerdiğinden okunabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kısaca zaman geçirmek veya kafa dağıtmak için (yada stress olmak için) güzel bir oyun. Aşağıdaki linkten oyuna ulaşabilirsiniz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;a title="http://www.freewebarcade.com/game/the-last-stand/" href="http://www.freewebarcade.com/game/the-last-stand/" mce_href="http://www.freewebarcade.com/game/the-last-stand/"&gt;http://www.freewebarcade.com/game/the-last-stand/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-2387192736094699949?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/2387192736094699949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=2387192736094699949' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/2387192736094699949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/2387192736094699949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/last-stand.html' title='The Last Stand'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-8679498914274811805</id><published>2008-06-05T20:30:00.001-07:00</published><updated>2008-08-11T17:53:27.732-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çizgi roman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post apocalyptic era'/><title type='text'>FreakAngels</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;img class="aligncenter" src="http://forbiddenplanet.co.uk/blog/wp-content/uploads/2007/08/Warren%20Ellis%20Freakangels.jpg" mce_src="http://forbiddenplanet.co.uk/blog/wp-content/uploads/2007/08/Warren%20Ellis%20Freakangels.jpg" alt="Freakangels" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;23 Yıl önce, İngiltere'de 11 "farklı" çocuk aynı anda dünyaya geldi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;6 yıl önce dünya sona erdi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu hikaye bundan sonrasını anlatıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;a href="http://arabolge.org/"&gt;Arabölge&lt;/a&gt;'den öğrendiğim FreakAngels yukarıdaki cümlelerle başlayan çok güzel bir online çizgi roman. Şubat ayında başlayan roman her hafta yeni bir bölüm eklenerek devam ediyor. Çizimler çok güzel ama hikaye şu an için çok yavaş ilerliyor. İleride ne olur bilemediğimden hikayeye birşey söylemek için erken. Okuduğunu anlayacak kadar ingilizcesi olan herkese tavsiye ediyorum. Aşağıdaki linkten seriye başlayabilirsiniz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;a title="http://www.freakangels.com" href="http://www.freakangels.com/" mce_href="http://www.freakangels.com"&gt;http://www.freakangels.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-8679498914274811805?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/8679498914274811805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=8679498914274811805' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8679498914274811805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8679498914274811805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/freakangels.html' title='FreakAngels'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-853082530375025326</id><published>2008-06-05T20:20:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T20:28:21.343-07:00</updated><title type='text'>Japonya'nın Dünyaya Kazandırdıkları</title><content type='html'>&lt;p&gt;Japonya ve üzerinde yaşayan japonlar acaip insanlardır. KFC'de yemek yerken duvardaki Colonel'in (KFC'nin kurucusu) resminin resmini çekenden, hentailerle gösterdikleri acaip acaip fantezilerine kadar hergün yeni birşeyle beni şaşırtmayı sürdürüyorlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Birkaç ay öncesine kadar japonların şu dünyada sadece iki şeyi becerebileceklerini düşünürdüm. Birincisi taklit etme yetenekleriydi. Bu adamlar bugün teknoloji deviyse Avrupa'nın ve ABD'nin keşfettiği her teknolojiyi taklit edip geliştirerek piyasaya sürmeleridir. İkinci şey ise animeleri oluyor. Özellikle bir iki japon dizisi izledikten sonra rol kesme kabiliyeti sıfır olan japonların yeteneklerini çizgiler üzerinden gösterdiklerini düşünmeye başladım. Death Note, Neon Genesis Evangelion, Claymore ve benim şahsi favorim Lost'dan daha kompleks bir kurgu, Battlestar Galactica'dan daha derin karakterler ve Supernatural'den daha iyi verilen abi-kardeş ilişkisiyle Full Metal Alchemist... (kısmetse yakında bu sayfalara konuk da ederiz FMA'i) Animeleri sayesinde bu adamların rock müzikte de başarılı olduklarını farkettim. Birkaç animeden seçtiğim şarkıları koyayım istedim.&lt;/p&gt;&lt;object width="300" height="80"&gt;&lt;param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/KSh6LfRW1A/aus=false/"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://media.imeem.com/m/KSh6LfRW1A/aus=false/" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="110" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/venomonline/music/F-VcR02B/maximum_the_hormone_whats_up_people/"&gt;Whats up, people! - Maximum The Hormone&lt;/a&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="300" height="80"&gt;&lt;param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/_PcJQUW5JF/aus=false/"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://media.imeem.com/m/_PcJQUW5JF/aus=false/" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="110" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/merithchan/music/AypwoMHY/asian_kungfu_generation_rewrite/"&gt;Rewrite - ASIAN KUNG-FU GENERATION&lt;/a&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Afferim bu yolda devam edin.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-853082530375025326?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/853082530375025326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=853082530375025326' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/853082530375025326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/853082530375025326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/06/japonyann-dnyaya-kazandrdklar.html' title='Japonya&apos;nın Dünyaya Kazandırdıkları'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-579047411461343402</id><published>2008-05-18T11:27:00.000-07:00</published><updated>2008-05-18T11:34:14.477-07:00</updated><title type='text'>Claymore</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_qqscAltARo4/Ru6BDoCIPsI/AAAAAAAADD4/WNFqouLW9UY/s400/claymorewpbs2gc5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_qqscAltARo4/Ru6BDoCIPsI/AAAAAAAADD4/WNFqouLW9UY/s400/claymorewpbs2gc5.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;-Adin ne?&lt;br /&gt;-İsmimi bilmene gerek yok nasil olsa unutacaksın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;Level dergisinin anime sayfasında görüp çizimlerini merak ederek indirmeye başladığım bir anime. Dergideki çizimleri beğensemde genel olarak animenin çizimlerini yetersiz buldum. Özellikle Claymore'ların koşmaları çok komik olmuş. Hiç beğenmedim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca konunun işlenişi konusunda eksiklikler, hatalar var. (Bundan s&lt;/span&gt;&lt;span class="postbody"&gt;onrası SPOILER!!!!!!!!!!!) Clare'in sürekli awakening one olup tekrar eski haline gelmesi, girişinin biraz fazla uzun sürmesi, Yaki mi yoki mi esas oğlanın bu noktalar dışında hiçbir işe yaramaması, Clare ile aşklarının pek işlenmemesi ve özellikle finalde pekçok şeyin havada kalıp çözümlenmemesi izleyiciye "Bu mudur?" dedirtebiliyor. Ancak pekçok noktanın ucunun açık bırakılması gelecek sezonlar için kasıtlı olarak yapıldığını düşünüyorum. (düşünmek istiyorum)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;Artı yönünden bahsedersek bir kere müzikler çok güzel. Giriş müziği olan Nightmare grubunun raison d'etre şarkısı J-Rock'ın başarılı örneklerinden birisi, Animeye de uymuş. Bunun dışında anime içinde de pekçok güzel şarkı var. (Gaydalı taaruz müziği Battlestar Galactica'nın bir şarkısından araklandığını düşünüyorum gerçi)&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.zenime.com/wp-content/uploads/2007/10/claymore26.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 361px; height: 205px;" src="http://www.zenime.com/wp-content/uploads/2007/10/claymore26.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;İkinci artısı aksiyonu çok güzel yaymışlar. Esas kahramanımız Clare'in zayıf bir Claymore olması, savaşlarda zorlandığının seyirciye yansıtılması çok başarılı. Ki Clare de sürekli farklı taktikler uygulayarak, kılıç gücünden çok zekasını (ve yoma güçlerini) kullanarak rakiplerini yenme çabası ilgi çekiyor. "Acaba şimdi naapacak?" diye düşünmeden edemiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizimler biraz zayıf dedim ama Clare ablamı da gayet cillop çizmişler, çizenin eline sağlık bu da bir artı (eheh).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca izlemesi zevkli, ancak aynı dönemde çıkan Deathnote gibi bir animeyle&lt;/span&gt;&lt;span class="postbody"&gt; karşılaştırılınca doğal olarak zayıf kalan bir anime Claymore. Konudaki eksikleri ve finalin zayıflığını görmezden gelebilirseniz mutlaka izleyin derim. Ben çok beğendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz animedeki gruplar ve belli basli karakterlerden bahsedersek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Örgüt&lt;/span&gt; - Claymore'ların halk tarafından verildiği isim olduğunu düşünürsek, bu kadın savaşçılara "örgüt" demek daha mantıklı olacak. Efendim bu hanım kızlarımız öyle yada böyle gönüllü olarak örgüte katılan, Yoma ismi verilen iblisleri (aşağıda bahsedeceğiz kendilerinden) avlamak için içlerine Yoma soyu eklenen bu sayede yarı yoma yarı insan olan savaşçılardır. Bu ekleme işlemine sadece kadınlar dayanabildiğinden tümüyle kadınlardan oluşur. Hepsinin gözleri gümüş rengidir. Bu nedenle halk arasında "Gümüş Gözlü Cadılar" olarak da bilinirler.&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_qqscAltARo4/Ru6BDYCIPqI/AAAAAAAADDo/Y_qEFOmCT6E/s400/claymoredg4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_qqscAltARo4/Ru6BDYCIPqI/AAAAAAAADDo/Y_qEFOmCT6E/s400/claymoredg4.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;Yoma güçleri onlara normal insanlara göre daha iyi refleksler, daha fazla güç ve hız kazandırır. Günlerce yorulmadan yürüyebilir, çok az su ve yiyecekle yaşıyabilir. Çok ağır yaralarını, kopan uzuvlarını da yoma güçleri sayesinde iyileştirebilirler. İnsan yarıları da yoma tarafının iştahını bastırır. Ayrıca yomalarda olmayan merhamet hissini de sağlar. Ayrıca Yoma güçlerini kullandıklarında gözleri tıpkı yomalar gibi sarı renk kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her bir Claymore'un Yoma yarısından kazandığı, Yoki denilen güçlere sahiptir ayrıca. Heroes'da olduğu gibi her savaşçının yokisi farklıdır. (Kimisi daha hızlı kılıç kullanır, kimisi kilometrelerce öteden Yokileri tespit edebilir, kimisi kas gücünü arttırır vs.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu güçlerin örgüt savaşçıları üzerinde korkunç bir etkisi daha vardır. Yoma güçlerini kullandıkça insan yarıları daha zayıflar, en sonunda bu kadınlarda Yoma'ya dönüşmeleri kaçınılmazdır. (ve genelde başka bir savaşçı tarafından öldürülürler)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgüt içinde sıkı bir hiyerarşi hüküm sürer. Her bir savaşçı yeteneklerine göre bir numara kazanır. Avları genelde tek başlarına sürdürselerde toplu çatışmalarda takımları üst numaralı savaşçılar yönetir. Falan filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de savaşçı kısımı dışında maliye, teçrizat, casusluk ve üst düzey kararları alan genelde erkek tiplerden oluşan başka elemanlarda vardır. Anime boyunca pek bir olaylarını görmedim maalesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yoma&lt;/span&gt; - Hikayenin geçtiği evrende insanlarla beslenen iblisimsi yaratıklardır. Acımasız, hızlı ve ölümcüldürler. Kanları iğrenç bir mor tonunda, sarı gözlü 2 metre civarında tiplerdir. İnsanların şekillerini taklit ederek aralarına sızmayı başarırlar. (Ki en kötü özellikleri budur bence kolay kolay tespit edilemezler.) Sıradan bir insanın bir yoma karşısında başarı kazanması çok düşük bir olasılıktır. Yomaların kendi aralarında ayrı tipleri vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:green;"&gt;1.Standart Yoma:&lt;/span&gt; Hehe valla yomaların en gariban olanları bunlar sanırım. Genelde tek takılırlar, grup halinde bile çok başarılı değillerdir. Clare bile bunları üçer beşer doğruyor siz düşünün işte.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:green;"&gt;&lt;br /&gt;2.Obur yiyici&lt;/span&gt;: Orjinali aklıma gelmedi, türkçe çevrimini koydum. Yomaların biraz daha gelişmişi. Hem zeki hem atik hem de güçlü. Claymore'ları teketekte epey zorlar. Kolay rakip değildir vesselam.&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.jamaipanese.com/gallery/thumbs/lrg-181-claymore_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.jamaipanese.com/gallery/thumbs/lrg-181-claymore_2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:green;"&gt;3.Uyanmış Varlık&lt;/span&gt;: Bu abi/ablalar örgütün ilk denekleri olan erkekler ve yoma güçlerini kontrol edemeyip sınırı aşan kadın savaşçılardan oluşur. Çok çok güçlü, öldürülmesi çok zor yomalardır. Örgüt bu yaratıklara karşı tek haneli bir savaşçı liderliğinde üçlü veya dörtlü takımlar yollar. Yine de başarısız olup katledilen claymore çoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:green;"&gt;4.Derinlerin Sakini veya Derinlerin Efendisi gibi birşey. &lt;/span&gt;Bunlar en üst düzey Yomalar olup Uyanmış Varlıklardan oluşan orduları hükmederler. Sadece 3 tane olmalarına karşın bir tanesi bile ilk 10-20 numaradaki claymoreların tümüne denk güce sahiptir. (Diye düşünüyorum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Claymore:&lt;/span&gt; Daha önceden bahsetmiştim ama bir dipnot düşeyim. Claymore aslında örgüt savaşçılarına verilen üzerlerinde savaşçının özel simgesinin bulunduğu geniş ağızlı kılıçlardır. Halk üşenmiş ki savaşçılara da claymore ismi vermiş sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karakterler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Clare:&lt;/span&gt;Esas kızımız, 47 numaralı claymore savaşçısıdır. Ailesi Yomalar tarafından katledildikten sonra o zamanlar örgütün bir numarası olan Teresa'nın, Teresa başlarda istemese de, yanına sığınır. Teresa'nın uyanmış varlığa dönüşen 2 numaralı savaşçı Prishia tarafından öldürülmesi üzerine intikam almak için örgüte katılır ancak kendi içine bir Yoma soyunu değil, Teresa'nın soyunu yerleştirir. (Yani 1/2 değil 1/4 yomadır.) O yüzden diğer Claymore'lara göre zayıf, hatta eziktir. Bir kasabada yanına yapışan kimsesiz Yaki'yi kendi çocukluğuna benzetip yanına alır. Onu korur, sever (hatta dudaktan öper bile el kadar sabiyi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Raki:&lt;/span&gt; Kasabasına gelen Claymore'a yakın davranan tek insandır. Ailesi yomalar tarafından katledilince kasabadan sürülür. Clare'in yanına sığınır. Ona aşık olur. Sürekli "Seni koruyacam kleyrım. Bir daha savaşmıyacaksın, evinin gadını olacaksın" tarzı maço laflar etsede dananın kuyruğunun koptuğu tüm bölümlerde (aksiyon, savaş vs.) bir köşeye sinip ağlayan bir tiptir. Çirkinde ağlar. Sevmiyorum kendisini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Teresa The Faint Smile :&lt;/span&gt; Kendisi örgütün gelmiş geçmiş en iyi savaşçısıdır. Savaşırken sürekli alaycı bir tebessümü yüzünden eksik olmadığından "Soluk Gülümseyen" Teresa olarak bilinir. Clare ile çok yakındır. Bir köye saldıran haydutları öldürüp örgütün "insanlara zarar vermemek" kuralını çiğnediği için ölüme mahkum edilir. Kendisinden sonra gelen 3 savaşçıyı neredeyse hiç yoma güçlerini kullanmadan hacamat etmiş, ancak kendini kontrol edemeyerek Uyanmış Varlık'a dönen 2 numaralı Prishia tarafından bir saniyelik gardını indirdiği anda öldürülmüştür. Kendisi animenin en süper çizimidir. Hastasıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Prishia:&lt;/span&gt; Örgüte girer girmez 2 numarayı alan ancak ilk savaşında Teresa karşısında güçlerini kontrol edemeyerek Uyanmış Varlığa dönüşen bir Claymore'dur. Teresa'yı öldürdüğü için Clare'in için için intikam almak istediği kişidir. Raki ile bir ilişkileri bile vardır. Çok çok çok güçlü bir Yoma.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-579047411461343402?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/579047411461343402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=579047411461343402' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/579047411461343402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/579047411461343402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/05/claymore.html' title='Claymore'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qqscAltARo4/Ru6BDoCIPsI/AAAAAAAADD4/WNFqouLW9UY/s72-c/claymorewpbs2gc5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-5836780030413114595</id><published>2008-05-16T20:36:00.000-07:00</published><updated>2008-05-16T20:38:59.805-07:00</updated><title type='text'>Last.fm</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://blogs.zdnet.com/open-source/images/lastfm-logo.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 230px; height: 171px;" src="http://blogs.zdnet.com/open-source/images/lastfm-logo.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.last.fm/" target="_blank" class="postlink"&gt;http://www.last.fm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siteye üye olup küçük bir plugin indiriyorsunuz. Winamp/Win Media Player neyle dinliyorsanız plugin dinlediğiniz parçaları topluyor ve siteye isimlerini gönderiyor. Kolayca neyi çok dinlediğiniz istatistiğine sahip olurken aynı zamanda site bir miktar parça dinledikten sonra size baya güzel önerilerde bulunuyor (bak bu grupta senin müzik zevkine yakındır. gibi) müzik zevki size yakın insanları toplayıp komşunuz yapıveriyor. (bir nevi başgöz etme )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de üstüne radyolarında şuna benzer grupları çal dediğinizde öküzümsü djlik yapıp insanı deli ediyor. Benzer grupları ard arda döşüyor... Ancak kaç senedir hala düzene sokabilmiş değiller. Heavy Metal deyip black metalden rap'e kadar ne varsa çalıyor. Sinirlerinizi bozabiliyor.&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.seomoz.org/img/web20/screenshots/lastfm.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.seomoz.org/img/web20/screenshots/lastfm.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;Hatta tüm bunların dışında en son ne dinlediğinizi gösteren imageler de yaratabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hatta kendi kişisel blogunuzu oluşturabilir. Arkadaşlarınıza mesajlar atabilir, hiç bilmediğiniz gruplar hakkında bilgi alabilir, şarkılarından kısa kupleler dinliyebilir, şehirinize gelecek gruplar, festivallerden haberdar olabilir, kendi sayfanızdan başkalarının haberdar olmasını sağlıyabilir, grup kurabilir veya mevcut bir gruba girebilir, vidoe ve şarkılarınızı paylaşabilir ve daha pekçok şey yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim sayfa burada;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://last.fm/user/slartan/" target="_blank" class="postlink"&gt;http://last.fm/user/slartan/&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-5836780030413114595?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/5836780030413114595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=5836780030413114595' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5836780030413114595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/5836780030413114595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/05/httpwww.html' title='Last.fm'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-8374615854344248965</id><published>2008-05-16T20:27:00.000-07:00</published><updated>2008-08-17T20:43:35.088-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>Ayreon - The Human Equation</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/c/cc/Ayreon_-_Human_Equation.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 273px; height: 273px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/c/cc/Ayreon_-_Human_Equation.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div id="word2click"&gt;&lt;br /&gt;Ayreon aslında bir grup değil daha çok bir proje. Metal Müzik Camiasının Abromoviç'i diyebileceğimiz, onlarca enstruman çalabilen, şarkı sözü yazan, besteliyen ve hatta okuyan Arjen Lucassen'in oldukça yaratıcı bir projesi. Şöyle ki gruptaki tek sabit eleman kendisi. Diğer tüm elemanlar (vokal (hatta vokaller) baterist, basist, elektro vs. vs.) konuk olarak katılıyor. Ayreon'un diğer bir özelliği de her albümünün konsept yani bir hikayeyi anlatması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Human Equation'a dönersek. Albümde tam 11 vokal yer almakta. Ki bu vokallerin pekçoğu ünlü gruplarda şarkı çığırmakta (Mesela benim bildiklerimden Dream Theatre'ın vokali James Labrie ve Opeth'in vokali Mikael Akerfeldt gibi) Sadece söz yazımı tam 2 yıl sürmüş. Klavyeden gaydaya onlarca farklı enstruman kullanılmış. Sözlerin sırıtması dışında hiçbir kusuru yok diyebilirim albüm için ama özellikle konusu kesinlikle en büyük özelliği...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.prog4you.com/cd-reviews-07-04/ppic-ayreon-arjen-2004.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.prog4you.com/cd-reviews-07-04/ppic-ayreon-arjen-2004.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdi albümde esas karakter Me (James Labrie) bir trafik kazası geçirir ve komaya girer. Ancak kazanın neden olduğu bilinmemektedir. (Gündüz vakti ve boş bir yolda geçirdiğini öğreniriz bir şarkıda) Hikayede adamın komada geçirdiği 20 günü konu almaktadır. Hastanede yatağının başında karısı (Marcela Bovie... canım...) ve en yakın arkadaşı (Arjen Lucassen) uyanmasını beklerken, Me (yani "ben") kim olduğunu hatırlamaya çalışmakta ve kendi içinde her biri kendisinden ayrılıp birer kişilik (ve ses) kazanan duyguları ile mücadele etmektedir. Bu mücadele sırasında geçmişten kazaya kadar olan herşey yavaş yavaş açığa çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye aşağı yukarı bu (pek ilgi çekecek şekilde anlatamadım o da benim kusurum.) komadaki her gün ayrı bir şarkı şeklinde sunulmuş. Açıkçası her duygunun ayrı bir vokal tarafından seslendirilmesi çok güzel olmuş. Örneğin benim favorim olan Day eleven: Love şarkısında Me'nin karısı ile tanışması birbirine üstünlük kurmaya çalışan duyguları ile anlatılınca çok hoş olmuş. Ben dinlerken gaza geldim, hüzünlendim, sinir oldum. Sonunu bir film izler gibi merakla bekledim. (tahmin ettiğim gibi çıktı ya neyse...) Sırf bu yüzden bile, yani bir albümden çok tiyatro oyununa benzediğinden dolayı baş tacı ettim. Mutlaka dinleyin. Kesinlikle pişman olmazsınız.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-8374615854344248965?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/8374615854344248965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=8374615854344248965' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8374615854344248965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/8374615854344248965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/05/ayreon-human-equation.html' title='Ayreon - The Human Equation'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-6689811975813718510</id><published>2008-05-16T20:16:00.000-07:00</published><updated>2008-06-14T20:03:10.581-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mizah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='post apocalyptic era'/><title type='text'>Dr. Strangelove or How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://infolab.stanford.edu/%7Eprasanna/dmc/collapse/drstrangelove.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 261px; height: 369px;" src="http://infolab.stanford.edu/%7Eprasanna/dmc/collapse/drstrangelove.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;İnsan denilen canlı tuhaf bir yaratıktır. Önce çok önemli bir buluş geliştirirler (atom enerjisi) sonra bir tipitip bundan silah olarak yararlanmanın yolunu bulur. (Atom bombası) Ardından bütün büyük devletler deli gibi bu silahtan yaparlar ve birbirlerini bu silahlarla saldırmakla tehtid ederler. (Soğuk Savaş) Bütün insan ırkı kendi yarattığı bir silahın oluşturduğu paranoyayla yıllar boyu yaşar ancak bu paranoyayı durdurmak istese elindedir. Üstelik o kadar acaiptir ki bu insanoğlu, yarattığı bu paranoyayı kitaplara, filmlere ve oyunlara konu olarak kullanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte büyük Usta Stanley Kubrick "Dr. Strangelove or How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb" isimli başyapıtı bu korkuyu ince bir mizah anlayışıyla ele alıyor. Peter George'un "Red Alert" romanından uyarlanan filmi önce gerilim-bilim kurgu olarak düşünen Kubrick daha sonra komedide karar kıldı. Film, seyircisini ağlanacak haline güldürme niyetindeydi ve bunu fazlasıyla başarıyordu. Tabii bu noktada Peter Sellers, George O. Scott ve Sterling Hayden gibi yetenekli oyuncularında payı büyüktü. Ozellikle Peter Sellers oyunculugunun doruguna cikmis tam 4 ayri karakteri canlandirmistir bu filmde.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.cinematographers.nl/GreatDoPh/Films/DrStrangelove3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.cinematographers.nl/GreatDoPh/Films/DrStrangelove3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;1960’ların ortalarında Amerika ve Rusya arasındaki soğuk savaş iyice kızışmıştır. Ancak beklemek yerine ilk vuran olmak isteyen, sovyetlerin içme suyuna floroid karıştırarak kendilerini yok etmek istediklerini düşünen ve bu yüzden sadece yağmur suyu içen komutan Jack D. Ripper birgün askeri üsttünün bütün iletişimini kapatır ve emrindeki hidrojen bombası taşıyan uçakları Sovyetlerdeki hedeflere yollar. Durumu farkeden yardımcısı Mandrake’yi de rehin alır. Bombaların yola çıktığını öğrenen Amerikan Başkanı, tarihe nükleer savaşı başlatan salak olarak geçmek istemediğinden Ripper’ın üsttüne orduyu yollarken bir yandan Sovyetler Birliğine bu durumda hiçbir sorumluluğu olmadığını anlatmaya çalışır. (Burada Amerikan Başkanın zilzurna sarhoş Sovyet Liderine derdini anlatmaya çalıştığı sahne süperdir.) Ancak Amerikan Başkanın bilmediği Sovyetlerin böyle bir duruma karşı ellerindeki bütün nükleer silahları otomatik ateşleyecek “Doom-Day Machine” yaptıklarıdır. Eğer tek bir bomba bile atılırsa nükleer felaket başlıyacaktır. Bu arada bu durumu farklı yorumlayanlar da yok değildir. General Turgidson’un “Olan oldu artık. Hem belki biz kazanırız!” değişi bir yana eski Nazi Dr. Strangelove’un bu nükleer felaketi sığınaklara toplanacak üstün insanlar ile genel kapsamlı bir arındırma olarak gölmesi çılgıncaydı. Bu sırada Savaş odasından binlerce kilometer ileride Teksaslı pilot King Kong, olanlardan habersiz bombalarını bırakmak için Rusya’nın derinliklerine ilerlemektedir. (Filmin en vurucu sahnelerinden birisi olan bombanın üstünde rodeo yapan King Kong’u (hala var mi bilmiyorum) Dream Tv’nin popcorn progrmaı jeneriklerinden çıkartabilirsinz.)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.extrememortman.com/wp-content/uploads/2006/07/Dr.%20Strangelove.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.extrememortman.com/wp-content/uploads/2006/07/Dr.%20Strangelove.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;Soğuk savaş yılları bize çok yabancı gelsede bu dönemdeki paranoyayı, savaş tutkusunu, düşmanlıkları ve Amerikan emperyalizmini çok iyi işlemiş ve başarıyla eleştirip alaya alan bir film Dr. Strangelove. Büyük Üstat S. Kubrick’in bana gore dönüm filmi. Mutlaka izleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not:Bu film ayrica mukemmel oyun Fallout'un da en buyuk esin kaynagidir. Hatta pipboy birebir Dr. Strangelove karakterinden karikaturize edilmistir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-6689811975813718510?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/6689811975813718510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=6689811975813718510' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6689811975813718510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6689811975813718510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/05/dr-strangelove-or-how-i-learned-to-stop.html' title='Dr. Strangelove or How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-4317478253364043106</id><published>2008-05-12T21:00:00.000-07:00</published><updated>2008-08-11T17:53:02.150-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çizgi roman'/><title type='text'>Iron Man &amp; Spiderman &amp; Hulk bir arada!</title><content type='html'>Spiderman'i eminim hepiniz cizgi romanlarindan veya filmlerinden biliyorsunuzdur. Iron Man'in de filmi sinemalarda deli gibi para basiyor su siralar. (Ayrintili tanitim ve inceleme pek yakinda) The Incredible Hulk'da yaza yakin sinemalari sarsacak (Hulk smash!).  Nette gezinirken ucunun beraber abidik gubidik model robotlarla savasarak Manhattan'i kurtardiklari cok guzel bir video buldum. Cok begendim videoyu. Yalniz bu marvel evreninde yasasam kesinlikle Manhattan'dan ev almam. Butun psikolojik problemi olan super dahi  ve super kotuler manhattan'a saldiriyor. Dunya'da baska yer mi kalmadi arkadas?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="420" height="257"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x44krk&amp;amp;v3=1&amp;amp;related=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x44krk&amp;amp;v3=1&amp;amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="420" height="257"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x44krk_iron-man-spiderman-hulk-cool-animat_fun"&gt;Iron Man Spider-Man Hulk cool animation&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Uploaded by &lt;a href="http://www.dailymotion.com/RenaudMan"&gt;RenaudMan&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-4317478253364043106?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/4317478253364043106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=4317478253364043106' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4317478253364043106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4317478253364043106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/05/iron-man-spiderman-hulk-bir-arada.html' title='Iron Man &amp; Spiderman &amp; Hulk bir arada!'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-6986077251395259442</id><published>2008-05-12T20:18:00.000-07:00</published><updated>2008-08-17T20:44:13.189-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teknoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inceleme'/><title type='text'>IPod Nano</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.zamazing.org/imaj/PsyDreams/nano.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.zamazing.org/imaj/PsyDreams/nano.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Emektar mp3 calarim Creative Zen Neeon'un bu sene basinda sagdaki menu kontrol tuslarinin iflas etmesi uzerine (ki bu tasarim hatasina Creative hemen uyanmis, bir sonraki nesilde Apple'in tasarimina benzer birsey yapmisti.)  epey bir suredir yeni bir mp3 calar aramaktaydim. Aslinda iyi kotu epey zaman gecirdigimizden dolayi aklimda Creative'in vision serisinden bir mp3 calar vardi ancak gizliden gizliye de Ipod'la kesismekteydim. (liseli kizlarin ask hikayeleri gibi anlatiyoruz. :)) Sonunda dayanamadim 207 dolari (vergisi dahil) basip IPod Nano'yu evime telli duvakli gelin olarak getirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.slipperybrick.com/wp-content/uploads/2007/09/new-ipod-nano-video-launches.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.slipperybrick.com/wp-content/uploads/2007/09/new-ipod-nano-video-launches.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ilk etkilendigim nokta aletin inanilmaz kucuklugu ve inceligi oldu. Creative'de epey kucuk ve kullanisli mp3 calarlar piyasaya surdu ama kesinlikle Ipod Nano sektorunde bu konuda lider. Inceligi 1-1,5 cm ha var ha yok. Uzunlugu maksimum 6 veya 7 cm gibi gorunuyor. Kredi kartindan biraz kucuk, biraz daha kalin bir alet yani. Tugla kivamindaki Microsoft Zune ve onun biraz kucugu Creative Zen serisinden sonra ilac gibi geldi. Yalniz bunun sorunu da cebinize falan koydugunuzda kaybetme korkusu yasamaniz. "Nerde lan dustu mu yoksa?" diyebiliyorsunuz. Buradan notunu kirdim biraz ehehe :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aletin firmware denilen yazilimi gayet kullanisli, istenilen sarkiya ulasmak, kafaniza gore listelemek gayet kolay olmus. Hele creative'in takoz otesi firmware'ini kullanmaya alismis birisi olarak "Oha adamlar yapmislar" dedim resmen. (bilmeyenler icin creative'in firmware'i zirt pirt kitlenen, bir sarkiya ulasmak icin tum listeyi taramaniz gerektigi, dosyalama disinda pek bir kolaylik saglamayan bir yazilimdi.) Tasariminin sadeligi yaninda sarkilariniz calirken, eger eklerseniz, album kapagi golgeli falan gorunuyor. Hos olmus. Haa cok sade falan diyorsaniz ipodlinux, rockbox gibi firmwarelar da kullanabilirsiniz ona sonra gelecegim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aletin kucuklugu ve kullanisliginin yaninda bence oldukca tatmin edici bir ses cikisi var. Kulakligi falan oldukca sik, ilk aldigimda kulaklik tam oturmuyor saniyordum ama megerse problem bendeymis. Gayet saglam oturuyor yerine, bir yere takarsaniz kabloyu kopartmaniz mumkun aman diyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.crunchgear.com/wp-content/uploads/ipodnanoandzenplus.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.crunchgear.com/wp-content/uploads/ipodnanoandzenplus.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Peki bu Ipod denilen nanenin hic mi kusuru yok. Var, epey var hemde. Oncelikle "havadaki toz"dan cizilen bir tasarima sahip. Creative Zen Neeon'un piyano cilasi tarzi on ve arka yuzu rezaletti ama ipod'un bundan pek eksigi yok. 25 dolar verip bir kilif alabilirsiniz ama insan sunun kutusuna dandik bir kilif koymaz mi sayin apple yetkilileri? Creative koyuyor, microsoft da koyuyor, bi akilli siz misiniz "eheheh kilif isinde iyi para var hacu" diyerek sagiyorsunuz kullanicilariniz? Neyse Apple'in bu kusuru hep vardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra sarkilari yuklemek icin itunes'a ihtiyac duyuyor ki benim en sinirimi bozan tarafi bu oldu. Simdi creative'e o kadar bok attim ama sarki yuklemek vs. soz konusu olursa otesini de tanimam. Ipod'un itunes'u gayet iyi bir media player ve basarili bir tag editoru olsa da bana cok hantal geldi. Ancak microsoftun zune icin yaptigi program kat kat hantal ve kotu. Zune almayi dusunuyorsaniz aman diyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrica wma, mp3 disinda kendiliginden actigi bir ses dosyasi yok. Ben cok dert etmem ama eden varsa uyarayim. Haa bir de .mov dosyalari haricinde video dosyasi acmiyormus. Henuz videoyu test etmedim. (yarim yamalak bir test yapip yazi yaziyorum, adam olmayacagim hic... :) Kesin birsey diyemiyorum. Haa bunlarin cozumu var ona da gelecegiz. (AZZ SONRAAA!!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haa itunes'a laf attim ama benim gibi last.fm hastalari icin dinlediginiz sarkilari kaydetip scroplama ozelligi var. Benim last.fm listemde 7500 sarki dinlemis gibi gorunuyorum ama mp3 calarimla kafadan 20000 dinlemisimdir 2005'den bu yana. Onlari listeye ekleyemedigime yanardim ama ipodla bu derdim sona erdi. Cok yasa apple!&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.ixbt.com/short/images/iDoom_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 298px; height: 223px;" src="http://www.ixbt.com/short/images/iDoom_2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Simdi ikidir erteledigimiz noktaya. Ipod'la beraber gelen firmware'i degistirebiliyorsunuz sevgili arkadaslar. Nette rockbox, ipodlinux gibi firmware'ler mevcut. Bunlar acik kodlu yazilimlar oldugundan kullanmak veya yuklemek illegal de degil. Peki bu yazilimlar ne yapar? Apple'in standart firmware'inin acamadigi dosyalari (avi, divx vs.) acar, bir suru oyun oyun yukleyip oynayabilirsiniz. Daha onlarca sey. (Adamin teki ipodunda doom oynuyordu, ohannes diyerek izledim. videosunu bulursam koyarim.) Tabi bu yazilimlari kurmak ve begenilmezse (ki bazen zorunluluktan siliniyor cunku bir takim buglar iceriyormus bu yazilimlar) silmek icin birazcik bilgisayar bilgisine sahip olmak lazim. Bozarsaniz beni suclamayin yani ehe...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kissadan hisse ben begendim aleti, en buyuk sikintisi cok cabuk cizilmesi olarak gorursek, piyasada bulabileceginiz silikon kiliflara azcik para odeyip bu dertten kurtulabilirsiniz, cok kaliteli, guzel alet bu Ipod Nano. Ipod Touch almayi dusunuyordum ama gerek gormedim. Hic de pisman degilim. Eger mp3 calar almayi dusunuyorsaniz bence ilk bakmaniz gereken urun ipoddur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-6986077251395259442?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/6986077251395259442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=6986077251395259442' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6986077251395259442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/6986077251395259442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/05/ipod-nano.html' title='IPod Nano'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3598610706991194473.post-4218149846546165673</id><published>2008-05-08T22:24:00.000-07:00</published><updated>2008-08-17T20:44:41.880-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Nükleer Başlıklı Kız</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_hHXWqYd7Wu4/SCPkV-V40ZI/AAAAAAAAABk/aP641z7Xd0g/s1600-h/nbk_logo_hemde_R_li.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_hHXWqYd7Wu4/SCPkV-V40ZI/AAAAAAAAABk/aP641z7Xd0g/s320/nbk_logo_hemde_R_li.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198249461078872466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Simdi blogun basligini bu gruptan aldim sanabilirsiniz ancak nukleer serpinti'nin ingilizce karsiligi Fallout'dur. Fallout'da benim bugune kadar oynadigim, hayatimda derin izler birakan ote oyunlardan birisidir, karisiklik olmasin. Grubun ismini begendim bu arada, onlardan once bulsaydim direkt araklar koyardim buraya. Kismet degilmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, &lt;span&gt;Nükleer Başlıklı Kız Ankarali rock gruplarindan birisi (turk metal-rock gruplarinin buyuk cogunlugunun Ankara'dan cikmasi bir arastirma konusu olmasi lazim. Baska bir yazida irdeleriz artik.:)) 2005 sonbaharinda kurulan grup 2006'da Nokiasupersound yarismasinda ilk ona girmis, 2007 Sony Ericsson UniStar yarismasinda da birinci olmuslar. Ozellikle isimleri ve logolari cok ilgimi cekti. Netten indirebildigim iki sarkisindan aldigim izlenimler cok olumlu. Muzikal olarak saglam bir altyapilari var, vokalleri Billur'un da billur gibi sesi varmis. (kendisi de cok guzel Simone Simons kadar olmasin:) Kisaca geleceginden umitli oldugum, "Bunlar patlama yapar hacu" dedigim bir rock grubu Nukleer Baslikli Kiz. Dinleyin, dinletin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not:Netten yayinladiklari iki sarkiyi bu adresten dinleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://nukleerbasliklikiz.com/down.htm&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3598610706991194473-4218149846546165673?l=nukleerserpinti.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/feeds/4218149846546165673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3598610706991194473&amp;postID=4218149846546165673' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4218149846546165673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3598610706991194473/posts/default/4218149846546165673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nukleerserpinti.blogspot.com/2008/05/nkleer-balkl-kz.html' title='Nükleer Başlıklı Kız'/><author><name>Slartibartfast</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16008861039962846726</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img49.imageshack.us/img49/5907/dsc00757yj6.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_hHXWqYd7Wu4/SCPkV-V40ZI/AAAAAAAAABk/aP641z7Xd0g/s72-c/nbk_logo_hemde_R_li.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
